Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Viktor Bout diye biri var olmasaydı belki de en azından 20 yıl boyunca terör saldırılarında, iç çatışmalarda ve savaşlarda onca insan can vermeyecekti.

Ancak Tacikistan doğumlu eski Rus askeri Bout, gelmiş geçmiş en büyük silah kaçakçısı olarak “Ölüm Taciri” lakabını hak edecek derecede azılıydı. Öyle ki, EL Kaide’den PKK ve El Şebab’a kanlı terör örgütlerini Kaleşnikof’larla beslemiş, hatta El Kaide’ye savaş uçağı bile pazarlamış; Afganistan’da hem Taliban’a hem de Ahmet Şah Mesut’a tonlarca silah satmış; Ruanda’da hem Hutu hem de Tutsileri, Angola ve Kongo’da çatışan tarafları savaş makinesiyle kuşandırmış, Liberya’nın savaş suçlusu diktatörü Charles Taylor’dan Kaddafi’ye Afrika’nın despotlarını silah içinde yüzdürmüş ve Hizbullah’ı Rus füzeleriyle donatmış bir ölüm taciriydi Bout.

Kanlı ticaret, 12 yıl önce Tayland’da yakalanıp ABD’de 25 yıl hapis cezasına çarptırılmasıyla son buldu ama Washington’ın bile Bout’un hizmetlerinden yararlandığı biliniyor; Bout’un eski uçaklarla kurduğu lojistik ve kargo şirketi aracılığıyla Irak’taki askerlerine gıda sevkiyatı yaparken.

Rus silah kaçakçısı Viktor Bout, ABD'de hapis cezasını çekiyor

Şimdi Cenevre’deki Biden-Putin zirvesiyle yeniden gündemde Bout’un adı.

Zirveden pek az somut karar çıktı. Fakat bir konuda gelişme olabileceğine dair işaretler var: Karşılıklı casus takası. Aynı soğuk savaş günlerindeki gibi. Daha doğrusu biri silah, diğeri uyuşturucu kaçakçısı, biri casus, diğeri de polise saldırıdan hükümlü dört kişinin ABD ve Rusya arasında takas edilmesi için anlaşmanın yakın olduğu söyleniyor. Her iki taraf da ABD ve Rus vatandaşı olan hükümlüleri karşılıklı olarak “rehine” diye tarif ediyor.

Biden, konuyu Putin ile görüştüklerini ve aileler adına çok umutlu olduğunu belirtti. Putin ise bir uzlaşma yolu bulunabileceğini, iki dışişleri bakanlığının bu konu üzerinde çalışmakla görevlendirildiğini söyledi.

Takas edilmesi beklenen hükümlülerden ABD vatandaşı Paul Whelan emekli deniz piyadesi, üç yıl önce casusluk iddiasıyla Mokova’da tutuklandı, 16 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Amerikan, İngiliz Kanada ve İrlanda vatandaşlığı olan Whelan, bir düğüne katılmak üzere Moskova’da bulunduğunu iddia ediyor. Yine eski bir deniz piyadesi olan 29 yaşındaki Trevor Reed ise sevgilisini görmek için gittiği Moskova’da alkollü vaziyette iki polis memuruna saldırı suçundan dokuz yıl hapis cezasını çekiyor. Hapiste Kovid’e yakalandığı halde tedavi edilmediğini ileri sürüyor.

ABD’de hapiste olan Rus vatandaşı Konstantin Yaroşenko ise Güney Amerika’dan Liberya’ya kokain kaçırmaya çalışırken Amerikan narkotik ekiplerinin (DEA) tuzağına düşürülüp 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Moskova’ya göre Yaroşenko, ABD’nin rehin tuttuğu bir pilot.

SATRANÇ TAHTASINDAKİ ŞAH

Aralarında en yüksek profilli şahsiyet hiç kuşkusuz Viktor Bout. Süper güçlerin satranç tahtasındaki “şah” diye de tanımlanıyor şu sıra. Ama esas nam saldığı unvan “Ölüm Taciri”. Nicolas Cage’in başrolünü oynadığı “Lord of War” filminde Bout’un hayat hikayesi anlatılıyordu.

Viktor Bout, Tayland'da tuzağa düşürülerek yakalanmıştı

Sovyetlerin dağılmasından sonra 1990’larda önce BAE merkezli Air Cess kargo şirketini kurup sonra Güney Amerika ve Ortadoğu’dan Afrika’ya, terör örgütleriyle gerilla grupları ve diktatörlere silah taşımaya başlayan Bout, 2002’den beri Interpol tarafından kırmızı bültenle aranıyordu. 2008’de Amerikalı ajanların örtülü operasyonuyla Tayland’da yakayı ele verdi. Kendilerini Kolombiyalı Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) militanı alıcılar olarak tanıtan ajanlar Bout’u Sofitel otelinde tuzağı düşürmüş, hakkında Amerikan vatandaşlarının hayatına kast edecek terör ve silah kaçakçılığı suçundan iddianame düzenlenmişti. Bout için müebbet hapis cezası isteyen savcı, Reza Zarrab davasından tanıdığımız Preet Bharara’ydı.

Ancak Manhattan Bölge Mahkemesi Yargıcı Shira Scheindlin, savcılığın ömür boyu hapis talebine rağmen, Bout'un ABD halkına zarar vermeyi planladığı yolunda bir kanıt bulunmadığı gerekçesiyle asgari ceza olan 25 yıla hükmetti.

Bout’un ABD yargısının karşısına çıkarılması o kadar kolay olmamış, Moskova ile Washington arasında kıyasıya bir cenk yaşanmıştı. ABD, Tayland’da tutuklu bulunan Bout’un iadesi karşılığında üç Black Hawk helikopteri ve 120 milyon dolar vermiş ve silah kaçakçısını teslim almak üzere Hava Kuvvetleri Bangkok’a özel uçak göndermişti. Ancak Bout’u almayı başaramadılar, çünkü Rusya son anda ucuz petrol karşılığında Tayland’ı vazgeçirmeyi başarmış, ancak son kertede kazanan ABD olmuştu.

O dönem medyada çıkan haberlere göre Bout’un hem Yeltsin hem de Putin döneminde Kremlin’le çok yakın bağları vardı. Hatta Putin’in sağ kolu İgor Seçin ile çok yakın arkadaştı. Seçin’in Bout’u, Kremlin’in ABD’ye karşı yürüttüğü gizli savaşta kullandığını iddia ediyordu.

Aslında Viktor Bout’un, Sovyetler Birliği dönemindeki ordu görevi biraz karışık. Bir iddiaya göre savaş pilotu, kimi kaynaklara göre ise Rus Askeri Enstitüsü Yabancı Diller Bölümü mezunu ve İngilizce, Portekizce ve Esperanto dahil altı dil bilen bir eleman olarak orduda tercümanlık yaptı. Sovyet askeri istihbaratında (GRU) binbaşı rütbesinde olduğunu söyleyenler de var.

Fakat silah kaçakçısı olarak kariyeri çok net. Hatta Afganistan’a ve Afrika ülkelerine televizyon-mobilya-klima cihazı vs (!) taşıması sayesinde 10-15 dili daha öğrendiğini, en azından konuşulanları anladığını kendisi anlatıyor.

Bout 1997’de karısı Alla ile birlikte Johannesburg’a yerleşmiş, Swaziland ve Zambia’da da nakliye şirketleri kurmuştu; dünya çapında 30 kadar şirketten oluşan bir network’e sahipti artık. Rusya, Bulgaristan ve İran’dan çatışma noktalarına cephane, roketatar ve terör gruplarının vazgeçilmezi makineli tüfek donanımlı Japon pikap kamyonetlerini taşıyan Bout’un hareketlerini izleyen Amerikan Hazine Bakanlığı’ndan bir yetkilinin deyişiyle, silah kaçakçılığı gibi karanlık işlerin içinde olmasa, gayet başarılı bir iş insanı olabilirdi.

Sıcak coğrafyaların savaş ve barışında ana figürlerden biri haline gelen Viktor Bout’un ideolojik bir yönelimi bulunmuyor, katiyen taraf tutmuyordu. Belçikalı barış gücü askerlerini Somali’ye taşımış ve 1994’deki Ruanda soykırımının ardından Fransız birliklerini Kongo’ya götürmüştü. 1990’ların sonunda Air Cess, İlyuşin filosuyla dünyanın önde gelen hava taşımacılık şirketlerinden biri haline gelmişti; işlettiği 30 kadar uçak ve 300 çalışanıyla bir multi milyonerdi Bout. O dönemde Air Cess, taşıdığı kargo hacmiyle Lufthansa’dan sonra ikinci durumdaydı. Orta Afrika Cumhuriyeti’nde ayrıca yolcu taşıyan bir havayolu şirketi de kurmuş, Kaddafi’ye Rus yolcu ve kargo uçaklarını kiralamaya başlamıştı.

Bout savaş bölgelerini besleyen silah kaçakçısı olarak ilk kez 1999’da İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nın dikkatini çekmişti. Sierra Leone’deki İngiliz askerleri sürekli silahlı saldırılara uğruyor, pusuya düşürülüyordu. Çoğu yeni yetmelerden oluşan gerilla grupları maşetlerden AK-47’lere geçiş yapmıştı. Bakanlık yetkililerine göre Sierra Leone ve Angola’ya silah akıtan kişi olarak Bout bir “Ölüm Taciri” idi. 2000 yılında Birleşmiş Milletler, silahların Angola’daki UNITA gerillalarının eline nasıl ulaştığını tespit etmek üzere müfettiş görevlendirmişti. Hazırlanan BM raporuna göre çeşitli tür ve çapta silahların çıkış noktası Bulgaristan, varış noktası ise Togo’ydu. Ardından BM’nin Liberya raporu geldi.

Viktor Bout artık uluslararası baskı altındaydı. 2003’de bir dergiye verdiği röportajda yarı şaka yarı ciddi “ABD’nin Usame bin Ladin’den sonra en çok aranan adamı benim” diye konuşmuştu. Bir yıl sonra Bush Yönetimi, Liberya lideri Charles Taylor ile birlikte Viktor Bout’un finans kaynaklarıyla banka hesaplarını bloke etmek üzere harekete geçti. Pentagon araştırmalarında bir sürprizle karşılaştı; Bout’un şirketleri Irak’taki Amerikan askerlerine dondurulmuş gıda taşıyordu. Uçuş kayıtlarına göre uçakları defalarca Bağdat’a gidip gelmişti. Bu arada bir iddiaya göre Bout, ABD’nin Afganistan işgali sonrasında El Kaide’nin altın rezervlerinin ülkeden çıkarılmasını sağlayan kişiydi.

Sonunda ABD aradığı adamı, Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi (DEA) ajanlarının operasyonuyla Bangkok’ta tuzağa düşürerek ele geçirdi. FARC gerillası sandığı ajanlara, kokain takibindeki ABD helikopterlerini düşürmek üzere karadan havaya füze satmaya çalışmak Viktor Bout’un son işi oldu. 16 Kasım 2010'da Bangkok'tan New York'a böyle getirildi...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00