Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Afganistan’da yıllardır sis perdesi ardında süregelen paralel savaş, Kabil havalimanı kapısında en az 170 can alan canlı bombayla gün ışığına çıktı. Kabil’den çekilme kaosuna adı pek karışmayan IŞİD-H, ya da DEAŞ’ın Horasan kolu diyelim, uyuyan hücresini salarak üstlendiği bu saldırıyla sadece küresel bir tehdit değil, Taliban’ın da terör sorunu olarak varlığını ilan etti.

Taliban’ın ABD’yle anlaşmasının, ülkeye egemen olduktan sonra verdiği yumuşak mesajların ve beri yanda Rusya, Çin ve İran’ın Taliban’a desteğinin şifrelerini ele veren bir realiteyle karşı karşıyayız.

Zamanı biraz geri sararsak, bu tehlike geliyorum demişti.

Uluslararası topluluk suç sicili belli Taliban’ın Afgan halkına edeceği zulümlerin projeksiyonlarını çıkarırken, kim kaç Afgan vatandaşını alacak hesabına düşmüşken ve Taliban hakimiyetinde IŞİD ve El Kaide gibi terör örgütlerinin yeniden palazlanacağı yorumları yapılırken, IŞİD Horasan kimliğiyle peydahlandı. Ancak Taliban’ın dümen suyunda değil, evrensel cihat bağlamında ters düştüğü Peştun milliyetçisi Taliban’ın rakibi bir terör odağı olarak.

ABD’nin Afganistan’dan çekilmesiyle Taliban’ın emperyalist güçlere karşı zafer kazandığı kuruntusuna kapılanlar, Cumhuriyet Kadınları Derneği vs hayal kırıklığına uğrayabilir ama Taliban son dört yıldır, IŞİD’in Horasan koluyla çatışırken emperyalist güçler de yanındaydı. ABD, Afganistan’ın kuzeyinde Cezvcan doğusunda Nangarhar’da yuvalanan IŞİD teröristlerine “Bütün Bombaların Anası” MOAB’ı yağdırdığında Taliban savaşçıları da yamacındaydı.

2017’de ABD birlikleri, Afgan hükümet güçleri ve Taliban savaşçıları aylar süren mücadele sonucu IŞİD mevzilerini ezip geçmiş, yüzlerce terörist hükümete teslim olmuştu. Nangarhar’da IŞİD’in yerleştiği Sovyet döneminden kalma mağaralar, ABD ordusunun envanterindeki en güçlü konvansiyonel bomba olan MOAB ise dümdüz edilmişti.

Asıl adı Ziya ül Hak olan IŞİD Horasan'ın eski lideri Ebu Ömer Horasani ise geçen yıl mayıs ayında ABD askeri ve Afgan hükümet güçlerince gizlendiği evde ele geçirilerek tutuklanmış, çabucak görülen davada 800 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Ancak Taliban, bir zamanlar Pakistan'daki komutanlarından olan Horasani'nin cezayı çekmesine izin vermedi…

HORASANİ İNFAZINA MİSİLLEME

Büyük bir hızla ilerleyerek başkenti ele geçiren Taliban, Kabil cezaevinden yüzlerce mahkumu serbest bırakırken, hapisteki Horasani’yi diğer sekiz teröristle birlikte kurşuna dizdi. Horasani'nin cesedinin fotoğrafını sosyal medyada yayınladılar. Havalimanındaki terör saldırısı bu infazın misillemesiydi aynı zamanda.

Ebu Ömer Horasani

Horasani öldürülmeden iki gün önce Wall Street Journal’a röportaj vermişti. Taliban’ın gelişini idam edilmek şöyle dursun, “Afganistan’ın kafirlerin elinden kurtulması” yolunda bir müjde olarak gördüğünü söylüyor; “Onlar eğer iyi birer Müslümansa beni serbest bırakırlar” diyordu.

Ancak Taliban’ın gelişinden müjde çıkmayacağı belliydi.

El Kaide artıklarını da barındıran Taliban, Amerikan koalisyon güçleriyle savaşırken diğer yandan Afganistan’da kuruluşunu ilan eden IŞİD’e karşı da paralel savaş yürütüyordu. IŞİD-H, Ortadoğu’dan başlayan sözde dünya halifeliğine Afganistan’ı da dahil etmek için cihat emeliyle hareket ederken, Taliban’ın hedefi Afganistan İslam Emirliği’ni kurmaktı; bu nedenle IŞİD tarafından cihada ihanetle suçlanıyordu.

Amerikan savunma kaynaklarına göre koalisyon güçlerinden askeri destek alan Taliban, mücadeleden galip çıkmış gibi görünüyordu. IŞİD püskürtülüp mevzilerinden sürülmüş, savaşçıları da dağılarak gizlenme yoluna gitmişti. ABD çekilirken ülke içlerinde hızla ilerleyen Taliban herhangi bir dirençle karşılaşmamıştı.

TALİBAN POTANSİYEL SİPER

Taliban’a muhtemel uluslararası desteğin tek gerekçesi esas büyük tehlike olarak IŞİD’in Afganistan’da devam eden varlığıydı, bu görünüyordu. Rusya, Çin ve İran’a göre Taliban Afganistan’da istikrarın tek dayanak noktasını oluşturuyordu, bu nedenle aynı Türkiye gibi Kabil büyükelçiliklerini kapatmamışlardı.

Oysa 11 Eylül saldırıları sonrası ABD Afganistan’ı işgal ettiğinde Taliban’ın hiç müttefiki yoktu. Batı’ya göre El Kaide teröristlerine yardım ve yataklık eden bir örgüttü, Rusya ve İran da Taliban’ın karşısındaydı.

Aslına bakılırsa Taliban ile El Kaide arasındaki ilişki gül bahçesi değildi, Taliban üyelerinin çoğu Usame bin Ladin’in ülkeyi operasyon üssüne çevirmesinden rahatsızdı.

2001’deki ABD işgaliyle Taliban’ın Kabil’den sürülmesinin ardından ele geçirilen bir bilgisayardan çıkan notlar, El Kaide üyelerinin Taliban’ı Kuran’ın esaslarını anlama kapasitesinden yoksun cahil cühela takımı olarak gördüğünü, Taliban üyelerinin ise El Kaide’yi Batı’yla olan sorunları abartarak ülkeyi izolasyona sürüklemekle suçladığını gösteriyordu.

Bir iddiaya göre 11 Eylül sonrası Pakistan’a kaçarak gizlenen Taliban lideri Molla Ömer ile Bin Ladin’in arası son derece soğuktu.

Fakat Amerikan işgali iki örgüt arasında yakınlaşmanın yollarını döşedi; 2009’da komutalarını birleştirmeye başladılar. El Kaide üyeleri Taliban savaşçısı gruplara iliştirilmiş vaziyette ABD destekli Afgan hükümetiyle koalisyon güçlerine karşı vur kaç saldırıları ve bombalı terör eylemlerine giriştiler.

El Kaide giderek düşük profilli bir yol izlerken 2015’te Suriye ve Irak’tan IŞİD yükseldi; toprak parçaları Afganistan, İran ve Türkmenistan sınırları içinde kalan tarihi Horasan’ın kurulması için örgüte katılım çağrısında bulundu.

Taliban’dan kopan savaşçılarla Suriye ve Irak’ta IŞİD terörüne bulaşan Orta Asya kökenli gruplar Afganistan’da bir araya geldi, Cevzvan ve Nangarhar’da üslendiler. IŞİD vahşeti Taliban zulmünü kat kat aşıyordu. Ele geçirdikleri bölgelerde sivilleri katlediyor, aynı Suriye ve Irak’ta olduğu gibi infaz videolarını yayınlıyorlardı.

Ömer Horasani’nin sözde bölge valisi olduğu Nangarhar’ın bir köyünde IŞİD hakimiyetine itiraz eden ihtiyar heyetinin üyelerini gözlerini bağlayarak patlayıcıların üzerine oturtmuş, infilak ettirerek havaya uçurmuşlardı. Videosu yayınlanan bu korkunç katliam için Horasani, “Tamamı azılı suçlulardı” demişti WSJ röportajında. Horasani aynı röportajda, “Taliban’ın tek derdi Afganistan’da kontrolü ele geçirmekti, oysa bizim küresel hedeflerimiz var” diyordu.

2011 - Ebu Ömer Horasani (ortada), Pakistan'da üst düzey Taliban komutanı olduğu günlerde

İşte bu vahşet ortamında Taliban uluslararası topluluğun gözünde IŞİD’e karşı bir nevi siper konumuna geldi ve bir ortaklaşma zemini için arayış başladı. Taliban’ı halen terör örgütü listesinde bulunduran Rusya beş yıl önce grupla görüşmelere oturdu. Bu sırada ABD, Rusya’yı Taliban’ı silahlandırmakla suçluyor, Moskova ise reddediyordu. Amerikan istihbaratına göre İran da gizlice silah sevk ediyordu. Çin en son bu yıl içinde üst düzey bir Taliban heyetini ağırladı.

Taliban’a uluslararası tanınma kapısını aralayan ise geçen yıl Doha’da görüşmelere başlayan ABD oldu; beş bin kadar tutuklu hapisten salıverildi, bunlar cephenin yolunu tutarak Taliban saflarını güçlendirdiler. Doha’da varılan anlaşma uyarınca Taliban, ülkenin terör yuvası olmasını ve militan grupların dış hedeflere saldırılarını önleyecekti.

Son günlerin kaos ortamında Taliban, Kabil’den tahliyelere de yardımcı oluyordu. Bunu bizzat ABD’nin Centcom komutanı General Frank McKenzie söyledi. Havalimanına gelen Afganları kontrolden geçiren Taliban için “Bizi elden geldiğince korumaları için onları kullanıyoruz” dedi.

Ancak ABD’nin apar topar çekilme gafletine düşmesiyle ortaya çıkan kaos, terör saldırısına elverişli zemini de hazırlamıştı bir kere. IŞİD temizliği sırasında ülke içlerine dağılan teröristler arasındaki uyuyan hücrelerden birinin Kabil’de eyleme geçmesi Afganistan’da kanlı savaşın devam edeceğini gösterdi.

Şimdi Biden, 13 ABD askerinin de can verdiği terör saldırısına kendi tayin ettiği bir zamanda karşılık vereceklerini söylüyor. Yani Afganistan’da devam…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00