Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Bu zamanda bir takım şuursuz insanları kürklendirmek için vizon çiftlikleri işletip para kazanmak vahşet, korona yüzünden katledilen 3 milyon hayvanı bir de üstüne yakmak daha büyük vahşet.

Dünyanın en büyük kürk üreticilerinden Danimarka’da 17 milyon vizon için infaz emri var. Nedeni, vizonlarda koronavirüs mutasyonu tespit edilmiş olması. Mutasyon, beklenen aşıların etkisini azaltabileceği için çok riskli. Aşı programını sekteye uğratmamak için katliama girişiyorlar. Ama bugüne kadar öldürdükleri hayvanların gazdan şişen cesetleri yüzeye çıkmaya başlayınca katliamı durdurdular.

Vizonlar toplu mezarlara gömülürken...

Şimdi cesetleri yaksak mı diye düşünüyorlar. Meclis onayı olmadan vizon kıyımına başlandığı için itlaf eylemi zaten yasaya aykırı. Skandal, Tarım Bakanı Mogens Jensen’i istifaya götürdü, Başbakan Mette Frederiksen iki gözü iki çeşme çiftlikleri turluyor özürler diliyor, Danimarka basını da hiç utanmadan “Zombi vizonlar” diye eğlenerek manşetler atıyor. Hükümetin üzüntüsü hayvanların ölümüne değil elbette. Hem çiftçilerin uğradığı büyük zarar nedeniyle, hem de acele edip yanlış itlaf yaparak çürüyen cesetler nedeniyle su kaynaklarını tehlikeye soktukları için çok üzgünlermiş.

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen

Kovid-19’un hayvandan bulaşan zoonotik bir hastalık olduğu başından beri biliniyor ve hayvanlara etik muamele için mücadele eden PETA gibi örgütler başından beri uyarıyor; egzotik deri ve kürk endüstrisi vahşi hayvanları insanlık dışı sıkışık ve pis koşullarda yetiştirip katletmeye devam ettiği sürece, insanoğlunun karşısına koronavirüs gibi daha nice öldürücü mikroplar çıkabilir! Önceki bilinen örnekleri salmonella, E coli, trişinella ve çanta-kemer-ayakkabı uğruna katledilen timsahlardan bulaşan Batı Nil virüsü. Kürk çiftliklerinde, kemirgenlerden insana bulaşan bakteriyel bir hastalık olan tularemiye de rastlanıyor. Hayvanların dışkı ve her tür sıvıları birbirine karışarak kafesler içinde tutulduğu çiftlikler ölümcül hastalıklar için mükemmel zemin oluşturuyor. Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi CDC’ye göre bugüne kadar bilinen bulaşıcı hastalıkların yüzde 75’i hayvan kaynaklı.

Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü OiE’nin verilerine göre SARS-CoV-2 virüsünün insandan çiftlik vizonlarına ve vizondan insanlara kolaylıkla bulaştığı tespit edildi; ancak vahşi doğada bulaş ihtimali neredeyse yok gibi. Çiftlik koşullarında ise virüs mutasyon yoluyla yayılmaya devam ediyor, bu da virüsün yeni bir türe adapte olduğunu gösteriyor ve insana bulaşması halinde şu ana kadar üretilen mevcut aşıların etkisiz kalmasına yol açabilir. Pandemide bu yeni felaket haberinin nedeni kürk oburluğu ve bu düşkünlükten elde edilen kazanç. Şimdi Danimarkalı vizon çiftlikleri çok mağdur ya, Başbakan Frederiksen’in de istifasını istiyorlar. Kadın çiftlik ziyaretine tepeden tırnağa koruma giysileriyle gittiği için bir de çemkiriyorlar. Koronavirüs bulunmayan ve tüm vizonların öldürüldüğü bir çiftlikte aşırı korunaklı görünmesi eleştiriliyor.

KEDİ KIYIMININ MANTIKSIZLIĞI

Hayatlarını vahşi doğadan uzak kafeslerde geçiren vizonlar tutsaklıkta kendi bacak ve kuyruklarını kemirecek kadar deliriyor ve kürk olmaya giderken zalimce öldürülüyorlar; zehirlenip gazlanarak ya da boğularak ve hatta kürkleri diri diri yüzülerek.

Danimarka’daki vizonların da sonu zaten ölümdü. Fakat beteri de var. Bilime aykırı olduğu halde o çiftliklerde fare ve diğer zararlılara karşı tutulan kedilere de koronavirüs bulaştı diye kıymışlar. Vizon çiftliklerinin bulunduğu Jütland bölgesinin yerel gazetesi Dagbladet Holstebro-Struer’in haberine göre, yedi ayrı çiftlikte 33 kedinin 12’sinde test pozitif çıkmış. Rakam vermemiş ama çok sayıda kedinin öldürüldüğünü yazıyor gazete. Milyonlarca vizondan bahsetmiyoruz, birkaç kediyi barınakta tecritle tedavi etmeye çalışmamışlar. Dünyada 1.5 milyona yakın insan koronadan öldü, üç beş kedi de gitse ne olur demeyin. Danimarka 942 vizon çiftliğiyle dünyanın en büyük vizon kürkü üreticisi, global kürk satışlarının yüzde 40’ı Danimarka’dan, yıllık gelir 650 milyon Euro’yu buluyor. Bir avuç kediye bakma imkanları olsa gerek.

Pandeminin başından bu yana edinilen bilimsel verilere göre de kedilerin öldürülmesinde bir mantık yok. CDC’ye göre bugüne kadar dünyanın çeşitli ülkelerinde çok az sayıda kedi ve köpekte “SARS-CoV-2” tespit edildi. Evcil hayvanlara insanlardan bulaştığı kesin. Kedilerin, vahşileri de dahil yüzde 80 – 90’ında çoktan beri yaygın görülen koronavirüsün (feline coronavirus - FcoV) yanı sıra Kovid-19’a neden olan virüsü de kapabildikleri anlaşıldı, ancak virüsü insana bulaştırdıklarına dair bilgi yok. CDC insanı korumaktan ziyade ev hayvanlarına bulaşın önlenmesi amacıyla özellikle kedilerle temasın azaltılmasını tavsiye ediyor.

ZÜRAFAYI ASLANLARA YEDİRDİLER

Fakat iş hayvan öldürmeye gelince Danimarkalıların mantığı farklı işliyor. Kopenhag Hayvanat Bahçesi’nde Marius’un başına gelenler gözümün önünden gitmiyor. Marius 2 yaşında genç bir erkek zürafaydı. Tutsaklıkta dünyaya gelmişti, aynı bahçenin tutsaklığında yaşayan diğer erkek zürafalarla aynı gen havuzundandı, üreme programı açısından değersizdi ve yer darlığı çekiliyordu. Dolayısıyla ölecekti. Büyük tepki koptu. Marius’u sahiplenmek isteyenler oldu ama hayvanları özel şahıslara satmak hayvanat bahçesinin kurallarına aykırıydı – öldürmek serbest!

Online imza kampanyaları da işe yaramadı ve 9 Şubat 2014 günü infaz gerçekleşti. Hem de eğitim adına bir grup ilkokul çocuğunun gözleri önünde. Marius çok sevdiği çavdar ekmeği yem olarak kullanılıp diğer zürafaların yanından uzaklaştırıldı. Bakıcısının elinden ekmek yemek üzere eğildiğinde, veteriner başından vuruverdi. Sonra da parçalanıp aslanların önüne atıldı. Marius’un aslanlara yem edilmesi konusunda denildi ki; “Afrika savanlarında da yaşasa akıbeti bu olurdu...”

Aynı hayvanat bahçesinde yeni gelen erkek aslana yer açmak için ikisi yavru dört aslana kıyıldığı da vaki. Afrika savanlarında yaşasalar acaba onlar kime yem olurdu?

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00