Ana, Türkiye'ye hayran, biz ona
Ana Beatriz Barros yine Türkiye sınırlarına geliyor, hanımlar savulun. 1 Eylül’de Mango defilesi için podyuma çıkacak olan Ana ile 2013 yılında Les Ottomans Hotel’in Hürrem Sultan süitinde buluşmuştuk. “Kendisiyle güzel zaman geçirmiştik” diyeceğim ama aramızda boy farkı olunca nasıl güzel vakit geçirebiliriz ki? Özellikle birçok Türk kadını gibi standart bir kiloya ve boya sahip bir kadınsan keyiflenmen zor.
İtiraf etmem gerekirse, küçük bir bunalıma girmiştim kendisini görünce. Zaten ben dünyaca ünlü modellerle bir araya gelince ilk önce küçük bir bunalıma girer, o saniye rejime başlar, bir gün sonra kendime sıkı bir spor programı çıkartırım.
Kısa süre sonra pes eder, “Esin kendine gel, o Ana, sen Esin’sin” der, yine Akdeniz kadını olduğumun gerçeğiyle yüzleşirim. Yani bunu sık sık yaşıyorum maalesef. Ve evet, birçok kadın bunalıma girer, kaçınılmaz bir durum.
Ama yeni nesilden umutluyum. Onların boyları uzun ve bizim dönemimizdeki kadınlardan daha zayıflar. Tabii genlerimizi de yok edemeyiz, öyle değil mi? Neyse biz Ana’ya hayran. o bize.
Gelmeden açıklama yapmış. Diyor ki: “Türk yemeklerini çok özledim.” Ah Ana’cığım, ne varsa zaten yemeklerimizde var. Yemekle kandırabiliriz herkesi biz. Bence esnafın saldırdığı İrlandalının gönlünü de kebaplarımızla alabiliriz.
İrlandalıya bol bol kebap yedirelim. Hem belki o zaman kendisi gönül elçisi olur, böyle kavgacı, bir anda saldıran, konuşmaktan aciz, saygısız esnafın peşine düşer. Kendisine yapılan terbiyesizlik başkasına yapılmasın diye.
Belli mi olur, belki Türkiye’ye yerleşir bizim İrlandalı.
Bu arada Ana bana o zaman, “Kıvanç Tatlıtuğ’a bayılıyorum, çok yakışıklı. Benim de selülitlerim var. Türkiye’den mücevher aldım” gibi açıklamalar yapmıştı. Bakalım bu gelişinde neler söyleyecek? En önemlisi hâlâ Kıvanç’ı beğenip beğenmediği. Belki artık başka favorisi vardır. Mesela dünyanın tanıdığı Arda Turan... E futbolcu cenneti Brezilyalı modelin vardır bir diyeceği.
SANA BİR DE DENİZDEN BAKTIM AZİZ İSTANBUL
Tarih hocalarımız Saffet Emre Tonguç gibi olsaydı biz tarihi yalar yutardık. O kadar keyifli anlatıyor ki, insanın bıkmadan, usanmadan dinleyesi geliyor Saffet’i.
Kendisi milli rehberimiz, tanımadığı yok. Dünya starları da ona hayran. Oprah Winfrey, Kevin Spacey, Robert Redford, Billy Crystal, Candice Bergen gibi isimlerin yanı sıra Calvin Clein, Diane Von Fürstenberg, Michael Kors, krallar, prensler, prensesler, başbakanlar, cumhurbaşkanları...
En son Ürdün Prensesi’ni gezdirmiş Saffet. Kendisiyle daha önce bir Karaköy, bir de Efes turu yapmıştım. O anlatınca dinlemeye doyamıyorum. O kadar keyifli anlatıyor, o kadar güzel bilgiler veriyor ki bayılıyorsunuz. Zaten sadece ben değil, herkes kendisine hayran.
28 yıldır profesyonel rehberlik yapan Saffet’in 10 kitabı ve “En İyi Rehber” olarak 13 ödülü var. Cuma akşamı sonunda şu meşhur Boğaz turuna katıldım. Şimdiye kadar 12 bin kişiyi gezdirmiş Boğaz turunda.
Hem Sacred7 Travel’la hem de kralların, kraliçelerin teknesi olan Keyif Style’la. Bu teknede en son İngiltere Kraliçesi Elizabeth’i gezdiren Saffet, daha önce de Abdullah Gül, Japon Kralı, Avustralya Başbakanı, Macaristan, İsrail, İran, Çin cumhurbaşkanları, İtalya Cumhurbaşkanı ve daha sayısız devlet adamını gezdirmiş. Zira tekne Dışişleri Bakanlığı’nın teknesi.
Saffet, “İstanbul dünyada iki kıta üzerine kurulmuş, üç imparatorluğa başkentlik etmiş ve içinden deniz geçen yegâne şehir” diyor ve yabancı konuklara asla şehrin eksikliklerini anlatmadığının da altını çiziyor.
Ben de defalarca Boğaz’da turlayan biri olarak bir de Saffet’in anlatımıyla gezdim muhteşem İstanbul’u.
BOĞAZ TURUNDAN NELER Mİ ÖĞRENDİM?
- Boğaz’da 600 yalı varmış. Bunların 366 tanesi tarihi nitelik taşıyor.
- 3ü James Bond filmlerine ev sahipliği yapmış. İlki 1963 yapımı Sean Connery’nin oynadığı “Rusya’dan Sevgilerle”, ikincisi 1998 yapımı Pierce Brosnan’ın “Dünya Yetmez”, diğeri de Daniel Craig’in 2012 yapımı Skyfall filmi.
- Boğaz’ın toplam uzunluğu 33 km. En dar noktası Kandilli ile Bebek arasında yaklaşık 800 metre civarında. En geniş noktası ise Büyükdere ile Beykoz arasında bulunuyor.
- Birinci köprü 1973’te, ikinci köprü de 1988’de yapılıp Asya ile Avrupa’yı birleştirdi.
- İstanbul’da 3 bin 215 cami, 200’ün üzerinde kilise, 19 sinagog olduğunu bir kez daha denizin ortasından hatırladık ve harika camileri denizden gördük.
- Yeditepe İstanbul’un tepelerini bir kez daha hatırladık. Malum hep Çamlıca Tepesi gibi yerler anılır bu konu açıldığında, ama aslında İstanbul tepeleri şunlar: Birinci tepe Sultanahmet Camii, ikinci tepe Nuruosmaniye Camii, üçüncü tepe Süleymaniye Camii, dördüncü tepe Fatih Camii, beşinci tepe Yavuz Sultan Selim Camii, altıncı tepe Mihrimah Sultan Camii, yedinci tepe Haseki Camii. Size güzel bir pazar keyfi hatırlatması olsun.
'YALI METRES GİBİDİR SÜREKLİ PARA YER'
Malum yalıları görünce acayip iç geçiriyorsunuz. “Yok böyle bir güzellik” diyorsunuz, ancak Saffet bir gün bir yalı sahibinin, “Saffetciğim, Yalı metres gibidir. Sürekli para yer. Nemi, rutubeti, deniz suyu derken sizin iflahınızı keser” demiş. Biz de yalıları izleyip iç geçirirken, “Hiç üzülmeyin, o kadar da iyi bir şey değilmiş” diyerek keyifli hikâyeler de anlatıyor Saffet. Bu arada Saffet’in diğer turu 29 Eylül’de. Meraklısına.