Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

İzmir’in “talihsiz” mal varlıklarından birisi de, Balçova Teleferik Tesisleri’dir.

Tıpkı 30 yıldır başı bağlanamayan ve sonunda “kurbağa gölü” haline gelen Basmane arsası,

Özel İdare’nin milyonlarca lirasının uçup gittiği Bozdağ Kayak Tesisleri,

Urla İçmeler’de yine milyonlarca liraya yaptırılan ve bakımsızlıktan harabe haline gelen Urtur Tesisleri ve daha niceleri gibi...

Başlangıcı 40 yıldan fazla bir zaman dilimine uzanan Balçova Teleferik Tesisleri, içinde şu anda Ekonomi Üniversitesi olarak kullanılan otel binası da bulunan dev bir kompleksti. Tepede teleferikle ulaşılan sosyal tesisler, kır kahveleri, piknik alanları, ön tarafta tüm İzmir manzarasına hakim bir restoran ve daha niceleri.

Teleferiğe bir kez gitme fırsatım oldu...

O da bundan 12 yıl kadar önce...

İzmir böyle bir olanağa sahip olduğu için çok şanslı diye düşünmüştüm.

İşletilmesi ve düzeni o zamanlar İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin malı olan Tansaş’a verilmişti.

Elde var olanı kaybetmek...

Mangal düzeninden aperatif yiyeceklere, restorandan kafelere kadar her şey yerli yerinde üstelik de her taraf pırıl pırıldı.

Çoluk-çocuk yüzlerce aile, açık havanın, bol oksijenin, tertemiz bir çevrenin, dağ başında güvenebileceği temiz ve ucuz gıda malzemesi bulmanın tadını çıkarıyordu.

Uzatmayalım; sonra düzen bozuldu. Makine Mühendisleri Odası’nın “teleferik sıhhatsiz raporu” üzerine bundan tam 8 yıl önce yenilenmesine karar verildi.

Teleferikten çekilen son fotoğraflardan anlaşıldığı kadarıyla şimdi oraları korku şatosu gibi olmuş.

Bu sürenin nasıl geçtiği, bürokratik çıkmazları, bilmem hangi kanunun hangi maddesine, bu ülkenin paralarının nasıl çar çur olduğuna girmeyeyim ama şu kadarını söyleyeyim;

Bir ülke nasıl olur da bu kadar “sürekli ıslaha muhtaç” kanunlara sahip olabilir? Bu durum ne kadar iyi niyetlidir?

Sanki çoğu kullanılıp atılmak üzere alel acele yapılmış, kaldırmak da bir iş olduğu için ortalık bir birleriyle çelişen kanun çöplüğüne dönmüş.

Yapmak istediğiniz her iyi şeyin önüne birisi dikiliyor...

Örneğin; şu sıralar İzmir Büyükşehir Belediyesi şirketi İzelman’da yaşananlar ve 650 işçinin işini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya gelmesi gibi. Amacını zadece “çıkarın” talimatını verenin bildiği, kaldırdıkları parmaklarla kanunlaştıranların bile anlamadığı bir kanunun bir kuyuya attığı taşı, iktidar kanadı dahil kimse çıkaramıyor.

Al sana taşeronluk sistemi...

“Taşeronluğun yok edildiği, tüm çalışanların kadrolu eleman yapıldığı” İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin karşısına bu kez kanunla taşeron dikiliyor.

45 yıllık meslek hayatımda, bu kadar kolay kanunların yapıldığı, “ihtiyaç duydukça” da eklemelerin yapılabildiği bir dönemi daha hatırlamıyorum.

Son 10 yılda, 20’den fazla değişikliğe uğrayan ihale kanunun, bilmem kaç kez değişen vergi kanununun, sürekli değişim halinde olan Türk Ceza Kanunu, arka arkaya gelen Yargı Paketleri’nden siz ne anlıyorsunuz.

“Neden bir kanun bir kez adam gibi yapılıp yürürlüğü konmaz?” diye düşünmüyor musunuz?

Sizi bilmem ama; çoğu zaman “eksik olsun kanununuz” deyip, koalisyonlara özlem duyduğum oluyor.

Dönelim teleferiğe... Tam 5 yıl süren zorlu bir mücadele döneminden sonra yarın yenileme temeli atılıyor. Önümüzdeki yıl başında bitecekmiş.

Kentimizde her şey uzun sürdüğü için insan ağzını doldura doldura “geç olsun da güç olmasın” bile diyemiyor.

Ama elden ne gelir; yine de geç olsun da güç olmasın ve de hayırlısı olsun...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!