Geçen hafta 28 üyeli, 350 milyon seçmenli AB’de Avrupa Parlamentosu seçimi yapıldı.

Hindistan’ın arkasından yeryüzündeki en fazla seçmenin oy kullandığı AB Parlamento seçimleri 4 gün sürdü ve arkasında üzerine uzun tartışmaların yapılacağı sonuçlar bıraktı.

Bu seçimin en net görünen sonucu 40 yıldır Avrupa Parlamentosu'nda çoğunluk sağlamayı başarmış "Merkez sağ ve Merkez sol” partilerin artık %50 oranına ulaşamıyor olmaları.

28 ülkeden farklı isimlerle gelen ama AB ruhunu taşıyan merkez sağ & sol partiler, Parlamentoda bir başka fraksiyon ile koalisyon yapmak zorundalar. Bu iki akım partilerin toplam oy oranı %42.

Diğer yandan 2019 Avrupa Parlamentosu seçimleri sonucunda, AB’nin mevcut düzenini ve işleyişini değiştirmeyi amaçlayan, reformist partilerin oy toplamı %23.

Bu partilerin 2014 seçimlerinde aldıkları oy toplamı %15’miş. İtalya’da iktidar ortağı, aşırı sağ League Partisi’nin liderleri Salvini’nin "Brüksel’deki düzeni yıkacağız" söylemi, bu partiye %34 oy getirdi. Bir başka "Anti Brüksel" zaferi de Birleşik Krallık’ta yaşandı. Sadece 6 ay önce, Brexit referandumun kahramanlarından Nigel Farage’ın kurduğu “‘Brexit Partisi”, AB Parlamentosu seçimlerinde %31 oy aldı. Eurosceptic / AB Karşıtı partilerden, Marine Le Pen’in aşırı sağ partisi %23 oy ile Fransa’da en AB seçimlerinde en fazla oyu aldı.

Görüldüğü üzere AB’nin 2 ve 3 numaralı ekonomilerinin bulunduğu Fransa ve İtalya’da, siyasi yelpaze fena halde karışmış durumda.

Fransa’da Devlet Başkanı Macron seçildikten sonra yapılan ilk seçim olan ve %50 katılım ile son 25 yılın en yüksek katılımın görüldüğü AB Parlamentosu seçimleri gösteriyor ki Macron’un siyasi hayatı çok uzun süreli olmayabilir. Seçileli henüz 2 sene olan Macron’un, kalan 3 sene de Le Pen’in “erken seçim” çağrılarına ne kadar dayanağını kestirmek kolay değil.

İtalya’da ise “İtalya’nın Trump’ı olmak istiyorum” diyen, aşırı sağ lideri Salvini şovu devam ediyor. 2018 genel seçimlerinde %17 oy alarak iktidar ortağı olan Salvini’nin partisi, 1 sene sonra ortağı 5 Star partisine de fark atarak %34 oy aldı. Seçimden sonra Salvini’nin ilk açıklaması “Yeni Avrupa doğdu” oldu. Özellikle mülteci göçü ve Brüksel’in sıkı mali politikalarını çok sert eleştiren Salvini, belli ki hem İtalya’yı hem de AB’yi sallayacak.

Brexit sürecindeki Birleşik Krallık’ta ise Avrupa Parlamentosu seçimlerinin ilk sonucu, 100 yıldır ülkeyi yöneten iki ana akım partisi olan Muhafazakar Parti ve İşci Partisi’nin çöküşü oldu. Bu iki partinin toplam oyu yüzde 25’e düştü. Anlaşmasız Brexit’i savunan ve AB’nin mevcut düzenini ağır eleştiren Farage’nın Brexit partisi ise Britanya siyasetinin tepesine oturdu!

Avrupa lider krizi yaşıyor

AB ruhu diye tabir edilen ve amacın ortak siyasi ve ekonomik birlikteliği saplamak olan 40 yıllık Avrupa Birliği serüveni tarihinin en zorlu dönemecine giriyor.

Avrupa Birliği, Brexit muamması yetmezmiş gibi, üzerine AB Karşıtı partilerin sesinin en gür çıktığı Parlamento ile 5 yıl gitmek zorunda.

Üstelik direksiyona baktığımızda; 1 yıl içinde görevi bırakacak Alman Şansölyesi Merkel ile Milliyetçi ve anti AB siyasetçi Le Pen’in gölgesinde Fransız Devlet Başkanı Macron’u görüyoruz.

İtalya,Yunanistan,Avusturya, Macaristan gibi üye ülkelerdeki siyasi durum ise tam bir fecaat…

Bu durumda iki ihtimal kalıyor..

Ya Merkel siyasetten ayrılmadan önce bütün hünerlerini gösterip başta Avrupa Merkez Bankası Başkanı, Avrupa Komisyonu Başkanı gibi AB’nin kaderini belirleyecek pozisyonların “ Merkez sağ / Merkez Sol” bloğunun belirlemesini sağlar ve AB amiral gemisi 5 yıl daha dalgalı denizde sallansa da yol alır.

Ya da bu pozisyonların belirlenmesinde etkili olamaz ve zaten hiç bir zaman “siyasi birlik” olamayan AB için sonun başlangıcı başlamış olur!

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!