Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Hepimiz büyük bir merakla bekliyorduk. Bu yıl ilk kez uygulanacak play-off'ta pardon Süper Final'de neler olacak diye. ilk bakışta peş peşe oynanacak derbiler cazip bile gelmişti hepimize. Düşüncelerimiz güzel maçlar izleyebileceğimiz yönünde gelişmeye başlamıştı. Doğru ya Türk futbolunun devleri art arda birbirleriyle oynayacaklar, tribünler dolacak, futbolun kalitesi yükselecek en önemlisi de sıkıntı içinde boğuşan futbolumuza yeni bir renk, yeni bir soluk gelecekti.

        Meğer tüm bunlar bir rüya imiş. Son oynanan Beşiktaş Galatasaray maçında yaşananları görünce bir arpa boyu yol bile alamayacağımıza kesinlikle inandım. Sahada oynanan futbolun kalitesi pek yüksek değilse bile, heyecan ve çekişme bir ölçüde vardı. iki takımdan Galatasaray galibiyeti daha çok istemenin ödülünü alırken, ezeli rakibi Beşiktaş ile arasındaki puan farkının neden bu kadar açıldığını bir anlamda sahada kanıtlamayı da başardı. Ancak tribünlerin tutumu, oluşan gergin ortam doğrusu hepimizi gelecek için son derece endişelendirdi. Maç öncesi karşılaşmanın hakemi Hüseyin Göçek'in Galatasaray da basketbol oynarken çekilmiş fotoğrafının sanal ortamda dolaşması fitilin ateşlenişinin ilk işaretleriydi. Ütüne üstlük bir de ilk gol de ofsayt hatası gelince gerilim her geçen gün tırmandı. Beyler sporun içindeki herkesin öyle veya böyle bir kulüple bağlantısı vardır. Önemli olan bunun sahaya yansımamasıdır. Futbolcu hata yapınca doğal. Hakem yapınca anormal. Böyle bir şey olamaz. Hata futbol oyununun bir parçasıdır. Bunu hoşgörüyle karşılamayı ne zaman öğreneceğiz. Sahaya inmek, hakeme ve rakip oyuncuya saldırmaya yeltenmek ne demek?. Bu kafayla nereye varacağız? Futbolun güzel bir oyun olduğu kabul edip, ona göre maç izlemeyi öğrenemediğimiz sürece bunları daha çok yazar ve konuşuruz. Sen sahaya atlayan arkadaş takımına büyük zarar verdiğinin farkında değil misin? Bal gibi biliyorsun bunun suç olduğunu ama korkun yok nasıl olsa cezalar uygulanmıyor. Yıllar önce olduğu gibi gene seni birileri gider polisin elinden alır diye güveniyorsun herhalde. işte bu kafa bizi uçuruma sürüklüyor. Hoş görüyü centilmenliği unutup, fanatizm boyutuyla işi çığırından çıkarmak sanki öncelikli hedefimiz.

        Tamam futbol seyircisiyle güzel. Futbol bir şov, bir eğlence ama böyle tavırlarla sanki bir işkenceye dönüyor. Daha ilk haftadan atılan bu şiddet adımları açıkçası beni çok ürküttü. Kendi kendime acaba hangi felakete koşuyoruz diye sormadan da edemedim. Yasamız var. Cezalar ortada ama galiba cezaları sadece şike ve teşvik için uygulamaya çalışıyor ve şiddeti izlemekle yetiniyoruz. Şimdiden uyarıyorum. Yarın bir gün kan dökülecek ve hepimiz çok utanıp, çok üzüleceğiz.

        Bülbülün derdi

        Emre Belezoğlu hiç kuşku yok ki Türk futbolunun en yetenekli isimlerinden birisi. Futbolculuğuna diyecek lafımız yok. Ancak zaman zaman saha içindeki agresif tavırları onu giderek daha fazla antipatik hale getiriyor. Hal böyle olunca da her şey üst üste geliyor. Son olarak da Trabzonspor maçında belki de Türkiye’de hiç görülmemiş biçimde ırkçılık suçlamasıyla karşı karşıya kaldı. O lafı etti veya etmedi bilemiyorum. Ancak yaptığı açılamada öyle demedim diyorsa ben sporcuya inanmak isterim. Türkiye’de ırkçılık konusunda söyle bir tutum olmadığını bildiğim için böyle düşünüyorum. Irkçılığın olacağı son yerin Türkiye olduğuna inandığım için böyle düşünüyorum. Tamam iki futbolcu saha içinde gerilmişler aralarında bir de diyalog geçmiş. Sonra da sportmence barışmışlar ki görüntüler bunu kanıtlıyor. Bu işin sonradan dallandırılıp budaklanmasına da bir anlam vermek güç. Hep deriz ya saha içinde olan saha içinde kalır diye. Demek ki, kalmıyormuş. Dilerim bu olay fazla uzamaz ve uluslararası düzeyde sıkıntıya düşmeyiz. Bu arada Emre’ye de bir uyarı göndermen geçmeyelim. Lütfen biraz daha oto kontrol. Ne demiş eskiler diline hakim olmayı öğren. Başka bir atasözü ile yazımızı noktalayalım. “Bülbülün derdi dili belası.”

        Kızlar da yoldan çıktı

        Sporumuz da garip şeyler oluyor. Biz güzellikleri yazmak istedikçe çirkinlikler peş peşe geliyor. Hadi futbolda bu olaylara alıştık diyelim. Ancak gerilimin ve kötü sözlerin salonlara sıçramasına hele hele işin kadın maçlarına dek uzanmasına şaşırmamak elde değil. Fenerbahçe ile Galatasaray arasında oynanan kadınlar final müsabakasından sonra Fenerbahçeli Nevriye Yılmaz'ın ağıza alınmayacak küfürler etmesi, Taurasi'nin tribünleri tahrik edecek ayıp el işareteleri yapmasını şaşkınlıkla karşıladım. Üzüldüm ama galiba bu gergin ortam kızları da yoldan çıkarmış. Diyecek başka bir şey bulamadım.

        Diğer Yazılar