Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

1200 kişilik bir gemide, küçücük bir kamarada olma fikri nefesimi daraltıyor. Hele gece karanlığında denizin ortasında dalgalarla boğuşma düşüncesine, hiç girmeyelim. Ancak insan çocuğu için nelere katlanmaz! Her şey geçen yıl oğlum Tibet’in Karaköy’de bir cruise görmesiyle başladı. “Anne, bu denizin üzerindeki otel de ne?” “Cruise oğlum.” “Yani yüzen otel mi?”

10 ay sonra, kendimi ETS’nin Aegean Paradise gemisine yani bir “yüzen otele” yetişmeye çalışırken buldum. Çeşme Limanı’nda Tibet heyecanlı, bense klostrofobik endişelerle bindim gemiye... Daha doğrusu, Allah’a sığınıp sağ ayağımı gemiye attım demeliyim.

Sonra... Uzun, ince, renkli gözlü bir sarışın Yunan güzeli karşıladı bizi. Kendisi aynı zamanda geminin dansçılarındanmış... Hımm, yoksa eğlenceli mi geçecek ne? Gemideki ilk adımların ardından oğlum elimi bırakıp geminin merdivenlerine koştu ve piyanonun başına oturdu. O, hayal ettiği her şeyi adeta eliyle koymuş gibi buluyordu! Dikkat edin, bu o kadar kolay bir iş sayılmaz: 326 kabin, 77 balkonlu kabin, 8 güvertenin bulunduğu bir gemiden söz ediyoruz. Geminin en sonunda olan kamaramıza ulaşmak için dar koridorlarda epey yürüdük. Kapıyı açar açmaz gözümü alan güneş ışığı, Tibet’in keyfinden sonra içimi rahatlatan ikinci şey oldu. Balkonlu kamaramız karadaki otel odasından farksızdı. Ve evet, hâlâ nefes alabiliyordum.

300’E YAKIN CRUISE VAR

Tabii cruise’lar konusunda herkes benim gibi personeli bıktıracak korkulara sahip değil! Dünyada yaklaşık 21 milyon kişinin tercih ettiği cruise turları, Türkiye’de son 10 yılda patlama yapmış durumda. ETS Cruise Turlar Müdürü Ahmet Yazıcı, “Cruise yolcusu her geçen yıl daha da artıyor” diyor. Öyle ki bu yıl ağustos sonunda bitmesini planladıkları turlarını yoğun talep üzerine eylül sonuna kadar uzatmışlar.

Dünyanın en güzel kıyılarına komşu olunca, ilgi daha da artıyor tabii. Dünyada 300’e yakın cruise gemisi bulunduğunu söyleyen Yazıcı, bu gemilerin önemli bir bölümünün Akdeniz sularında hizmet verdiğini anlatıyor: “Bu gemilerin destinasyonlarında Türkiye limanları önemli bir yer teşkil ediyor. Türkiye’de artan liman özelleştirme projeleri, zaten coğrafi açıdan yadsınamaz bir konumda olan Türkiye limanlarının dünyanın sayılı cruise’ları tarafından vazgeçilmez bir destinasyon olmasını sağladı. Geçen sene takribi 65 bin kişinin seyahat biçimi olarak tercih ettiği cruise turlarının Türk limanlarını ana liman olarak kullanması, bu turların çok daha cazip hale gelmesini sağladı.” Cruse kabinleri satışa çıkar çıkmaz büyük oranda satılıyormuş.

FAVORİ ÇİFT

Daha kasım ayında başlayan erken rezervasyon durumları ve kafamdaki klişeler “Gemide bol bol balayı çifti olur” diye düşünmeye itmişti beni. Yine yanılmışım. Başta çocuklu aileler olmak üzere her yaştan ve farklı mesleklerden yolcular vardı. Arkadaş guruplarıyla gelen gençler, torunlarıyla gelen büyükanne ve büyükbabalar, tabii balayı çiftleri de... Favorim ise 70 yaşında ikinci baharını yaşan, Mikonos’ta taverna eğlencesinden bile kalmayan tonton çiftti.

Doğrusu, gemide 1200 kişiyle seyahat ettiğimizi bir tek restoranda hissettim. Açık büfeden yemek bana hep zor gelmiştir, ama herkes halinden memnundu. Gördüm ki bizim Türkler, bu cruise işini sevmiş. Bu yıl bu gemilerle 20 binin üzerinde Türk’ü gezdirmişler. Bunda fiyatların makul tutulması, uğranılan liman ve geminin özelliklerinin misafirleri memnun etmesi ve bir de vize kolaylığının etkisi var tabii. Çocuklara ücret ödenmeyip sadece liman vergisi verilmesi ise gemideki çocuk sayısını artırıyor. Yazıcı, “Etstur olarak Aegean Paradise ve Aegean Odyssey gemilerimizle yaptığımız vizesiz Yunan adaları turlarıyla pazarın yüzde 50’sini tutuyoruz” diyor.

MIKONOS DA NEYMİŞ!

Gece boyu Ege’nin melteminde seyahat edip dalga sesleriyle uyumak da paha biçilmezmiş. Her sabah başka bir limanda uyanmak gerçek yaşamdan uzaklaşmak için birebir. Cruise’da çocukla seyahat ise aslında fena fikir değilmiş. Bir defa, otelinizin gittiğiniz her yere sizinle birlikte gelmesi, sürekli valiz toplayıp açma derdinden kurtarıyor. Geminin terasında bulunan küçük havuzu da bizim gibi arada şehir turunu kaçıranların imdadına yetişiyor. Rodos’u yürüyerek dolaştıktan sonra bütün bir öğleden sonrayı Tibet havuz sefası yaparak geçirdi.

Bizim rotamızdaki Rodos, Mikonos ve Santorini hep ayrı güzellikteki adalar... Rodos tarihiyle, Mikonos eğlencesiyle ve Santorini vokanik yapısıyla görülmeye değer. Ama Mikonos’u o kadar gözde büyütmeye de gerek yok, bizim Ege kıyıları çok çok daha güzel... Ancak Santorini’yi mutlaka görmek ve taze deniz ürünlerinden tatmak gerek.

Türkiye’den cruise turları için, başlangıç turu olarak genelde en çabuk ve ekonomik olan vizesiz Yunan adaları turları tercih ediliyor. Onu, Ege Adriyatik, Akdeniz, Norveç fiyortları ve Baltık başkentleri turları takip ediyor. İlk cruise seyahatinden sonra tekrar cruise seçme oranı ise yüzde 96’ymış. Tibet mutlu. Ben de korkularımdan kurtulduğuma göre, sanırım yüzde 96’lık bu mutlu çoğunluk içinde yer alabi

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!