İngiltere’de gündem Theresa May’in ayrılması sonrasında kimin Başbakan olacağı. En kuvvetli aday Brexit kararının da mimarlarından olan eski Dışişleri Bakanı Boris Johnson.

Eğer büyük bir sürpriz olmazsa, Boris Johnson uzun süredir rüyalarını süsleyen “10 Downing Street” posta kodlu Başbakanlık Ofisine oturacak.

ABD Başkanı Trump’ın kısa süre önce yaptığı İngiltere ziyaretinde, Johnson’a methiyeler düzdüğünü hatırlıyoruz. Trump bir yandan Avrupa Birliği Projesini yerden yere vururken, Brexit kararından dolayı İngilizleri tebrik etmiş ve Johnson’ın da bu süreci en iyi götürecek kişi olduğunu söylemişti.

Şimdi Boris Johnson’ın Muhafazakar Parti Liderliğine, dolayısıyla da Başbakanlığa oturduğunu varsayalım.

Brexit konusunda Johnson ne yapacak?

Johnson, önceki Başbakan May’in imzaladığı “AB’den ayrılma taslak metnini” beğenmiyor ve “bu anlaşma ile AB’den çıkarsak bizim için felaket olur” diyor.

Diğer yandan Brüksel cephesi de durduğu yerden 1 santimetre bile kıpırdamıyor. AB Komisyonu Başkanı Juncker dün yaptığı açıklamada “ .. daha önce yapılan anlaşma Theresa May ile Juncker arasında yapılmadı. Bu anlaşma, AB ve Birleşik Krallık arasında yapıldı ve İngiltere’nin yeni başbakanı kim olursa olsun şartlar değişmeyecektir” dedi.

Kısaca AB diyor ki “ Bu taslak metni tartışmaya açmayacağım” .

Bu durumda Boris Johnson’un oyun planı ne olabilir?

Johnson bütün kampanyasında “ May’in taslağını Brüksel ile yeniden görüşeceğim ve Birleşik Krallık için daha iyi şartlara getirmeden de o masadan kalkmayacağım” diye konuştu.

Boris Johnson , Brüksel’e ısrarla 3 konuda mesaj yolluyor .

İlk mesajı, anlaşmalı ya da anlaşmasız Birleşik Krallık 31 Ekim tarihi itibariyle AB’den ayrılmış olacak.

İkinci mesaj, İrlanda sınırı konusunda mutlaka taslakta değişiklik olacak.

Ve son mesaj da AB üyelikten şartlarını iyileştirmezse İngiltere 39 milyar poundluk çıkış vergisini ödemeyecek.

Şimdi…

Teknik olarak Boris Johnson,  May’in aylarca uğraşıp çözemediği “İrlanda Sınır Meselesi” ve diğer bir çok maddenin değiştirilmesi için Brüksel’e 4 ay süre veriyor ve aksi durumda da “hesabı ödemeden masadan kalkacağını” söylüyor.

Ancak Brüksel’in açıklamaları ile Boris Johnson’un vaatleri arasında dağlar kadar fark var!

Bu durumda benim aklıma 3 ihtimal geliyor...

İlk ihtimal, büyük bir mucize olacak. Ya Juncker ya da Johnson “bazı söylediklerini yutmak durumunda” kalacak ve 31 Ekim’de anlaşma sağlanacak. Bu durumda Pound’un üzerinde baskı kalkar. Paritede sert yükseliş görebiliriz. Ayrıca İngiliz ekonomisinde 2020 itibariyle toparlanma beklentileri iyice artar

İkinci ihtimal; bu iki zıt kutup anlaşamaz ve 31 Ekim tarihi itibariyle “Anlaşmasız Brexit” gerçekleşir. Bu durumda Pound/Dolar paritesinde 1.20'nin altı hatta 1.10’ların mümkün olduğu ifade ediliyor. Ayrıca yine kısa vadede İngiliz ekonomisinde sert daralma görülecektir. AB’nin de bu işten zarar göreceği beklentisiyle, Euro’nun da başta Dolar olmak üzere majör para birimlerine karşı değer kaybı beklenmeli.

Son ihtimal ise erken seçim. Anlaşmasız Brexit ihtimaline karşı, Parlamento’nun devreye girmesi ve Johnson’u ekarte ederek seçim kararı alması. Akabinde de Brüksel’e “Ekstra zaman verilmesi” için istekte bulunulacaktır.  Bu durumda hala masada “makul bir çözümün” olduğu bekleyişiyle piyasa bekleme moduna geçecektir.

Benim baştan beri kanaatim Theresa May’in bu süreci tamamlayamayacağı ve seçime gidilmek zorunda kalınacağı yönündeydi.

Nitekim, May konusunda haklı çıktım. Şimdi de  “İngiltere’de seçim bekliyorum”.

Bir sonraki yazımda İngilizlerin hızla “Anlaşmasız Brexit’e” hazırladıklarını ve bu çerçevede AB dışı kaldıklarında vergisiz ticaret yapabilmek için farklı ülkelerle yaptıkları serbest ticaret anlaşmalarını yazacağım.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!