Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

-Evet kalabalıktı.

-Bazıları korona bitmiş gibi davranıyordu.

-Hatta çoğu insanda maske bile yoktu.

-Evet herkes çok daralmış, eve girmek istemiyordu kimse.

-Her kafenin önü tıklım tıklımdı.

-Nişantaşı’nda yürünmüyordu.

-Aralıklı da olsa çoğu mekan tıklım tıklımdı.

-Çoğu insan buluşma saatini çok erkene almaya başladı.

-Saatler 19.00’u gösterdiğinde dahi çoğu insan sokaktaydı.

-“Sokaklar çok kalabalık” diye şikayet eden kişi de sokakta.

-“Her yer tıklım tıklım” diyen kişi de o kalabalıkta.

-“Bilmem ne mağazasına gittim çok kalabalıktı” diyen de o mağazada.

-“Bilmem ne restorana gittim çok kalabalıktı” diyen de o mekanda.

-“Kimse dikkat etmiyor” diyen kişi kendisi de etmiyor.

-“Sarılıyor” diye şikayet eden kişi de bir başkasına sarılıyor.

-“İnsanlarımız hiç dinlemiyor” diyen kişi de aslında dinlemiyor.

-“Kurallara uymuyor kimse” diye konuşan kişi de çoğu zaman kurallara uymuyor.

 

 

Önceki gün Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Tüm gün dışarıda kalma kısıtlaması yok. Yavaş yavaş evin yolunu tutsak?” diye twit attı.

Fahrettin Koca da durumun farkında ama şu bir gerçek ki, herkes sıkıldı. Kimsenin de eve girmeye niyeti yok.

Ki son dört aydır herkesin dilinde:

-Şu korona bitsin eve girersem ne olayım.

-Her şey bitsin sabahlara kadar on mekan dolaşacağım.

-Korona bitsin sokakta yatacağım.

-Bir daha asla kimse beni eve sokamaz.

Diye diye uzayan bir liste var.

O yüzdendir ki, yasaklar kalksın kimse eve girmez. Mekanda yatar kalkar yine girmez sayın bakanım. Haberiniz ola…

 

 

-Hep haklı.

-Hep “Ben ben ben” diyor.

-Hep kendisi konuşmak istiyor.

-Hep en son lafı kendisi söylemek istiyor.

-Hep kendi attığı twitin okunduğunu, paylaştığı fotoğrafın göründüğünü düşünüyor.

-Hiç dinlemeyi bilmiyor.

-Hiç susmayı bilmiyor.

-Hiç özür dilemeyi bilmiyor.

-Hiç empati kurmayı bilmiyor.

 

 

-Kadınlar mimiklerini bile oynatamıyor.

-Erkeklerin yüzleri normal halinde. Yani ne botoks ne dolgu. Fakat kadınlar yanlarında sıfır mimiksiz, donuk bakıyor. Ağlarken, hüzünlüyken bile ifade veremiyor.

-Kadın oyuncuların çok fazla makyajı var.

-Uyurken bile nedir bu makyaj.

-Yeni oyuncuların çoğu acayip donuk bakıyor. Ölmüş balık gibi.

-Hafta sonu dahi topuklu ayakkabılar çıkmıyor.

-Yataktan kalkarken hazırlanıyor diyor. Kadın bir çıkıyor iki dakika sonra ful. Yahu zaten saç-makyaj-duş al anca bir saatte hazırlanırsın. 

-Uzun uzun bakışmalar. Of dayanıyorum.

-Saçma sapan diyaloglar. Of dayanamıyorum.

-Tam izleyeceğim tamam diyorum “Bitmiyor sahneler...”

-Tam izleyeceğim diyorum yine mevzuların üzerinde dönüyorlar da dönüyorlar.

 

 

Deniz Seki şarkıları seven biri olarak “Savaş ve Aşk”ı sevdim. 

İçten, samimi, aşkla okumuş Deniz.

Ki zannediyorum bu daha başlangıç. Daha güzel şarkılar geliyor belli ki.

“Savaş ve Aşk” onların habercisi gibi geldi bana.

Ayrıca Deniz Seki’nin yeni haline de bir şey söylemeden edemeyeceğim. Çünkü: 

-Fıstık gibi olmuş.

-Taş gibi olmuş.

Belli ki, o sıkıntılı günleri tamamen üzerinden atmış. Morali gayet yerine gelmiş.

Eski Deniz’e dönüşmeye başlamış.

Ki zorlu sınavlar verdi. Çok zorlu zamanlardan geçti. 

Unutmayın ki, kadınların zorlu sınavları sonrası zamana ihtiyaçları vardır.

Ama o zamanı iyi değerlendirse de sonrasında fıstık gibi yeniden doğarlar.
Deniz de işte o kadınlardan.

Karşımıza mis gibi yenilenmiş bir Deniz Seki olarak çıktı.

Unutmayın kadınlar güçlüdür. Savaşlardan, darbelerden zorluklardan hep güçlü çıkarlar. Deniz kesinlikle hep güçlü çıkan kadınlardan.

Ben biliyorum ki, bu daha başlangıç.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00