Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Malumunuz konumuz Çağlar Çorumlu'nun Zeki Müren'i canlandırdığı reklam filmi.

Ben önceki gün, "Az da olsa tanıdığıma göre bu reklam filminden hoşlanmazdı Zeki Müren" dedim.

Bazı ünlüler de benim gibi düşünüyor. En başta Bülent Ersoy da "Evet hoşlanmazdı" dedi.

Ancak bazı ünlüler de "Severdi Zeki Müren" dedi.

Kız kardeşinin oğlu da "Çok beğenirdi, eğlenirdi" dedi.

Yani ikiye ayrılmış durumda görüşler.

Benim okuyucularımın bazıları da beni eleştirip,, "Allah aşkına siz daha kaç yaşındasınız da bileceksiniz! Siz ne kadar tanıyorsunuz Zeki Müren'i. Nereden anladınız sevmeyeceğini" diye eleştirdi beni.

Öncelikle yaşım ile ilgili yapılan bölüme teşekkür ederim. Ancak hem küçük değilim, hem de çok küçük yaşlarda mesleğe başlamanın avantajlarını yaşıyorum. Dezavantajlarını yaşadığım gibi.

Bakın anlatmaya çalışıyorum. Nereden vardım "Sevmezdi" kanısına diye.

Yıllar önce yani muhabirliğe başladığım yıllarda, daha yakındık ünlülerle. Şimdiki, gibi sosyal medya ünlüleri, dönemi, falanları, filanları yoktu. Daha derindi her şey.

Daha kaliteli ve kapsamlıydı.

Öyle yüzeysel, "Ah canımlar", "Vah canımlar" yoktu. Mesaj ile geçiştirilmezdi hiçbir şey.

Yaşanıyordu güzel zamanlar. Anlar yaşanırdı unutulmayan. Özel günler paylaşılırdı. Uzun telefon görüşmeleri, hatta uzun röportajlar yapılırdı.

Yani sizlerin bildiği yazılı ve görsel medya o zaman çok başkaydı. Bizler daha bir arka planı detaylı yaşar, ünlüler ile günler süren seyahatler yapar, enine boyuna bilir, yaşardık her detayı.

Bizim dönemimizdeki gazetecilik daha farklıydı anlayacağınız. Ve bu sebeptendir ki, Zeki Müren'in kendisini eve kapattığı dönemi çok iyi biliyorum. Tabii öncesine hakim değilim o ayrı. Ancak paşa ile çok kez telefonda konuştum. Evinin önünde beklediğimiz saatler, günler bizlere gönderdiği haberler doğrultusunda çok vakıfım. Kendisinden özellikle son yıllarda asla memnun değildi. Çok kilo almış ve asla gözükmek istemiyordu.

Ve inanılmaz titizdi.

Öyle her konuşmadan, her şekilde söz edilmesinden. Her cümlenin hoyratça yazılmasından hiç haz etmezdi.

Son derece rahatsızlık duyardı.

Zeki Müren'i tanıdığım zaman zarfında kendi düşüncem olarak aklıma yer eden hissiyat budur. Ve bu hissiyat ile yola çıktığım doğrultuda yorumladım reklam filmini de.

Tekrar ediyorum; Çağlar Çorumlu harika oynamış. Ve reklamı yapanlar amacına ulaşmıştır. Fakat sözümün arkasındayım ki, bu reklamı Zeki Müren çok sevmezdi. Hatta hoş karşılamazdı.

Miss Turkey 2021 yarışmasının final gecesinin sunuculuğunu yapan Eser Yenenler ve eşi Berfu Yenenler'in arasındaki diyalog eleştiri oklarının hedefi olmuş.

Önceki gece yarışma sonrasında sosyal medyaya girip baktığımda gözlerime inanamadım.

Aman da aman. Söylenmedik sözler kalmamış!!!

Neden söylüyor bu kadar insan bu kadar sözü;

Eser Yenenler eşine, "Sen kendini bana bırak, rahat ol" demiş.

Berfu Yenenler de, "Eser ne zaman kendimi sana bıraksam çocuğumuz oluyor" demiş.

Bu kadar!!!

Ne bir kimseye hakaret var, ne bir küfür, kıyamet var, ne de müstehcen bir şey var.

Yani hiç!!!

Hiçbir şey yok...

Küçük bir espri. Hemen ahlak bekçileri devreye girdi. Kardeşim azıcık hoşgörü. Azıcık rahat olun, abartmayın. Her şeyi bu kadar büyütmeyin.
Ne var bu söz de.

Nedir ya...

Gerçekten gereksiz saçmalıklara bir yenisi daha eklendi. Eser de "Ahlak bekçiliğini yere bırakın ve gülün" demiş. Bravo kendisine.

Aynen öyle. Bi bırakın nedir yani. Bu kadar mı zihniyetleriniz kirlendi!!!

Geçen hafta Yıldız Tilbe için, "Aşı oldu" haberleri çıktı.

Tilbe de bir gün sonra, "Aşı olmadım, olmayacağım" diye sosyal medyadan açıklama yaptı. Belli ki, olmayacak. Konserlere PCR testi yaptırıp çıkılacak.

Kimseye zorla "Aşı ol" denmez. Aşı olması için baskı yapılmaz. Ancak koskocaman bir gerçek var ki, aşı olmayanlar, aşı olanlara göre daha ağır atlatıyor hastalığı.

Bunun çok fazla örnekleri var.

Geçen hafta benim tanıdığım beş kişi korona oldu.

İkisi aşı olmamıştı, üçü aşı olmuştu.

Aşı olanlar, "Biz hiç bir şey anlamadık" derken. Aşı olmayanların biri normal ancak hastanede, diğeri ise aşırı zor atlattı. Hatta ölümden döndü diyebilirim. 

Şimdi böyle örnekler varken, milyonlarca hayranı olan bir isim çıkıp "Aşı olmayacağım" diye bas bas bağırıyor.

Tamam Yıldız Tilbeceğim. Olma sen aşı. Ancak böyle çıkıp naralar da atma. Bir kişiyi etkilesen bir kişidir. Neden başkalarının hayatını etkileyip, onların sağlıkları ile oynamasına vesile oluyorsun.

Bırak insanlar kendi kararlarını kendi versin. 

Sonuçta milyonlara hitap eden isimlerin bazı açıklamalar yaparken dikkatli davranmaları gerekiyor. 

Ki, söz konusu sağlıksa...

Maşallah Eylül bir geldi kışı da beraberinde getirdi bir anda. Tam bunalım havası, tam depresyon havası.

Hava soğuk!!!

İsteksizlik diz boyu!!!

Ne spor,  ne diyet hiçbir duruma girilemiyor.

Yapraklar döküyor mu? Yaz mı geliyor? Kış mı geliyor? Arada sıcak mı oluyor belli belirsiz ruh hali!!!

Kiminle konuşsam, "Her tarafım ağrıyor. Sürekli test yaptırıyorum ama negatif çıkıyor. Asla evden, hatta yorganın altından çıkmak istemiyorum. Kolumu kaldıracak halim yok" hali!!

Eylül bir geldi pir geldi.

Uzun süredir beklenen "La Casa de Papel" bile eski tadı vermiyor. Yaz ne zaman geldi, ne zaman bitti. Yazın bundan haberi var mıydı? 

Hali ve mutsuzluğunda günlerden geçiyoruz. İstanbul tıklım tıklım.

Taksi sorunu çözülemedi.

Trafik almış başını gidiyor.

Kimse bir yerden bir yere rahat yetişemiyor. Herkeste şu cümleler, "Normal hayata dönüşe adapte olamadık" hali.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00