Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Bazı reklamlar vardır ki, ürünün ne olduğu ile ilgilenmez bambaşka bir hadiseye kilitlenirsiniz.

İş Bankası reklamında Zeki Müren tiplemesini izlerken ben de ister istemez kilitlendim.

Oysa ki, keyifli keyifli izleyip Zeki Müren'i anmak isterdim.

Ama yapamadım. Kafamı kurcaladı birçok şey.

Mesela bankayı görmedi gözüm. Anlatmak istediğini de dinlemedim. Sadece Çağlar Çorumlu'nun Zeki Müren tiplemesine takıldım. Hatta bir an Cem Yılmaz'ın "Acaba Arif V 216 bir daha mı çekiliyor?" diye düşündüm..

Sonra "Kesinlikle Zeki Müren bu reklamı görse beğenmezdi" dedim.

Ve ancak reklam sırasında;

İzlerken "Ne güzel olmuş Çağlar Çorumlu nasıl da güzel oynuyor" dedim.

Ve hatta "Acaba hani olmasamıymış. Reklam yerine film olsaydı tamam da" derken buldum kendimi.

Ve sonuna doğru "Yok ya güzel olmuş işte ustayı hatırladık. Andık andık anmasına Zeki Müren yaşasaydı kesin kabul etmezdi" diyerek reklamı bitirdim.

Yani sonunda, "Taklitleri asıllarını yaşatır" sözü de içime sinmedi.

Aradan 2-3 saat geçti baktım sosyal medya çoşmuş.

Eleştiriler çığ gibi büyümüş.

Aslında reklamcıların istediği olmuş.

Millet reklamı konuşuyor.

Bir reklam çekiyorsunuz. İyi ya da kötü tepkiler geliyor ve sosyal medya sizi konuşuyor. Reklam sırlarından biri elbet.

Ama ben bir vatandaş olarak içime sinmedi. Tamam, Çağlar Çorumlu çok iyi bir oyuncu. Ustayı da harika canlandırıyor. Fakat yine de olmamış!!!

Gazeteciliğe başladığım yıllarda "Paşam" diyerek çok kez telefonda konuştuğum, Bodrum'da evinin önüne gittiğimiz halde kendini pencereden dahi göstermeyen Zeki Müren bunu kabul eder miydi?" diye düşünüp durdum.

Ki bence etmezdi!!!

Çok çok az da olsa kendisini tanıyan, çok kez konuştuğum paşamız Zeki Müren kabul etmezdi diye düşünüyorum. Biraz ustaları reklamda ön plana çıkartırken bunu da düşünmek gerek.

Tekrar ediyorum film olsa evet.

Ama reklam filmi için Zeki Müren'in anısını bu kadar rahat kullanmamak gerektiğini düşünüyorum.

Kusura bakmayın. Cahilliğime verin. Ancak ben bu Can Yaman'ı çözemedim.

İtalya'da geniş bir hayran kitlesi varmış. Ki tamam artık bunu çözdük. Yani gözümüze gözümüze soka soka aklımıza kazıdı. Varmış işte tamam!!!

Kabul ettik, ettirildik.

Ama nasıl var onu da çözemedik. Çok kurcaladık ama öğrenemedik. "Var işte!!!" dediler. "Biz de yedik, tamam" dedik.

Neyse şimdi de Venedik Film Festivali'ne damgasını vurmuş. İmza üstüne imza dağıtmış. Fırtına gibi esiyor bizim Yaman oğlan. Düşünün Netflix'te filmi izlenme rekorları kıran Michele Morrone'nin bile doğru düzgün yüzüne bakmamışlar.

Roma'da çok umursanmamış. Öyle sıradan kafelere gidip oturmuş. Kimseler görmemiş.

Ama bizim Can maşallah. Fırtına gibi esiyor yaman oğlan.

Rahat nefes aldırmıyor hayranları. Ben Michele'nin yerinde olsam kıskanırdım. Düşünün dünya sizi izlemiş, izlenme rekorları kırmışsınız. Filmde soyunmuş, vücudunuzun göstermedik yeri kalmamış neredeyse ama kızlar, hayranlar, kadınlar Can'ın peşinden koşuyor.

Ne diyelim... Türk erkeğinin gücü mü? İş bilmesi mi?

Bilen biri bana bi yazıversin.

Yeni nesil tuhaf şeylere merak sarmaya devam ediyor. Ve her defasında ben de onları şaşkınlıkla izliyorum.

Geçen akşam arkadaşlarımla yemekteyiz. Masaya arkadaşımızın 20'li yaşlardaki oğlu geldi. Yanında da sevgilisi.

Yanımıza oturdular, bizimle birlikte bir şeyler yiyip sohbet etmek için.

Arkadaşımın oğlunun 97'li olduğunu öğrendiğim kız arkadaşının telefonu dikkatimi çekti. Masada duruyordu. Ve kız da sürekli ekrana bakıyordu.

Baktım kripto para oynamış onu izliyor. Ben de ister istemez, "Borsaya mı merakın var!" dedim.

Bana "Hayır" dedi.

Ben de meraklı tabi kurcalayacağım, "Peki neden ekranın sürekli açık ve bakıyorsun" dedim.

Bana, "Oyuncu olacağım" dedi.

Ben de, "Ama şu an bambaşka bir görüntü sergiliyorsun" dedim.

Bana, "Para yatırdım o yeşil oluyor, kırmızı oluyor, heyecanlanıyorum" dedi.

Sonra biraz kurcaladım meğer 20 bin TL'yi bir kripto paraya yatırmış. Onun durumunu izliyor sürekli. Bu arada kendisi, ilk gördüğüm kişi de değil. Daha önce de denk geldim böyle 20'li yaşlarda insanların ekranlarında kripto para takip ettiklerine.

Hatta bir arkadaşımın 15 ve 17 yaşlarındaki, çocukları da çok meraklıymış. Sürekli sanal para alıp, satıyorlarmış. Arkadaşım çok dertliydi hatta ve "Asla vazgeçiremedik. Arkadaşları arasında şu ara moda bu. Ben kızdıkça bilmem kimin kızı da oğlu da oynuyor diyorlar" dedi.
Bana tuhaf geliyor. Hatta kendi 20'li yaşlarımı düşününce bi garip oldum. Bizim hiç böyle moda takıntılarımız olmuyordu. Hele para konusunda.

En fazla "Cimri, tutumlu" diye konuşurduk arkadaşlarımız için para mevzusu geçtiğinde.

"Bilmem kim parasını bilmem nereye yatırıyor" diye bile konuşmazdık. O derece haberimiz olmazdı.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00