Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        -Yok yüzüğü verdi, vermedi.

        -York yüzük kalsın, annemin taktığı takıları geri versin.

        -Yok takılar Hadise'de kalacak.

        -Yok Murda'ya sarıldı. Nasıl sarılır?

        -Yok çok açık giyindi, nasıl giyinir.

        -Yok öyle...

        -Yok böyle...

        -Yok şöyle...

        Diye diye memleket meselesi haline geldi "Hadise" olayı. Ne "Hadise"ymiş arkadaş. Bitmedi, bitemedi, bitecek gibi de gözükmüyor. Önceki gün Trabzon'a gittim ara ara, "Yazık bu kıza" cümleleri duymayayım mı? Ben de mi bu tuhaflık var, yoksa ben olayları yanlış mı okuyorum. Anlamak mümkün değil..

        Mesela Hadise'nin Kaan Yıldırım ile olan ilişkisi de sakız gibi uzadı, Mehmet Dinçerler ile olan evliliği de. Krizleri öyle güzel kendisine çeviriyor ki, Hadise gerçekten bravo bizi bile auta çıkartıyor. Bir dönem, "Bak gördün mü Hadise'nin ettiklerine" cümlesinden şimdi, "Yazık Hadise'ye çok üzülüyorum. Kaan Yıldırım, elinden tutup çıkmadı. Ama Pınar Deniz'in ilk gün elinden tuttu çıktı. Mehmet Dinçerler de ne kötü adammış. Altınları isteyip duruyor. Kıza bir huzur vermediler" gibi konuşmalara şahit oluyorum. Ve her seferinde "Vay be" derken buluyorum kendimi.

        Hayır gerçekten geçmişi çok çabuk unutan balık hafızalı bir halkımız var. Ben de unutmak istiyorum. Tamam unutayım diyorum ama şöyle oturup bi düşündüğüm de, Hadise'nin olayları çok güzel yönettiğini fark ediyorum. Sahnede yüzük fırlatmalar, gözyaşları dökmeler. Daha düne kadar, "Benim asla ağzımdan 'Sevgilim' kelimesini duyamayacaksınız. Benim asla birinin elini tutup karşınıza çıktığımı göremeyecekseniz" diyen Hadise şimdi sahnede özel hayatıyla ilgili şov üstüne şov yapıyor. Ve benim aklım asla buna basmıyor. Beyin hücrelerim yanıyor ve bir kez daha kendime, "Magazin dünyasında daha neler göreceğiz acaba" dedirtiyor.

        Yani diyeceğim bu "Hadise" olayı bitmez. Bitmeyecek. Dur bakalım bundan sonra neler yaşanacak!!!

        Arkadaşlar bu ne gerginlik!!!

        Arkadaşlar bu ne gerginlik!!!
        0:00 / 0:00

        MGD'nin yani Magazin Gazeteciler Derneği tarafından 26'ıncısı düzenlenecek Altın Objektif Ödül Töreni'nin basın toplantısı vardı önceki gün.

        Sabah gazeteleri okurken basın toplantısının haberine denk geldim. Haberi okuyamadan fotoğrafa takıldım, hatta çıkamadım. Magazin Gazeteciler Derneği Yönetim kurulu ekibi bir masa etrafından oturmuş olduğu fotoğrafa bakarken şunları sayıkladım;

        -Hayırdır arkadaşlar bu ne gerginlik!!!

        -Magazin Derneği mi, yoksa sinir harbi mi bu hayırdır?

        -Evde sular mı kesildi arkadaşlar!!!

        -Hayır Hadise'nin altınları verecek olması mı üzdü sizi nedir bu gerginlik?

        -Mehmet Dinçerler'in Hülya Avşar'ın kızı Zehra Çilingiroğlu ile olduğu fotoğraf mı endişelendirdi sizi hayırdır.

        -Yoksa uzaya mı çıkmaya hazırlanıyorsunuz böyle.

        -Hem neden bu ekipte bir kadın gazeteci yok.

        -Hatta neden hep erkek çoğunluğu var bu dernekte?

        Diye diye uzayıp giden söylenmeler yaptım sabah sabah.

        Öncelikle Magazin Gazeteciler Derneği'nin bir üyesi olmaktan mutluyum elbet ama bu derneğin sadece tek bir ödül töreni ile sınırlı olmasından yana da değilim. Yıllardır da, her zaman dile getiriyorum. Magazin demek neşe demek, eğlence demek. Sanatçılarla sadece ödül gecesinde değil, daha çok samimi ortamlarda bir araya gelinmeli ve güzel ortamlar sağlanması.

        Mesela yeni nesil oyuncular gazetecilerle o kadar mesafeli ki, çoğu kişi birbirini tanımıyor. Haber yapılmadan, daha samimi ortamlar yaratılarak bir araya gelinebilir ki, 90'larda bizler bunu sık sık yapıyor hatta Şişli'deki dernek binasında da buluşuluyordu.

        REKLAM

        Daha çok proje üretilebilir tabii.

        Ama görüyorum ki, arkadaşlarım gergin ve sinirli. Haklılar çünkü uzun zamandır yorgun günlerden geçiyoruz. Özellikle sosyal medyanın ahkam kestiği, infulencer gibi insanların türediği bir dönemde bu derneği bile bu kadar ayakta tutabilmek başarı. Ama zaten biz magazin gazetecilerin işi de zorlukları çözmek değil midir? Bu yüzdendir ki, daha renkli, daha hareketli, daha sempatik hale gelinebilir. Getirilebilir naçizane...

        Sonuçta bizler bu işin emekçisi ve perde arkasını çok iyi bilen kocaman bir sektörüz. Biz değer verirsek eminim bizlere de karşı taraf çok daha fazla değer verecektir diye düşünüyorum.

        Kadın gazeteci mevzusuna gelirsek. Ben bu konuda aşırı dertliyim. Maalesef ki, ekranlarda ki, haber kanallarında da erkek yorumcudan geçilmiyor. Her gün aynı tipler ayrı programlarda sürekli konuşuyor da konuşuyor. Daha çok renkliliğe ihtiyaç var. Naçizane o toplantı masasında daha çok kadın gazeteci arkadaşlarıma yer verin.. O zaman daha bir güzel ve güler yüzlü olacak gibi geliyor bana fotoğraflar.

        Sezen Aksu ses verdi

        Sezen Aksu ses verdi
        0:00 / 0:00

        Uzun süredir Sezen Aksu'nun sesi soluğu çıkmıyor. Hatta kendisi hakkında yapılan birçok organizasyona dahi katılmıyor. En son Gülşen'in tutuklanması olayına bir ses, seda verir dedim o da olmadı. Şükür İranlı kadınlar için bir açıklama geldi.

        Sezen Aksu; "Uzun zamandır karmakarışık duygu ve düşüncelerle olup biteni izliyorum, acaba diyorum bu ataerkil erkek terazisinde eşitlenebilmek için daha kaç ton acı lazım?" diye başlayan bir yazı kaleme almış.

        İşte benim de sürekli anlatmaya çalıştığım şey bu sevgili Sezen Aksu. Maalesef özellikle sizler gibi sesini çoğunluğa duyurabilen toplulukların daha çok sesi çıkması gerekiyor ki, ataerkil erkek terazisinde bir eşitlenme olsun. Üzgünüm ki, sizler uzun süredir hiç bir konu hakkında bir yorum yapmadığınız gibi kendinizi de göstermiyorsunuz.

        İranlı kadınların acısı, kederleri yüreğimizi parçalıyor. Bizler de kadın olarak korkuyor ve endişeleniyoruz. Ancak sesini daha büyük kitlelere duyurabilen özellikle siz sanatçıların bu günlerde daha görünür olması gerektiğini düşünüyorum.

        Yani sizlerin bu günlerde yok olmamanız tam tersi daha çok gerek sosyal medya platformlarında, gerekse konserler vererek, gerek röportajlar yaparak özellikle sizleri çok iyi tanımayan Z kuşağına ulaşmanız daha fazla görünür olmanız gerekiyor. Bunu bir düşünün derim sevgili Sezen Aksu.

        Diğer Yazılar