Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Yonca Evcimik, Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü’nde sözde kadınların haklarını savunan bir şarkı çıkarttı. Ardından da ilk açıklamaları yine bana yaptı.

        Önceki gün okudunuz.

        Yonca Evcimik, "Pişman değilim. Ben farkındalık yaratmak istedim. Konuşulmayan konuşulsun istedim. Tartışılsın istedim" diyerek özellikle üçüncü kadınları işaret etti.

        Ve en derinlere indi.

        Yani anne ve babaya, toplumun eğitimine.

        Erkek ve kadının ayrımının çocukken başladığına işaret etti.

        Ancak bu böyle bir şarkı ile anlatılacak bir konu değil. Kafalar karışıyor böyle olunca.

        Bir şarkı söylüyorsun, paylaşıyorsun ve anlaşılan bölüm kısıtlı kalıyor.

        Yonca'nın şarkısında da aynen böyle oldu.

        Yonca, "Şarkıyı paragraf paragraf ayırın. Ne demek istediğimin üzerinde iyice bir düşünün" diyor.

        Ama bu şarkı.

        Dinler geçer ve öyle değerlendirirsin.

        Dur ben paragraf paragraf ayırayım ne demek istiyor diye düşünmezsin. Hele şu dönemde. Her şeyden sıkılmaya çok müsait bir dönemde.

        İzle-geç döneminde.

        Kimse o kadar uzun düşünmüyor hiç bir şey üzerinde.

        Bu şarkıda da aynen öyle oluyor. Ve geliyorsun “Sen kadınsın zekisin, ama bazen de gerçekten aşırı cinssin, bakma sevgilime be kadın çıkacak adın, mesaj atma kocama, gözünü dikme ocağıma, nasıl bozuldunuz böyle haydi söyle, açarsan mahremini içeri girer işte öyle” bölümüne takılıyorsun.

        Çünkü bu sözlerde yine kadının kadına ettiği var. Yani kadın yine kadını eleştiren, kötüleyen, yerin dibine sokan oluyor.

        Siz hiç bir erkeğin "Yahu leş kargası hem cinsim. Uçkuruna sahip çık. Sen ne biçim cinssin. Pis leş kargası. Çocuğun yaşındaki ile evlenip yatağına almaya utanmıyor musun? Neden başkasının karısına göz koyuyorsun. Neden evladın yaşındakilere kötü gözle bakıyorsun" yapmıyor mesela.

        Ya da sizler her hangi bir erkeğin, bir başka erkeği bu kadar eleştirdiğini görüyor musunuz?

        Bu ülkede kaç kadın öldü. Saymakla bitmez.

        Boğazı kesildi, varillerde yakıldı.

        Daha yeni İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Kendinize gelin beyler" dedi.

        Daha yeni.

        Düşünün daha yeni.

        Yani diyeceğim odur ki. Yonca kaş yapayım derken göz çıkartmış. Bu böyle bir şarkı ile anlatarak geçilecek bir detay değil.

        Bu ciddi bir yara.

        Önce kadının kadına düşmanlığının bitmesi gerek.

        Önce kadının kadına saygı göstermesi gerek.

        Önce kadının kadını eleştirmeyi bırakması gerek.

        Önce kadının bir başka kadının canını acıtmayı unutması gerek.

        Bunun içinde daha çok yolumuz var.

        Şöhretin sonu bu mu?

        Şöhretin sonu bu mu?
        0:00 / 0:00

        Yonca Evcimik şarkısı sosyal medyada da çok didiklendi tabii.

        Yılların duayen gazetecisi Şenay Düdek de, “‘Reklamın iyisi kötüsü olmaz’ diyenlerden demek ki! Yazık, şöhret b.ktan bir şey! Tozunu yuttun mu sonu bu. Halbuki sevdiğim taktir ettiğim bir isimdi” dedi Yonca Evcimik’in şarkısı ve klibi için.

        Yonca Evcimik, "Benim şöhretime hiç bir şey olmaz. Siz başkalarıyla ilgilenin" dedi demesine ancak bu son yıllarda şöyle bir bakıyorum da, gerçekten şöhreti belli bir yere gelmiş isimler öyle tuhaf şeyler yapıyor ki, anlamak mümkün değil.

        Demek ki, geçmiş yıllarda yaşanan o şaşaa, o pırıltı, o hareketli yıllar, o zirve kalıntıları bu hale getiriyor.

        Yonca Evcimik'i ben anlıyorum anlamasına. Ama gittiği yolda, kendini tamamen anlatamadı. Bir gün anlaşılacak belki ama o da bugün değil.

        Günlük moral doz iki kaynağım

        Günlük moral doz iki kaynağım
        0:00 / 0:00

        Sosyal medyada bazı isimler var. İnanın uyanır uyanmaz, güne başlarken hiçbir habere, Twitter gibi her türlü karamsar yazıların döndüğü sosyal medya hesaplarına, gazetelere bakmadan iki isme bakıyorum.

        Biri İrem Derici, diğeri Enis Arıkan…

        Çünkü güne gülerek, kahkaha atarak başlamama sebep oluyor ikili.

        1-İrem Derici

        Yakın arkadaşlar hesabından öyle şeyler paylaşıyor ki, kendimi kıkır kıkır gülerken buluyorum. İrem’in kesinlikle o meşhur 90’larda yaşaması gerekiyordu. Hatta ve hatta şu evlere kapandığımız günleri yaşaması İrem Derici’ye çok büyük haksızlık.

        2-Enis Arıkan

        Kedisi, evi halleri, annesi, teyzeleri ve eve gelen kadını ile başlı başına komedi dizisi. Evine kamera yerleştireceksiniz geriye çekileceksiniz. Kardashian’lar halt etmiş. Enis’in paylaştıklarını izledikçe de kıkır kıkır gülerken buluyorum kendimi. Kendi yaşıyor seni de o evin içine çekiyor.

        Diğer Yazılar