Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        "Dizilerdeki hayat hangi ülkede yaşanıyor" diye Eylül ayında bu köşede bir yazı kaleme almıştım.

        Reyting rekorları kıran diziler memlekette yaşananlardan bir haber olduklarını dile getirmiş; "Hey taksi dedikten bir saniye sonra pırıl pırıl, mis gibi taksinin önlerinde durmasına acayip ayar oluyorum. Bir de taksiye bindikten sonra gidecekleri yeri espriyle karışık, söyleyip karşılığında da, 'Tabii efendim' yanıtını almalarına aşırı bozuluyorum. Hayır nerede çekiyorlar bu dizileri? Gerçekten bizim memleketimizde mi? Bizim asla bulamadığımız taksiyi nasıl buluyorlar? Hatta nasıl durduruyorlar?Hayır taksiyi bulduktan sonra, 'Kusura bakma abla ben oraya gidemem' demeyen taksiyi nasıl buluyorlar? Bir anlatıverin bize. Şimdi 'O senaryo, o dizi' diyenlerinizi duyuyorum. Ben de size 'Hadi ya!!!' demek istiyorum ama lütfen memlekette bir haber yaptığınız dizileri nerede çekiyorsunuz bir söyleyiverin" diye yazmıştım.

        Eylül'den bu yana senaristler hayata döndü.

        Memlekette yaşananların farkına vardı.

        Dizilerde artık "Bugün çok şanslıyım taksi buldum", "Şimdi taksi bekleyeceğiz biraz ama buluruz gel", "Şu caddeye çıkalım taksi vardır orada" gibi diyaloglara denk gelir oldum.

        E bu da bir gelişme.

        Senaristler kapandıkları inlerinden çıkıp hayata karışmaya karar verdiler demek.

        Tebrikler.

        Hande haksız sayılmaz

        Hande haksız sayılmaz
        0:00 / 0:00

        Hande Yener, "İyi sesi olanlar çok az kaldı. Onlar da Ajda Pekkan, Sezen Aksu ve Nilüfer. Affedersiniz ama ben eşek gibi şarkı söylüyorum" dedi geçtiğimiz günlerde.

        Haksız sayılmaz.

        Daha çok yakın zamanda sahnede dinledim Hande Yener'i.

        Hem de öyle muhteşem bir ses sisteminin olduğu bir mekanda da değil.

        Ama Hande öyle bir okuyordu ki, albüm kaydı gibiydi.

        İlk çıktığı andan son şarkıya kadar sektirmedi. Mis gibi, tertemiz okudu. Biz kalabalık bir ekiptik ve o anda da, sonrasında da "Çok iyi okuyor" diye tekrarladık da tekrarladık.

        Ancak ben bunu ilk kez yazmıyorum.

        Daha önce de, defalarca yazdım. Hatta müzik tarzını değiştirdiği zaman da, "Hande ne gerek var. Sen kapı gıcırtısında bile şarkı söylersin. Tarzını değiştirme. Sahne kıyafetlerinde bu kadar oynama. Sen söyle yeter. Biz dinleriz, arkandan ciddi kalabalıklar seni takip eder" dedim de dedim.

        Ve yine de söylüyorum.

        Hande Yener iyi şarkı söylüyor.

        Nokta!!!

        Şöyle ki!!!

        Şöyle ki!!!
        0:00 / 0:00

        -Pazartesi günü de yazdım. Bir daha yazıyorum. Gülşen'in kıyafetleri artık şarkılarının önüne geçiyor. Dikkat Gülşen!!!

        -Ahsen Eroğlu'nun Pantene Altın Kelebek ödülünü aldıktan sonra "Kadınların hashtaglarle değil, ödüllerle anıldığı günlere, geleceğiz" demesini, Ezgi Mola'nın "Birbirimizi ötekileştirmediğimiz, ne düşünürsek düşünelim birbirimize iyi geldiğimiz bir sene olsun" ayakta alkışlıyorum.

        -Hadise'nin sahnede "Sevgilim Mehmet diye sahnede özellikle üstüne basa basa belirtmesi" akıllarda kalacak.

        -Melis Sezen'in ödül töreninde ünlü mücevher markası Tiffany'nin kopyasının aynısına benzer bir kolye takması çok sevimsizdi. Yaptığı konuşma ise "Yorumsuz"du. Ve "Bunu tutuyorum çünkü elimde şu an" cümlesi magazinde unutulmayan replikler arasında yerini aldı.

        -Berdan Mardini'nin değişimine sadece gülüyor başka da bir şey diyemiyorum.

        -Çağlar Ertuğrul'un Altın Kelebek Ödül Töreni'nde sahnede Tamer Karadağlı göndermesine gülmeyen de ne bileyim. Biraz rahat mı olsanız? Eğlenmeyi mi unuttunuz acaba?

        -Altın Kelebek Ödül Töreni'nde Ezgi Mola'nın kıyafetini, saçını, makyajını, konuşması çok sevdim. Hatta kalbimi bıraktım. Tarzını, tavrını, duruşunu bozmadan hareket eden Ezgi Mola benim en beğendiğim kişiydi o gece. Açık ara.

        Pompalı tüfek mi?

        Pompalı tüfek mi?
        0:00 / 0:00

        Beylikdüzü'nde Muş ve Erzurumlu iki ailenin çocuklarının düğününde damada arkadaşı pompalı tüfek hediye takmış. Gelinin yüzü düşmüş, salonda alkış kıyamet kopmuş.

        Allah o kızı korusun.

        Allah tüm kadınları bu pisliklerden korusun.

        Allah hepimizi bu cahil cüheyladan korusun.

        Allah'ım ne günler yaşıyor, ne dönemden geçiyoruz, bizi bu dönemden ve bu insanlardan kurtar.

        Bu millete akıl fikir ver. O salonda alkış kıyameti kopartan herkese akıl versin. Hem de gani gani.

        Ve maalesef damada pompalı tüfek hediye eden bu şahıs; "Pişman değilim, aklım yapmadıklarında hala" diye ifade vermiş.

        Pişkin pişkin. Üzülmeden, sıkılmadan, özür dilemeden.

        Gerçekten bu dönem bi an önce bitsin. Ne berbat bir döneme denk geldik biz böyle!!!

        Diğer Yazılar