Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Almanya-Macaristan maçında Münih Allianz Arena’nın gökkuşağı renklerine büründürülmesini futbola siyaseti bulaştırmamak adına reddetti UEFA.

OK! Avrupa’nın futbol otoritesi “siyaset ve inanç bağlamında tarafsız olduğunu” iddia ederek gökkuşağı yasağı getirirken teoride doğru olabilir. Neticede UEFA, Macaristan’daki Viktor Orban yönetiminin homofobik siyasetini protesto hareketine ortak olmak istemeyebilir.

Ancak UEFA’nın bu tavrı çifte standardın daniskası.

Öncelikle futbolun birleştirici rolü üzerine kurguladığı Respect kampanyasının ruhuna aykırı bir karar. UEFA’nın 2008’de sosyal sorumluluk projesi olarak lanse ettiği Respect inisiyatifi adı üstünde, toplumsal cinsiyet, ırk, inanç ve engellilik farkı gözetmeden “Saygıyı” temel düstur alıyor. Respect çatısı altındaki "EqualGame" kampanyası da her bireyin ayrım olmadan futbola eşit erişimini önceliyor. UEFA bu etiket altında “EURO 2020 herkesin turnuvası olacak” paylaşımında bulunmuş, gökkuşağı emojisini de eklemişti. Ancak şimdi anlaşılıyor ki, UEFA kimsenin ayağına basmadığı sürece ilkelerine sadık kalabiliyor, kimseleri gücendirmediği sürece insan haklarını savunuyor.

Çünkü birilerini haddinden fazla gücendirdiği ortada.

Olay Münih Belediye Başkanı Dieter Reiter’in UEFA’ya yazdığı mektupla başlıyor. Reiter, dün akşamki maçta stadın gökkuşağı renkleriyle aydınlatılması, böylelikle homofobik siyasete karşı bir hoşgörü, çeşitlilik ve toplumsal cinsiyet eşitliği mesajı verilmesi talebinde bulunuyor. Belediye Meclisi’nde bütün partilerin oy birliğiyle aldığı kararı UEFA’ya iletiyor. Bu karar, LGBTİ hareketinin yanı sıra sosyal medyada ve siyasette geniş bir kesimden alkış alıyor.

Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto, o çok bildik Nazizm göndermesiyle derhal tepkisini ortaya koyuyor. Diyor ki; “Bir spor müsabakasına siyaset karıştırmak fenadır. Ne kadar fena olduğunu tarih bize göstermiştir ve Almanların da bunu çok iyi bilmesi gerekir…” Yani 1936 Berlin Olimpiyatları’nı, Hitler’in oyunları Nasyonel Sosyalizm propagandasına alet etmesini kastediyor.

UEFA maçtan bir gün önce Münih’in talebine “siyasi” olduğu gerekçesiyle ret kararı veriyor, açıklamasında “Macar Parlamentosu’nun iradesiyle boy ölçüşmek gibi bir niyeti olmadığına” getiriyor sözü. Tabii, EURO 2020 maçlarının oynandığı 11 kentten biri Budapeşte olduğu için, kendine göre sağduyulu davranıp bunu da hesaba katmış olabilir.

Macaristan Parlamentosu’nun iradesi şu: 15 Haziran’da geçen yasa, gençlerin eşcinsellik ve transseksüellik konularında bilgi sahibi olma hakkını kısıtlıyor; eşcinsel ve trans konuları okul müfredatından kaldırılıyor. Başbakan Orban’ın nice zamandır onay için bastırdığı yasa, eşcinselliği pedofiliyle aynı hizaya getiriyor.

Bu noktada Macaristan’ın hukuk devleti ve insan hakları alanında Avrupa Birliği içinde ayrışan varlığı yeniden su yüzüne çıkıyor. Bilgi edinme ve insan haklarına aykırı olduğu gerekçesiyle yasaya karşı internet üzerinden imza kampanyası başlatılıyor.

Alman Hükümeti’nin Sözcüsü Steffen Seibert, Macaristan’daki yeni yasayı direkt hedef alarak stat üzerinden protestoyu savunurken, “Gökkuşağı renklerinin, eşcinsellerle diğer azınlıkların ayrımcılığa uğramadığı, karşılıklı saygıya dayanan yaşam tarzını temsil ettiğini” söylüyor.

BUDAPEŞTE’DE IRKÇILIK DİZ BOYU

UEFA açıklamasında “ayrımcılığın günümüz futbolunun en büyük sorunlarından biri olduğunu, sporun ruhunu lekelediğini, ancak siyasi bir mesaja da izin veremeyeceğini” belirtiyor.

UEFA'nın Respect sloganı hep gözümüzün önünde ama...

İyi de, o en büyük sorun dediği ayrımcılık, ırkçı nefret boyutunda lebaleb sürüyor. Tribünlerden yükselen ırkçı tezahürat da UEFA’nın engellemesi gereken siyasi mesaj değil mi aslında?

Özellikle Avrupa’nın futbol iklimine egemen olan ırk ve etnik köken temelinde ayrımcılık, UEFA’nın hoşgörü ve çeşitlilik ilkesiyle pek uyumlu değil. Euro 2020’de en çok da Budapeşte’de sergilendi. Macaristan-Fransa maçında Mbappe top sürdüğü her dakika maymun seslerine maruz kaldı. UEFA nice soruşturmalar açtı, cezalar kesti ama bu sakillik bir türlü bitmedi, bitemiyor. Benzema’nın Cezayir kökleri de Budapeşte tribünlerinin galiz saldırılarına hedef oldu. Macaristan’ın Portekiz’e 0:3 yenildiği karşılaşmada Christiano Ronaldo’ya homofobik sözler savruldu.

Bunlar Budapeşte’nin yabancı olmadığı sahnelerdi. Macaristan’ın kara giysili fanatik ırkçı taraftar grubu “Karpat Tugayları” yıllardan beri Roman, siyah ya da Yahudi oyunculara karşı nefret saçmasıyla biliniyor.

Futbolun birleştirici rolünün henüz olgunlaşmadığını gösteren başka vakalar da yaşandı. Örneğin bazı milli takımların başlama düdüğünden önce ırkçılığa karşı yere diz çökmesini yadırgayanlar oldu. St.Petersburg’daki maçta Belçikalılar diz çökünce Rus taraftar ıslıkladı.

Neuer'in gökkuşağı pazubandına izin çıktı

Alman Milli Takımı ırkçılığa karşı diz çökenler tarafında değildi ama Manuel Neuer gökkuşağı renklerinde kaptanlık pazubandı takıyordu. Aşırı sağdaki ırkçı Almanya için Alternatif partisi (AfD) LGBTİ’ye selam kolluğunu çok eleştirdi; UEFA da resmi pazubant olmadığı için incelemeye aldı ve sonunda yeşil ışık yaktı. Takımın çeşitliliğe saygısını gösteren bir işaret olarak kabul etti. Statta görülecek gökkuşağı renklerinin aksine bu iyi bir şeydi!

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00