Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Sosyal psikoloji uzmanlarından esinle ve tamamen alegori niyetine “Aşı karşıtlığını tedavi için beyin aşısı lazım” diye yazınca “Bunun için kaç para aldın” diye soranlar, “Fauci’nin köpeği” diye saldıranlar olmuştu.

Aşı üreticilerinin en azından şu an talep sıkıntısı olmadığına göre parayla yazı yazdıracaklarına ihtimal vermem. Korona pandemisinden tek kurtuluş yolu olarak aşıyı savunanları besleyen illuminati tarzı gizli cemiyetler olduğunu da sanmıyorum.

Ama aşı düşmanı tayfada her türlü komplo teorisi mevcut, aşı taraftarlarına karşı her türlü saldırı mubah.

Bunu yaparken de adının önünde Dr. ibaresi bulunan bir takım şahısları refere ediyorlar. Böylelikle aşı inkarını bilimsel temele dayandırdıklarını göstermeye çalışıyorlar.

Örneğin Dr. Vernon Coleman, ipine tutundukları uzmanlardan biri. Adam “Aşılanan tüm insanlar sonbaharda ölmeye başlayacak” diyor. Sosyal medyada bu kehaneti paylaşıp duruyorlar şimdi. Çocuğumu aşıya kurban etmem diyen kitle de dahil.

Dr. Coleman’ın kimliğini araştırınca, azılı bir aşı düşmanı profili çıkıyor. Sadece Kovid-19 aşılarını değil, insanlığı kurtaran gelmiş geçmiş bütün aşıları dışlayan bir komplo teorisyeni. Kendisi İngiltere’de çok ünlü, pandemi marifetiyle küresel şöhret sahibi de oluverdi.

Şu self help denilen kendi kendine yardım, kişisel gelişim türünde best-seller olan yüzü aşkın kitap yayınlamış, The Sun gibi gazetelerde köşe yazıyor, radyo ve TV yayınları yapıyor. Cinsel tavsiyelerde bulunan yardım hattını arayan milyonlarca insan varmış.

Pandeminin bir aldatmaca olduğunu, aşıların tehlike saçtığını ve 6 milyar insanın katlini hedefleyen karanlık odakların geri kalanları köleleştireceğini iddia ediyor. Küresel çaptaki doğrulama platformları ve DSÖ tarafından iddiaları çürütülen adamın tek tutarlı yanı aynı zamanda hayvan hakları savunucusu olması.

HABERCİLERİ HEDEF ALDILAR

Dr. Coleman’ın bu kadar ünlü olduğu İngiltere’de aşı karşıtlarının galeyana gelmesi de gayet normal. Geçen gün haber kanalı ITN’in Londra’daki merkezini bastılar. Aşı karşıtı sloganlar atıp korona önlemlerini protesto ettikleri videoları Twitter’dan paylaştılar. O sırada binaya girmekte olan bir haber sunucusuna etmedikleri küfür kalmadı. Onlarca fanatiğin stüdyolara girişini engellemek üzere polis barikat kurmak zorunda kaldı. ITN sözcüsü “Habercilik görevini yerine getiren gazetecilerin hedef alınması son derece kaygı verici bir gelişme” diye açıklama yaptı.

Kanalı işgale kalkışanlar aşıları canlı yayında tartışma talebini içeren yazılı bir not iletip “Kabul edilmezse, haftaya yine geliriz” dediler. Sonra da Google’ın merkezine yürüdüler.

Bu vaka aşı karşıtlığının sosyal medyada dezenformasyon içeren sözel saldırganlığı aşarak fiziksel şiddet aşamasına geldiğini gösteriyor.

Sosyal medyadaki yalan yanlış enformasyon trafiğine kaynaklık edenlerin bu işten kazanç elde etmesi de cabası. Örneğin ABD’nin en ünlü ve nüfuzlu aşı karşıtlarından Joseph Mercola’nın sattığı doğal takviye gıdalardan yılda milyonlarca dolar kazandığı biliniyor. Dahili ve harici aşı karşıtı güruh bu business modelinden haberdar mı acaba? Bedavadan aşı düşmanlığı yaptıklarının farkındalar mı?

Dr. Coleman’ın kitap satışı ve YouTube kanalından sağladığı gelir dahil kişisel servetinin 55 milyon dolar civarında olduğu iddia ediliyor. Peki adamın “Bu sonbahar aşılılar ölecek” kehanetini sosyal medyada yaymak halk arasında korku ve paniğe yol açmaz da ne yapar?

Şimdi 1 Ekim’de TBMM açılınca ilk gündem maddesinin sosyal medya yasası olacağı söyleniyor. AK Parti yasa teklifi için dünyadaki örnekleri inceliyormuş. Adli süreçte yalan haber yayan hesapların bilgileri şirketlerden istenecek, caydırıcı para ve hapis cezaları gündemde.

Malum teklif çalışmalarına hız verilmesinin nedeni orman yangınları sırasında “Help Turkey” gibi paylaşımların provokatif bulunması. Peki toplumsal bağışıklığın önünde engel olan aşı yalanları da yeterince provokatif değil mi? Yasa çıktığında herhalde dezenformasyon yayan hesaplar da dikkate alınacaktır.

BU DA KIŞ KEHANETİ

İnkarcıların hakkını yemeyelim; aşılara karşı çıkan saygın bilim insanları da yok değil. Örneğin Dünya Sağlık Örgütü’nün eski yetkililerinden bulaşıcı hastalıklar uzmanı Prof. Dr. Christian Perronne, aşı olanların önümüzdeki kış aylarında mutlaka karantinaya alınıp toplumdan tecrit edilmeleri gerektiğini, aksi takdirde çok ciddi hastalık riski bulunduğunu iddia ediyor. Bunu da İsrail ve İngiltere’de yüksek aşılanma oranlarına karşılık yüksek düzeyde seyreden vakalara bağlıyor.

Perronne’nin şu sözlerinin çok tuttuğunu söylemeye gerek yok, diyor ki: “Aşı olmayanlar değil, esas aşılılar diğer insanlar açısından tehlikeli. İsrail’deki hekimlerle sürekli temas halindeyim, orada sorun büyük. Hastanelerdeki ağır vakaların çoğu aşılı hastalardan oluşuyor…”

Kanadalı hekim Christian Hoffe’nin videosu da Türkiye dahil küresel dolaşımda. “Kaldırılmadan izleyin” diyorlar ama merak etmeyin yerinde duruyor. Dr. Hoffe, mRNA aşılarının mikroskobik düzeyde dağınık kan pıhtılarına yol açtığını ve dokularda kalıcı hasara yol açtığını ileri sürüyor. Damar içi pıhtılaşmayı gösteren D-dimer testlerine göre aşı olanların yüzde 62’sinde bu çok küçük pıhtıları tespit ettiğini söylüyor. Ancak ABD’li ve Kanadalı uzmanlar bu analizin bilimsel yöntemle yapılmadığını, bağımsız değerlendirmeden geçirilmediğini, mRNA teknolojisinin kanda pıhtılaşmaya yol açtığına dair kanıt bulunmadığını söylüyorlar.

Nitekim FDA, Pfizer/Biontech aşısına tam kullanım onayı veriyor. İki şirket aşılarını Comirnaty ticari adıyla piyasaya çıkarabilecek.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00