ABD Başkanı Donald Trump 3 günlük resmi ziyaret için Britanya’ya geldi. Bir önceki gelişinde Londra’da büyük protestolarla karşılanmıştı. Özellikle Londra’nın Müslüman Belediye Başkanı Sadiq Khan ile aralarında ciddi sürtüşme olmuştu. Dolayısıyla bu sefer de gözler yine olası protestolara çevrildi.

Trump  bu seferki Londra gezisinde, bir öncekinden farklı olarak, Londra’da meydanları doldurmuş kendisini protesto eden on binler görmedi. İrili ufaklı protestolar yine vardı, Londra semalarında dolanan “Şişme Trump Bebek” yine ortaya çıktı ama gerçeği söylemek gerekirse Trump bu sefer şanslıydı.

Londralıların Trump’ın ziyaretine bu kadar kayıtsız kalmasının farklı sebepleri olabilir. Bunlarda bence en önemlisi Brexit konusunda bunalan ve kendi derdine düşen Londralıların, Trump’ın gezisini görmemezlikten gelmeleriydi.

Ancak Trump’ın Londra’da yaptığı açıklamalara bakıldığında, Brexit Referandumunda yüzde 60’ın üzerinde "Kalalım" diyen Londralıların Trump’ı “Yok Sayarak” büyük hata yaptıkları anlaşılıyor.

ABD Başkanı Trump’tan İngiliz siyasetine müdahale….

Trump’ın İngiliz siyasi hayatına ilk müdahalesi, Nigel Farage üzerinden oldu. Trump, 3 yıl önce, AB’den ayrılma kararının alındığı referandumun en önemli politik aktörlerinden olan ve 6 ay önce kurduğu “Brexit Partisi” ile AB Parlemento seçimlerinde yüzde 30’un üzerinde oy almayı başarmış Nigel Farage’ı övdü ve “Eğer Brüksel, Britanya’ya ayrılık için daha iyi şartlar önermiyorsa, o zaman AB’den çıkış görevinin, anlaşmasız Brexit isteyen Nigel Farage’a verilmesi gerekir” dedi.

Trump’ın Britanya siyasetine direk karıştığı anlar “Nigel Farage “ile sınırlı kalmadı. Theresa May’in görevi bırakması ile Muhafazakar Parti’de en şanslı lider adayı konumuna gelen, “Anlaşmasız Brexit “ savucularından Boris Johson’u da övdü ve “Boris’i tanırım. Başbakanlık görevini çok iyi yapar” dedi.

Trump’ın siyasilerle ilgili son salvosu ise İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn’e geldi. “Jeremy Corbyn’ı tanımıyorum” diyen Trump, “Randevu istemiş ama vermedim” diyerek aslında Corbyn’i muhatap almadığını ifade etmiş oldu.

İngiltere ziyaretinde Trump’ın açıklamalarına maruz kalanlardan biri de “Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan” oldu. Khan’ın “Kendisini şehrimizde görmekten mutlu değiliz” diyen Khan’a Trump’ın cevabı sert oldu “Benimle uğraşacağına işini yapsın, şehirde alıp başını giden şiddet olaylarıyla ilgilensin” dedi.  

Trump‘tan “Brexit kararının uygulanması” için büyük teşvik

İngiliz siyasetçilerle çatışmaktan geri durmayan Trump’ın aslında oldukça net anlaşılır bir ajandası vardı.

Britanya’yı Brexit kararında geri adım atmasına cesaretlendirip, AB’den ayrılma sürecinin biran önce tamamlanmasını sağlamak.

Başkan Trump, bu ajandaya bağlı olarak , Londra’ya iner inmez  ilk tweet’ini attı ve “Britanya ayağındaki AB prangasını kırıp atınca, ABD ile çok kapsamlı ticaret anlaşması yapması mümkün olacak. Görüşmelere başladık bile!”  dedi.

Trump daha sonra İngiliz gazetelerine verdiği demeçinde “Britanya için Brexit’in en büyük avantajlarından biri, 1 numaralı ekonomi olan ABD ile direk çalışma şansını yakalacak olması” diyerek, Brexit kararı sonrası, İngiltere ekonomisinde beklenen olası negative etkilerin üzerini örtmeye çalıştı.

Aslında Britanya için AB pazarı, toplam ihracatının yüzde 45’i, ithalatının da yüzde 53’ü demek. Buna karşılık Britanya’nın ABD’ye yaptığı ihracat toplam içinde sadece yüzde 18.

Bu sebeple, eğer AB ile ayrılık kararı anlaşmasız olursa diyelim ki Britanya–AB toplam ticareti yüzde 10 bu sebeple azaldı, Londra’nın bu sert düşüşü karşılamak için ABD ile olan toplam ticaretini yüzde 35 artırması gerekecek. Bu kadar büyük bir artış için de mutlaka “Serbest Ticaret Anlaşması” gerekiyor

Trump yönetimindeki ABD Ticaret Heyeti de bu noktayı kaşıyor.

Ekonomi anlamında benzer büyüklüklerde olan AB ve ABD’nin altını çizen Trump yönetimi, Britanya’ya “Bizimle yapacağın Serbest Ticaret Anlaşması, AB’den ayrılık sancıların pan zehiri olur” diyor.

Brexit sancılarını atlatamayan hatta son 50 yıllık siyasi tarihinin en kritik günlerinden geçen Britanya, Trump’ın bu “Siyasi Rüşvetine” nasıl karşılık verecek, bilemiyorum…

Ama Trump’ın bazen ticarete vergi koyarak (Çin), bazen tehdit ederek (AB), bazen de  teşvik vererek (Britanya) ABD ekonomik gücünü, dünya siyasetinde oluşturulmaya çalışılan yeni düzeni (Birliklerin dağıtıldığı, iki kutuplu sistemin geri geldiği) oluşturmak için fütursuzca kullandığını bir kez daha görmüş olduk. 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!