Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Komplo teorileriyle aşı karşıtlığı yayanlar kendilerine laf değdirilince çok bozuluyor. Cinsiyetçilik dahil her türlü sözel silahla saldırıya geçiyorlar.

Aşı reddinde en sıkı tutundukları dal, ABD merkezli küresel güçlerin insan nüfusunu azaltmak amacıyla önce koronavirüsü, sonra da bunun aşısını ürettikleri şeklinde; özellikle de mRNA tabanlı aşıları.

Kovid aşılarının kısırlığa yol açtığı mitosu bu kaynaktan besleniyor büyük ihtimal. Fakat kısırlığı geçin, aşı reddi yüzünden doğal seleksiyon neticesinde üreme şansını tamamen kaybetmek de var. Bu bağlamda aşı karşıtları 2021 Darwin Ödülleri’ne pekala aday olabilir. Tabii ödülü hak etmek için salaklık sendromu sonucu ölmüş olmak gerekiyor.

Sarkastik kara mizah eseri Darwin Ödülleri’nin kurucusu Stanford Üniversitesi mezunu moleküler biyolog Wendy Northcutt; ahmakça işler sonucu ölenlerin doğal seleksiyonla gen havuzundan elendiklerini savunuyor. DarwinAwards.com sitesinde listelenen ödüllü vakalar, güvenilir kaynaklarında yer alan teyitli haberlere dayanıyor. Güney Afrika’da, boynuzu için gergedan avlamak üzere doğal yaşam parkına sızıp filler tarafından ezilerek aslanlara yem olan adam ya da el bombasından baca temizleme cihazı yapan adam gibi mesela.

British Medical Journal’da 2014’te yayınlanan araştırmaya göre on yıllık süre içinde Darwin Ödülü kazananların yüzde 88.7’si erkek.

Erkekler risk almaya daha yatkın olduğu için bu oran sürpriz değil. Dolayısıyla, koronavirüsün kolay bulaşan delta lambda varyantları kol gezerken aşı reddi gibi riskli bir işin erkekler arasında daha yaygın olması beklenir. Ama öyle değil.

KISIRLIK PARANOYASI

Pew Araştırma Merkezi’nin geçen aylarda ABD’de yaptığı bir ankete göre aşı tedirginliği kadınlar arasında daha yaygın. Kadınların yüzde 66’sı aşı olduğunu ya da olacağını söylerken, bu oran erkeklerde yüzde 72’ye kadar çıkıyor. Yüzde 66 çoğunluğu temsil etse de sürü bağışıklığı için gerekli yüzde 75-80’nin hayli gerisinde kalıyor. Yine ABD’deki bazı araştırmalar sosyal medyada en fazla aşı muhalefetini kadınların yaptığını gösteriyor.

(Bizim anonim aşı düşmanları sanırım çoğunlukla erkek; pandemiden kurtuluş için aşıdan başka silahımız yok dedik diye saldırırken kullandıkları cinsiyetçi dil ele veriyor)

YouGov ve Economist’in yeni yayınlanan araştırmasına göre ise her beş Amerikalıdan biri aşılarda çip olduğuna inanıyor. Hükümet insanlara takip amacıyla çip yerleştiriyor. Aynı kızamık aşısında çok dillere düştüğü gibi, aşının otizme yol açtığı dezenformasyonu da mevcut.

Kadınların aşıdan kaçış hikayelerinde yan etki tedirginliğinin yanı sıra kısırlık korkusu da var. Üstelik bilimsel kanıtı olmayan bu bilginin yayılmasında en büyük pay sahibi kişi, Pfizer’ın eski başkan yardımcısı Michael Yeadon.

Michael Yeadon

Saygın bir İngiliz bilim insanı olarak tanınan Yeadon, Kovid-19 aşılarının güvenli ve etkili olmadığı, kadınlarda kısırlığa yol açabileceği iddiasıyla klinik deneylerin durdurulması için imza kampanyasına önayak olmuştu. Yeadon’ın bilimsel temele dayanmayan iddiası Pfizer/Biontech aşısı için de geçerliydi.

Avrupa İlaç Ajansı EMA’ya yönelik kampanyada Yeadon’ın varlığı çok etkili olmuş, kısırlık paranoyası kısa sürede sosyal medyada dalga dalga yayılmıştı. Yeodon aşı karşıtlarının kahramanı olmayı başarmış, aşılar acil kullanım onayı alsa da Kovid’le mücadeleye yeterince zarar vermişti. Aşıların nüfus kontrolü amaçlı büyük bir kumpasın parçası olduğuna dair inanış sosyal medya kanalıyla insanların içine iyice çöreklenmişti.

Yeadon'ın maske ve mesafeyi de dışlayan paylaşımları nedeniyle Twitter hesabı kapatıldı

KİRLİ ON İKİLİ

Aşı düşmanları pandemi öncesi de aktifti. Bunlara yarı kaçık bir kitle gözüyle alaycı bakanlar vardı ancak halk sağlığı uzmanları 2018’de kızamık vakalarındaki artış nedeniyle alarm vermişti. Küresel güçlerin kızamık aşısıyla insan soyunu kurutacağına dair komplo teorileri özellikle Facebook ve YouTube’da hızla yayılmış, Dünya Sağlık Örgütü aşı karşıtlığını küresel tehdit ilan etmişti. Kızamık aşısından kaçış sonucu 2017’de 110 bin global kayıp verilmişti. Oysa 2000’lerin başından itibaren yaygın aşılama sayesinde ölümler yüzde 80 azalmış, 21.1 milyon çocuğun hayatı kurtulmuştu.

Önleyici aşılar insanoğlunun salgın hastalıklara karşı kazandığı en büyük zafer, ancak dijital çağın zararlısı dezenformasyon nedeniyle gölgelenen bir zafer. Aşı sayesinde çiçek hastalığından son ölüm vakası 1978’de kayda geçmiş. 1980’de aşılamaya dünya çapında son verilmişti. Komplo teorileri o tarihte de mevcuttu, ancak jet hızıyla yayılacak meydanları yoktu.

Şimdi ise o meydan fazlasıyla mevcut. ABD Başkanı Biden’ın “Sosyal medya öldürüyor” çıkışı da bu yüzden. “Şu anda tek bir pandemi var, o da aşı olmayanlar arasında” diyor, sorumluluğu da yalanların yayılmasına meydan veren sosyal medyaya yıkıyor. Bu salvoya karşı tek tepki, en büyük sosyal medya şirketi olarak Facebook’tan geliyor; “Bu mesnetsiz iddialar bizi yolumuzdan alıkoyamaz. İnsanların doğru bilgi almasına ve aşı merkezlerini bulmasına yardımcı oluyoruz. Gerçek şu ki, Facebook hayat kurtarıyor” diyor şirket sözcüsü.

Ardından Biden yönetimi sosyal medyadaki yanlış bilgilere karşı yeni bir atak başlattığını ilan ediyor. Beyaz Saray sözcüsü Jen Psaki, “Sosyal medyada aşı karşıtı yanlış bilgilerin yüzde 65’i, toplam 12 kişi tarafından yayılıyor. Bunların tamamı Facebook’ta aktif” diyor.

Fox News muhabiri “Hükümet bu istatistiği elde etmek için milletin hesaplarını izleyerek casusluk mu yapıyor” diye atılıyor. Ama biraz araştırınca işin aslı ortaya çıkıyor. Veriler Dijital Nefretle Mücadele Merkezi’ne (CCDH) ait. CCDH raporundaki bilgilere göre Facebook’ta yayılan dezenformasyonun yüzde 73’u bu 12 hesaba ait. Tamamı kapatılsın diyorlar.

CCDH raporunun kapağında o on ikili

Twitter’da paylaşılan aşı karşıtı içeriğin yüzde 17’si yine bu 12 kişiyi referans alıyor. Çok sayıda takipçiye sahip 12 kişi arasında, JFK’nin yeğeni Robert F. Kennedy Jr da var. ABD’nin en tanınmış aşı karşıtlarından; Bill Gates-Fauci ortaklığıyla insanlara çip takılacağı dahil her türlü komplo teorisinin savunucusu.

Robert F. Kennedy Jr öteden beri aşı karşıtı siyaset yapıyor

CCDH raporunun en başındaki isim, takviye edici gıdalar ve aşılara alternatif bir takım tedavi yöntemleri pazarlayan Joseph Mercola. Facebook, Twitter ve Instagram’da toplam takipçi sayısı 3.6 milyon. Halen üç platformda da aktif görünen Mercola’nın ürettiği içeriğin yanı sıra, sitesindeki aşı karşıtı yazıları da Facebook kullanıcıları tarafından binlerce kez paylaşılıyor.

ABD’de aşı karşıtlığı sağ muhafazakar cephede daha güçlü; siyasetteki karşılığı da Cumhuriyetçiler. İşin paradoksal yanı ABD’nin aşı geliştirme ve üretim başarısı, federal destek sayesinde büyük ölçüde Trump yönetiminin eseri. Gerçi Cumhuriyetçi Parti’den Mitt Romney gibi tanınmış bir isim aşı karşıtlığını yerden yere vuruyor, aynı partiden Utah Valisi Spencer Cox, “Aşı karşıtı propagandayla kendi taraftarlarını öldürüyorlar, bu çok absürt ve tehlikeli” diye çıkışıyor. Ancak Cumhuriyetçi siyaset ağırlıklı olarak maske gibi önlemlerle aşılara diş biliyor.

Dayanaksız iddiaları da dolaşıma sürüyorlar. Cumhuriyetçi Kongre üyesi Marjorie Taylor Greene, “Koronavirüs obez olmayan ve 65 yaş altındakiler için tehlikeli değil” diye yazdı mesela. Twitter yanıltıcı bilgi olduğu için Greene’nin hesabını 12 saatliğine salt okunur moduna aldı.

Pandeminin başlarında, deri altına çamaşır suyu zerk etmek gibi delice fikirleri yüzünden çok eleştirilen ancak sonradan aşı konusunda kendine ayar veren Trump da şimdi yangına körükle gidiyor. Son açıklamasında “İnsanlar aşı olmayı reddediyor, çünkü bu yönetime güvenmiyorlar” diyor. Çünkü Demokratlar seçimi çalmış, halk seçim sonuçlarına güvenmediği için aşıya da güvenmiyormuş.

Aşı, aynı aşı. Ama olsun, yerse!

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00