NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg  “NATO tarihte kurulmuş en güçlü müttefik çatısı kurumudur ve alternatifi olan bir kurum değil.”  dedi.

Alman Şansölyesi Angela Merkel ise “Günümüzde NATO’nun önemi Soğuk Savaş döneminden bile daha önemlidir. Avrupa’nın NATO şemsiyesi dışında kendini koruması şu an mümkün değil” diye ekledi.

ABD Başkanı Trump Londra seyahati öncesinde “NATO çok önemli bir görevi yerine getirmektedir ve NATO’nun doğal ömrünün dolduğunu söylemek son derece saygısız bir yaklaşımdır, tamir edilmesi zor yaralar açmak anlamına gelir” açıklaması yaptı.

Bütün bu açıklamalar son 24 saat içinde yapıldı.

NATO’nun 70. yılını kutlamak üzere Londra’ya gelen 28 ülke lideri, NATO tarihinin en gergin toplantılarından birine geleceklerini muhtemelen kısa süre öncesine kadar hesaplamamışlardı.

Fransa Devlet Başkanı, Emmanuel Macron hariç!

Macron, NATO’nun önümüzdeki 10 yılını tartışmaya açmak istiyor.

Londra’daki zirve öncesinde “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti” diyen Macron, 70 yıllık mazisi olan NATO’nun  “Kim düşman, kim dost?”, “NATO üyelerini tehdit eden unsurlar nelerdir ?” gibi soruları yeniden kendine sormasını istiyor ve zirvenin ana gündeminin de “ NATO’nun geleceği” tartışmasına çevirmeyi arzuluyor.

Macron’a göre, NATO’nun Rusya tehdidine karşı artık kendini geliştirmesi lazım. Doğu Avrupa ülkelerinin Rusya’ya karşı sürekli hissettikleri güvenlik probleminin NATO’yu esir almaması gerektiğini belirten Macron, bunun yerine Rusya’yı AB ile beraber çalışacak bir platforma çekmek gerektiğine inanıyor.

Macron’a göre, günümüz NATO’sunun önceliği Soğuk Savaş dönemindeki parametrelerine çakılı kalmamalı. Onun yerine, başta AB olmak üzere, NATO üyelerini tehdit eden küresel terörizme odaklanmalı ve ona karşı stratejiler geliştirmeli.

Küresel Terörizm Vurgusu

Aslında Macron’un küresel terörizm tehdidin altını çizmesine, başta Türkiye olmak üzere, diğer NATO üyelerinin itirazı yok.

Fransa’nın NATO için önerdiği “Rusya alarm dozunun düşürülmesi”, gözlerinin önünde Rusya’nın Kırım’ı ilhak ettiğini gören Doğu Avrupa ve Baltık ülkeleri için kolay hazmedilir bir öneri değil.

Ancak küresel ölçekte artan ve NATO üyelerini geçen 10 yıl içinde defalarca tehdit eden terörist ataklara karşı, Fransa’nın “NATO şemsiyesi terörizmi de kapsayacak şekilde genişlesin”  önerisi genel kabul görüyor.

Macron’un tezatları burada başlıyor

Londra’da başlayan NATO Zirvesinin ilk gününde Macron ” NATO üyelerinin ortak anlaşabileceği bir terörizm tanımlaması yok. Öncelikle Avrupa için kim düşman, kim dost tanımlamasını yaparak başlamalıyız” dedi.

Türkiye’nin “YPG’yi, NATO tarafından tanınan bir terörist örgüt” olarak kabul ettirme çabalarına karşı çıkan Macron, “Türkiye ile bu konuda aynı noktada değiliz. Deaş, Avrupa’nın canını çok yakmış bir terörist örgüttür ve esas olan onunla mücadeledir” diyerek, Türkiye’nin tezine karşı çıkıyor.

Kısaca Macron, teröristi ben belirlerim, NATO ona göre strateji uygular demeye getiriyor.

AB, Macron’un arkasında duracak mı?

Macron aslında pratikte mümkün olmayacak, bir çok şeyi bir arada istiyor ve söylüyor.

Bir yandan Rusya’ya karşı NATO’nun kemikleşmiş “düşman” kategorisini değiştirmeye çalışıyor. Diğer yandan ülkesi için NATO’nun önemini azaltıp, mümkünse AB ordusuna , değilse de Fransa Milli Ordusuna, bu gücü transfer etmeye çalışıyor.

Suriye üzerinden Türkiye’ye bulaşıyor, “AB ordusu” çağrısıyla Almanya’yı yerinden zıplatıyor, “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti” diyerek ABD’nin şimşeklerini üzerine çekiyor.

Ve tabii ki bu salvolar karşılıksız kalmıyor.

İşte bu noktada Trump’ın, Macron’a ilk uyarı mesajı “2.4 milyar dolarlık (Fransa’nın ABD’ye yaptığı ihracatın yüzde 5’i) Fransa’dan yapılan ihracata vergi koyacağını açıklamasıyla geldi.

Fransız şarapları ve peynirin de olduğu bu listeye, ABD tarafından ekstra vergi getirilmesinin görünür sebebi; Fransızların dijital servis sağlayıcılarının (Facebook, Apple, Google vs) reklam gelirlerine vergi koyması. Bahsi geçen teknoloji devleri Amerikalı olunca, ABD’nin de misilleme yaptığı düşünülüyor. Ancak zamanlamaya baktığımızda, Macron’un çıkışları ile gelen “İlk ABD uyarı ateşi”nin eşgüdümlü olduğunu görüyoruz.

ABD’nin Fransa’ya getirdiği vergi açıklamasının ardından, Fransız Maliye Bakanı “Avrupa olarak birlik olduğumuzu göstermeliyiz ve ABD’ye vergi misillemesi yapmalıyız” çağrısı yaptı. Fransa’nın bu çağrısında ABD ile yaşanan bu gerginliği AB sathına yaymak istediği anlaşılıyor. Şu ana kadar diğer ülkelerden bir cevap gelmedi.

Ekonomi ve teknoloji savaşında Çin ve ABD arkasında kalan, Rusya ile Soğuk Savaş döneminden beri bir adım ileriye gidemeyen Avrupa bir çıkış arıyor.  Macron da bu ihtiyacı gördüğü ve Avrupa siyasi arenası müsait olduğu için kurtarıcı rolüne soyundu.

Bakalım Avrupa, 42 yaşındaki bu genç ve hırslı Fransız devlet adamının Avrupa tarihine kanlı bir tecrübeyle yazılmış kuralları baştan yazmak isteğine ne cevap verecek? 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
1881 -
1938