Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Oyuncuları ve gittikçe karmaşıklaşan hamleleri ile Kudüs’te yüzyıldır süren gerilim adeta dünyanın Jenga Kulesi gibi. Yükselirken dengesi de giderek bozulan bu kulenin devrilmeden önceki son bloğunu kim çekecek? 54 tahta bloktan oluşan Jenga oyununda her kat 3 bloktan oluşur ve bu bloklarla 18 katlı bir kule kurulur. Her bir oyuncu kuleden seçtiği bir bloğu alıp kulenin üstüne koyar. Ta ki kulenin devrilmesine yol açacak o son hamleye kadar! O hamleyi yapan oyunu kaybedecek.

Bu yazı kaleme alındığı saatlerde Gazze’den ölüm haberleri gelmeye devam ediyordu. 2014 Gazze Savaşı'ndan bu yana en şiddetli çatışmalar yaşanıyor ve durumun önümüzdeki günlerde sakinleşeceğine dair pek belirti yok. Acil bir şekilde müdahale edilmezse ölüm haberleri gelmeye devam edecek.

Hükümetin yanı sıra ordudan yapılan açıklamalar, İsrail'in savaşın erken bir çözümüne ilgi duymadığını açıkça ortaya koyuyor. İsrail silahlı kuvvetlerinin hazırladığı senaryolar, en son 2014 Gazze savaşı sırasında olduğu gibi kara harekâtını da öngörüyor. Şimdiden birkaç bin yedek asker göreve çağrıldı.

İsrail kulislerinde, Gazze’nin güney ve kuzey hattındaki Sechiye ve Han Yunus bölgelerine ordunun özel gücü olarak tanımlanan Golani ve Magilan birliklerinin konuşlandırıldığı ve küçük çaplı bir kara operasyonu olabileceği belirtiliyor. Operasyonun yapılacağı iki bölgede İslami Cihad’ın merkezlerinin hedef alınacağı tahmin ediliyor. Ancak İsrail hükümeti kara operasyonu opsiyonunu şimdilik bekletiyor.

Başta Hamas olmak üzere Gazze’deki gruplar bu defa alışılmadık bir şekilde hamle yaptılar. Güçlü istihbarata sahip İsrail’in tahminin ötesinde karşılık vermeye başladılar. Önceki yıllarda olduğu gibi güney İsrail'i değil, aynı zamanda ülkenin yoğun nüfuslu Tel Aviv ve diğer merkezlerini de hedef aldılar. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas’a çok sert bir darbe vurmayı aklından geçiriyor. Çünkü siyasi kariyeri buna bağlı. Ancak İsrail’in devlet aklı bunun Hamas’ın Filistin topraklarında ve Arap dünyasında prestijini artıracağının farkında ve daha sınırlı bir müdahaleden yana. Çünkü aksi durumda Hamas, roket atışlarıyla Filistinliler nezdinde Filistin davasının gerçek savunucusu ve kutsal Kudüs şehrinin koruyucusu olarak imajını güçlendirebilir, Mahmud Abbas ile el-Fetih’i daha zor durumda bırakabilir.

Dahası Hamas’ın zayıflaması demek İran destekli İslami Cihad’ın ön plana çıkması anlamına gelecektir. İşte İsrail devlet aklı ile Netenyahu’nun kavgası bu noktada. Bu arada muhalefet lideri Yair Lapid geniş bir sol-sağ koalisyonu oluşturmaya çalışıyor. Böyle bir konjonktürde, yolsuzluk suçlamalarıyla da boğuşmakta olan Netanyahu'nun durumun yatışmasına pek ilgi duymadığı açık.

Filistin’de de işler karmaşık. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Filistin yönetiminin geçmişte İsrail ile güvenlik alanında iş birliği yapması nedeniyle zayıf kabul ediliyor. Filistin topraklarında bu ay parlamento seçimleri yapılması gerekiyordu. Hamas ve Filistin yönetimi ortak seçimler yapma konusunda uzlaşmıştı. Hedef tüm bölgeler için tek tip bir yönetimdi. Ancak Mahmud Abbas kısa süre önce yeni bir tarih belirlemeden seçimlerin erteleneceğini duyurdu.

Eğer yapılabilseydi bu 2006'dan beri yapılacak ilk seçim olacaktı. O dönemde Hamas ve diğer gruplar, Devlet Başkanı Abbas'ın laik el Fetih hareketine karşı zafer kazanmıştı. El-Fetih, Batı Şeria'daki Filistin yönetimine liderlik etmeye devam etse de Gazze Şeridi’nin kontrolünü Hamas ele geçirmişti. Filistin hareketi o zamandan beri bölünmüş durumda. Seçim yapılmış olsaydı büyük ihtimalle Hamas kazanan taraf olacaktı. Çünkü seçim anketleri 85 yaşındaki kurt siyasetçi Abu Mazin yani Mahmud Abbas için hiç de iç açıcı bir sonucun çıkmayacağını gösteriyor.

Tarafların her biri Jenga Kulesi’ni yıkmadan bir kat daha üste çıkmaya çalışsa da bu durum oldukça kırılgan bir hal aldı. Çünkü son günlerde yaşanan gelişmeler İsrail’in hâkimiyet stratejisinin artık ülke içinde istikrarı sağlamadığını gösteriyor. Filistinlilerin yaşadığı bölgelerde bulunan duvarlar, çatışmanın İsrail'in farklı bölgelerinde şiddete yol açmasını engelleyemiyor.

1980'lerin sonlarında ve 1990'ların başlarında yaşanan iki intifadayla kıyaslama için henüz erken olsa da gelen mevcut görüntüler düşündürücü. İsrail Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin, bir iç savaştan bile söz ediyor. İki toplum birbirinin kimliğini inkar mücadelesine girmiş durumda. Bu da çözümsüzlük demek.

Yeşil Hat’tın içindeki -ki ben dünyanın açık ceza evi olarak değerlendiriyorum- Filistinliler kendilerini İsrail’in ortaya çıkışından önce var olan bir halk olarak görüyor; Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki kuzenleriyle, topraklarından atılma ve kayıplar üzerine inşa edilen bir kimliği paylaşıyor.

İsrail’in Filistinli vatandaşlarının neden daha önce sokağa çıkmadığını ve şimdi çıktığını iyi okuyup süreci daha fazla zorlamaması gerekir. Filistinlileri kimliklerini yok sayma ya da yok etme çabasının, 73 yılın ardından başarısız olduğu artık açıkça anlaşılmış olmalı.

Yani bir halk yok sayılarak o coğrafyada yaşam mümkün değil. Bu uygulama zaten başından bu yana başarısızlığa mahkûmdu. Tarihi hafıza dirençlidir. Filistinlilere yalnızca “İsrailli Araplar” demek, Kudüs için sahte bir Arapça sözcük kullanmak, köyleri yıkmak hafızayı yok etmeyecektir.

Bu bağlamda, her ne kadar denenmesi konusunda ısrar edecek olan kişiler olsa da, ABD’nin ara bulucu olabileceği fikrini ciddiye almamak gerekir. Bu nedenle Türkiye’nin girişimleri ile AB-İslam İşbirliği Teşkilatı üye ülkeleri ve Rusya’nın da içinde yer alacağı yeni bir cephe oluşturularak çözüm kurgusu yeniden şekillendirilmeli. Askeri seçenekler konusunda çok umutlu olmamak lazım. Zira el-Fetih hareketi ve Mahmut Abbas o seçenekten çok uzakta…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00