Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Bu yazı yazılırken Dolar/TL kotasyonları 8.27’i, Euro/TL ise 9.73’yi gösteriyordu. Yıl başından ise 1 ABD Doları 5.95 Türk Lirası ediyordu. 10 ayda TL’ye karşı ABD Doları yüzde 28, Euro/TL ‘de ise yüzde 31 arttı.

Aslında döviz kurlarındaki artış bu seneye özel değil. Dolar/TL paritesi, 2018 yılında yüzde 41, 2019 yılında da yüzde 12 artmıştı. Daha anlaşılır bir ifadeyle, 2018 başında 3.77 olan Dolar/TL paritesi, 2 sene 10 ay sonra 8.27’ye çıktı.

2018 yılından beri, TL majör kurlar karşısında sürekli değer kaybediyor.

Şimdi de çok tartışılan ihracat rakamlarımı ve rekabetçi kur konularına da hızlıca bir göz atalım.

2018 yılında, Dolar/TL paritesinin yüzde 41 yükseldiği bir yılın sonunda, Türkiye’nin toplam ihracatı bir önceki seneye göre yüzde 7 artmış ve 168 milyar dolar olmuş. 2019 yılında ise Türkiye’nin ihracatı yüzde 2.2 artmış ve 171 milyar dolara yükselmiş.

2020 yılında Covid 19 sebebiyle dünya ticaretinde yüzde 10-15 arasında bir daralma bekleniyor. Türkiye’nin de ilk 9 aylık rakamları, geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 10’luk bir azalma işaret ediyor. Bu durum son 3 ayda değişmezse, Türkiye’nin sene sonunda ihracat rakamı, 2019’a göre yüzde 10 aşağıda 155 milyar dolar olacak. Bir başka ifade ile 2020 sonunda Türkiye’nin toplam ihracatı, 2017 sonundaki toplam ihracat rakamı kadar olacak.

Şimdi gelelim rekabetçi kur söylemine..

Bilindiği üzere Reel Efektif Döviz Kuru (REDK), bir ülkenin dış ticaretinde önemli paya sahip olan ülkelerin para birimlerinin enflasyonlarından arındırıldıktan sonraki halinin bir sepet olarak, yerel paranın enflasyondan arındırılmış değerine karşı durumunu ölçer.

Bu endeksin 100 üzerinde olması, o yerel paranın ticaret yapılan diğer ülke kurlarına göre değerli olduğu, 100 altında kaldığı durumlarda ise göreceli olarak değersiz olduğu anlamı çıkarılır.

Türkiye 2004 yılından itibaren 2016 yılına kadar, 100’ün üzerinde yani göreceli olarak değerli Türk Lirası ile dış ticaret yapmak zorunda kalmış. TL Reel Efektif kur en son 2016 yılında 100 seviyesinin üzerini gördükten sonra düşmeye başlamış. 2018 yılı başında bu endeks 90 seviyesindeymiş. Bugün ise 61 seviyesine gerilemiş.

Citibank’ın ölçtüğü TL reel efektif endeksine göre, Türk Lirası en son 2001 krizinde bu kadar değersizmiş.

Bloomberg’in Reel efektif döviz kuru endeksi istatistiklerine göre ise, Türk Lirası gelişen ülkeler sepeti içinde Arjantin Peso’sundan sonra Brezilya Real’i beraber en değersiz 2. kur.

Toparlayalım..

Türk Lirası tarihinin REDK değerine göre en değersiz halinde. Rekabetçi kur isteniyorsa, bundan daha rekabetçi kur son 20 yılda sadece 2001 krizinde olmuş.

Diğer taraftan ihracat rakamları ile REDK arasındaki korelasyon oldukça zayıf. Hatta Covid’in dünya ticaretini yüzde 10 daralttığı 2020’de, TL’de yüzde 30 değer kaybı yaşanmasına rağmen toplam ihracat rakamında da yüzde 10 düşüş bekleniyor. Buradan ihracatın rekabetçi kurdan ziyade ihracat pazarlarındaki talep şartlarına, ihraç edilen ürünün rekabetçiliğine ve serbest ticaret anlaşmaları gibi konulara daha hassas olduğunu anlıyoruz.

Bugün TCMB Başkanı Uysal’ın 2020 yılının son Enflasyon Raporu sunumu yaparken izledik. TCMB’nin 2020 için daha önce tahmin ettiği yüzde 8.9’luk enflasyon beklentisini yüzde 12.1’e, 2021’deki yüzde 6.2’lik beklentiyi de yüzde 9.4’e revize ettiğini gördük. Bu arada döviz kurundaki geçişkenliğin yüzde 20 olduğunu olduğu belirtildi.

Kur hedefimiz yok diyoruz ama enflasyon hedefimizi kur artışı yüzünde sürekli revize ediyoruz.

Hem bu sene, hem de önümüzdeki sene için enflasyon tahminlerinde 3-4 puanlık artış yapmak zorunda kalıyoruz.

Kurun REDK’a göre çok değersiz olduğu bir ortamda, ihracatta yüzde 10'luk (Dünya ile uyumlu) düşüşe mani olamıyoruz.

Politika faizini yüzde 10.25’de tutmayı tercih ediyoruz ama piyasayı yüzde 13 ile fonluyor, ticari kredi faizlerini yüzde 14’lere, konut kredisi faizlerini yüzde 15’lere çıkartıyoruz.

Tam olarak nasıl bir oyun planımız var?

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00