Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Haziran 1985’te, National Geographic’in kapağındaki bordo eşarplı, yeşil gözlü Afgan kızı hatırlarsınız. Steve McCurry’nin Pakistan’daki bir mülteci kampında çektiği kız, kısa zamanda dünyanın en bilinen fotoğrafları arasına girmişti. McCurry, Afgan Savaşı’nın ve mültecilerin simgesi olan Şarbat’ı tam 12 yıl aradı. Bulduğunda 30 yaşında 3 çocuklu bir kadındı artık. Şarbat’ın 13 yaşındaki halinden eser yoktu. Onun gerçekten o olduğunu anlamak için bilim insanları parmak izi gibi kişiye özel olan göz irisini incelemiş ve Şarbat olduğuna karar vermişti.

GELECEKTEN HABERLER

Geçen hafta New York’ta Samsung Mobil CEO’su DJ Koh, yeni akıllı telefonları Galaxy Note7’yi tanıtırken iris tanıma teknolojisiyle açılabileceğini söyleyince, gözümde Şarbat canlandı. 14 yıl önce laboratuvarlarda günler alan iris tanıma işleminin şimdi elimizin altında olması, sadece ekrana bakmanın telefonun açılması için yetmesi, teknolojinin kısa zamanda nereden nereye geldiğinin de göstergesi. Bakalım irislerimiz daha neler görecek? Bilim kurgu filmlerindekiler bir bir gerçekleşiyor. Fütüristlerin anlattığı akıllı cihazlar yavaş yavaş yaşamımıza entegre oluyor. Bu yeni telefon da onlardan biri. Zira su altında da kullanılan bu telefon, kısa süre önce yayınlanan ve 100 yıl sonraki dünyanın anlatıldığı SmartThings-Gelecek Yaşam Raporu’ndaki sualtı şehirleri fikrine teoride pek yakışıyor. Raporda, “Nefes alınabilir bir atmosfer yaratmak için suyun kendisi kullanılacak ve bu süreçte hidrojenden yakıt elde edilecek, sualtı şehirleri gerçeğe dönüşecek” deniyordu. Şimdi telefonla su altında dijital oyunlar oynayıp resim yapabiliyorsak, sualtı şehirleri de çok uzak olmamalı.

Samsung Electronics Türkiye Başkan Yardımcısı Tansu Yeğen de Galaxy Note7’nin gelecek vizyonundan ilhamla tasarlandığını söylüyor:
“Galaxy Note7 ile daha önce Galaxy serisinde sunduğumuz suya dayanıklı telefon deneyimini yaşatıyoruz. Bu kez su altında Pen ile çalışma imkânı da vererek geleceği şimdiden kullanıcıların avuçlarına getiriyoruz. Kullanıcılar 1.5 metre derinliğe kadar 30 dakika boyunca Pen ile yazı yazabilir ya da çizim yapabilirler.”

New York’taki lansmanda telefonun su altında nasıl çalıştığını gördüm; evet. Gerçekten telefonla su içinde oyun da oynadık. Ancak bir telefona 3 bin 600 TL verip suya sokabilir miyim, bilmiyorum. Yine de 8 yaşında bir erkek çocuk annesi olarak, böyle bir telefon havuzdeniz denkleminde sürekli hoplayan yüreğimi rahatlatabilir. Şimdilik suya düştüğünde bozulmayacak olması bile bana yeter. Ben sualtı ürünlerine mesafeli dursam da Yeğen iddialı; “Gelecekte de su altında kurulacak evlere uyumlu, tüm evi saran teknolojilerimiz karşımızda olacak” diyor.

360 DERECE ÇEKİM

Öte yandan SmartThings-Gelecek Yaşam Raporu’ndaki “sanal iş toplantıları” fikrini destekleyen Gear VR sanal gerçeklik teknolojisi tam bana göre. Ayrıca kullanılan Gear 360 kamera ile kayıt imkânı, bir haberci olarak beni ayrıca heyecanlandırıyor. Haberi artık 360 derece açıyla çekmek çok daha kolay. Türkiye’de ilk kez gazetemiz üzerinden HT Dokun’la yaptığımız 360 derece video yayını besbelli hızla yaygınlaşacak. 70 BİN MÜHENDİS, BİN 700 TASARIMCI İMZASI İris tanıma, su altında kullanım, kalemin ucunda anında çeviri gibi özelliklerle geleceğe yaklaşmak için koca bir teknoloji ordusu çalışıyor. Mesela Samsung’un bir ürününde 36 Ar-Ge merkezinde 70 binden fazla mühendisin emeği, 6 tasarım merkezinde bin 700’den fazla tasarımcının çizgisi var. Markanın bir günlük Ar-Ge yatırımının parasal karşılığı bile 40 milyon doların üzerinde.

38 DİL

Fütüristler, gelecekte dil probleminin ortadan kalkacağını söylüyor. Tansu Yeğen de tercüme konusunda, “S Pen’i kelimenin üstüne tutarak çevirisini yapabildiğimiz bir noktaya geldik” diyor. Bu özellik bir turistin başka dilde indirdiği bir rehberi okurken ya da gittiği ülkedeki dili çözmeye çalışırken işine yarayacak. 38 ayrı dili saptayabilen ‘tercüme’ fonksiyonu, kelimeleri 71 ayrı dile çevirebiliyor.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!