“Avrupa uçurumun dibinde. Eğer bu uykudan uyanmazsak, kendi kaderimizi kendimiz çizemeyeceğiz.”

Bu sert ifade sizce kime ait olabilir?

Hadi biraz daha ipucu vereyim. Yukarıdaki sözlerin sahibi 41 yaşında, eski bir yatırım bankacısı ve yeni dönem Avrupa’sının iddialı siyasetçilerinden biri.  Yukarıdaki cümlesinin yanında bir de şu ifadesi var: “NATO’nun Avrupa’ya eski bağlılığı  kalmadı. NATO’nun Avrupa’nın güvenliği için 5. maddeyi yürürlüğe koyabileceğini zannetmiyorum. NATO’nun beyin ölümü başladı.”

Sanırım çoğunuz doğru tahmin ettiniz.

Yukarıdaki şok açıklamaların sahibi; Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron.

Macron bir süredir “Avrupa için ayrı ordu” fikrini savunuyor.

Macron ilk kez geçen yıl bu zamanlarda Avrupa’nın kendisini Rusya’dan, Çin’den hatta gerekirse ABD’den koruyabilmesi için kendi ordusunu kurmasını gerektiğini ifade etmiş ve bu açıklamasıyla da oldukça tepki çekmişti. Macron geçen sene bir Fransız gazetesine verdiği demeçte şu ifadeyi kullandı: “Tamamen ABD’ye bağlı (NATO’yu kastediyor) bir sisteme güvenmek yerine, kendi kendisini koruyabilen bir Avrupa inşa etmemiz egemenliğimiz açısından çok daha önemlidir.”

Bu açıklamalardan bir yıl sonra, Londra’da 3-4 Aralık tarihlerinde yapılacak Nato Liderler Zirvesi'nin hemen öncesinde, Fransız Devlet Başkanı Emmanuel Macron, Nato’nun artık AB’yi korumakta yeterli olmayacağını açıkça söyleyerek bir nevi bombanın fitilini ateşlemiş oldu.

Almanya’dan Macron’a ret cevabı…

Alman Dışişleri Bakanı Mass, Macron’un açıklaması üzerine “.. Almanya güçlü ve egemen bir Avrupa idealini benimsemektedir. Ancak bu ideal daha güçlü bir NATO çatısı altında mümkün olabilir” diye açıklama yaptı. Alman Dışişleri Bakanı Mass ayrıca Macron’un Trump ABD’si ile Avrupa arasında soğuk rüzgarların estiği bu günlerde Rusya ile daha yakın ilişkiler kurulması isteğini de  reddederek “Almanya, Polonya ve Baltık ülkelerinin güvenliğini tehlikeye atacak şekilde, Rusya ile herhangi bir özel anlaşma yapılmasına asla izin vermeyecektir” dedi.

Macron neden bu çıkışı yaptı?

Brexit sonrası Avrupa’da liderlik savası Almanya ve Fransa arasında geçecek. Son 15 yıldır ekonomik gücü ve Avrupa’nın en tecrübeli siyasetçisi Şansölye Merkel sayesinde, AB’nin direksiyonu elinde tutmayı başaran Almanya’nın tahtı 2 sebepten dolayı sallanıyor.

Ekonomik olarak Almanya artık eski gücünde değil. Hala yüzde 8’e yakın cari fazla ve yüzde 2’ye yakın bütçe fazlası veriyor. Ama ortalama yüzde 3-4 büyümeyi yakaladığı eski günleri mumla arıyor. Bu sene Fransa’nın yüzde 1.3 büyüme yakalaması beklenirken Almanya’da bu oran yüzde 0.5’e kadar inecek. Üstelik 2020’de de yüzde 1’in üzerine çıkması beklenmiyor.

Diğer sıkıntı da liderlik koltuğunda. 

Şansölye Merkel 2018 Ekim’inde, İktidar Partisi CDU’nun liderliğini bıraktığını ve 2021 seçimlerinde de Şansölyelik için yarışmayacağını açıkladı. Yerine CDU’nun şu anda da Genel Başkanlığını yapan,  Annegret Kramp Karranbaeur’u (AKK) işaret etti. 57 Yaşındaki AKK, aslında 30 yıldır Almanya’da politikanın içinde. Mevcut durumda da önemli bir görev olan Savunma Bakanlığını yapıyor.  Ancak AKK’nın küresel ölçekte bilinirliği yüksek değil. Üstelik Merkel gibi karizmatik ve geçmişi olan bir siyasetçiden sonra nasıl bir performans göstereceği de şüpheli.

İşte bu 2 sebep, Macron’un AB ile ilgili politikalarda daha ofansif oyun oynamaya itiyor.

Gün geliyor; Trump ile İran Dışişleri Bakanı'nı Fransa’da, gündem dışı bir toplantıda bir araya getirerek İran sorununda Fransa’yı “kördüğüm çözen ülke” konumuna getirmeyi hedefliyor.

Gün geliyor; Suriye’de Türkiye’nin sahaya koyduğu “Barış Pınarı Operasyonuna” yüksek perdeden karşı çıkıyor. Büyük bir kampanya yürüterek yeniden kartların dağıtıldığı bu bölgede AB’yi oyunda tutmaya çalışıyor.

Gün geliyor; Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’i Paris’te kırmızı halılarla karşılıyor. İkili ticareti artıracak anlaşmaları imzalayıp, Trump’ın çekildiği Paris İklim Anlaşmasına  ortak desteklerini açıklıyor.

Ve gün geliyor; Brexit konusunda İngiltere’ye karşı en sert tutumu sergileyip “İngilizler bizim kararlarını sonsuza kadar bekleyeceğimizi düşünmesinler” diye kestirip atıyor.

Belli ki Macron Fransa’sı bu yeni dünya düzeninde daha agresif bir oyuncu olacak. Buna gerçekten gücü yeter mi?

İşte Macron’un bütün sıkıntısı da burada.

Büyük oyuncu olmanın sadece ekonomi ile mümkün olmadığını bilen Macron, ABD güdümündeki NATO’dan AB’yi çıkartıp, Fransa’nın daha fazla etkileyeceği bir AB ordusu kurma hayalini bu sebeple sürekli gündemde tutuyor.

Şimdilik Macron’un bu ısrarı hayalden öte gözükmüyor. 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!