"Ne kadar borcun var?" ve “Ne kadar büyüyorsun?”

Dünya Bankası 2019 küresel büyüme tahminini yüzde 3’ten yüzde 2.9’a revize etti, gelişmekte olan ülkeler için ise yüzde 4.7’den, 4.2’ye çekti. Özellikle Çin bazlı endişeler belli ki Dünya Bankası’nı oldukça endişelendirmiş. Çin’de 2019’da beklenen büyüme oranı son 20 yılın en düşüğü, yüzde 6.2. Dünya Bankası’nın Türkiye için 2019’da beklenen büyüme oranı yüzde 1.6, 2020 için ise sadece yüzde 3.

Dünya Bankası, ticaret savaşları ve FED’in agresif faiz artışı sonucu küresel ticaret hacmindeki artış ivmesinin 2019 yılında yavaşlayacağını düşünüyor. Küresel ölçekte ticari faaliyetlerde görülecek olan yavaşlamanın özellikle AB ve Asya’da daha sert hissedileceğini belirtiyor.

Dünya ticaretinin yavaşladığı ve bu soğumanın da yerkürede her yere eşit dağılmadığı noktada gözler yine aynı yere gidiyor: Hangi ülke ne kadar borçlu?

Türkiye’nin borç dinamikleri…

Küresel ölçekte toplam borç IIF ( Uluslararası Finans Enstitüsü) tarafından 247 trilyon dolar olarak açıklandı. Sektörler olarak ayrıştırıldığında toplam borcun yüzde 37’si reel sektöre, yüzde 34’ü kamu, yüzde 15’i hane halkına, yüzde 14’ü de finans sektörüne ait.

Gelişmekte olan ülkelere baktığımızda ise toplam borcun GSYH’ya oranının yüzde 153 olduğunu görüyoruz. Bu oranın 54 puanı reel sektöre, 52 puanı ise kamuya ait.

Türkiye’nin toplam borcunun GSYH’ya oranı ise gelişen ülkelerin ortalamasının altında yüzde 146. Genel borçluluk anlamında Türkiye’nin durumu gelişen ülkelere göre daha iyi. Ancak Türkiye’nin borçluluk yapısı içinde diğer gelişen ülkelerden farkı, reel sektör borcunun toplam içindeki payının daha yüksek olması. Garanti Yatırım’ın raporuna göre Türkiye’nin toplam borçluluğu içindeki reel sektör payı 72 puan. Buna karşılık kamunun payı diğerlerine göre oldukça düşük; yüzde 30.

Görüldüğü üzere Türkiye’de bir borç yükünden bahsediyorsak bu dert ne kamunun üzerinde ne de hane halkının. Toplam borcun aslan payı reel sektöre ait.

Bir de borç kavramına yabancı para cinsinden olan yeküne inceleyerek bakalım.

2018 III. çeyrek rakamlarına göre Türkiye’nin toplam 448 milyar dolar dış borcu var. Bu rakam kabaca GSYH’mızın yüzde 53’üne denk geliyor. Yine Garanti Yatırım'ın raporuna göre Türkiye, Arjantin’den sonra toplam borcu içerisinde en fazla yabancı para cinsinden borcu olan iki gelişmekte olan ülke. borcun da 305 milyar doları yani yüzde 68’i özel sektöre ait. Kalanı da kamu ve TCMB’ye.

Sadede gelelim…

Türkiye özellikle 2010-2015 yılları arasında özel sektörü vasıtasıyla yoğun borçlandı. Bu borçlarda büyük oranda yabancı para cinsinden yapıldı. Buna karşılık kamu, hane halkı ve bankacılık sektörü göreceli olarak daha disiplinli bir borçlanma programını sürdürdü.

Şimdi geldiğimiz noktada Türkiye yüzde 1-2 büyüme bandına girince özel sektörün borçları daha fazla göze batıyor. Ayrıca küresel piyasalarda yaşanan ticaret savaşları, FED'in faiz artışları vs. gibi gelişmeler de işimizi daha zorlaştırıyor.

Bu sebeple Türkiye’nin yapacağı en büyük reform niteliğindeki uygulama “reel sektörün tıkanmış finansman kanallarını yeniden açmak ve mevcut borçların da yapılandırılmasını bir standartta oturtması" olacak.

Şu ana kadar hane haklarının kredi kartı borçlarının, futbol kulüplerinin borçlarının yapılandırılması gibi sorunlara eğilen hükümetin artık reel sektörü radarına alması şart.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!