Kusura bakmayın değerli okurlar.
Dün yazamadım.
Yazıya oturacağım saatlerde, yani geceye doğru karnımda inanılmaz bir ağrı.
Nefes alamıyorum.
Eğilemiyorum, oturamıyorum, yatamıyorum.
Böyle bir karın ağrısı olamaz.
Niye ağrıdığını da anlayamadım.
TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına gülmekten deseniz, değil. Gülmedim çünkü.
Yemekten deseniz, o hiç değil.
Gün boyu neredeyse hiçbir şey yememişim.
Haşlanmış brokoli ve sebze çorbası dışında.
Neyse uzatmayalım.
Yazamadım.
Şimdi bazılarınız diyordur ki, “Enflasyon rakamlarına nasıl gülmezsin?”
Gülmem.
Bende devlet ciddiyeti vardır.
Devletin de ciddiyeti olduğuna inanırım.
Enerji fiyatları yüzde 50 artmışken, etiketler 1990’lardakine benzer şekilde neredeyse günlük olarak değişirken, devletin kurumu koskoca TÜİK “Yıllık enflasyon yüzde 10’un altına düştü” diyorsa ben buna inanırım ve gülmem.
Ancak kendime de çok kızarım.
“Ulan ben ne beyinsiz adamım” derim kendi kendime.
“Her şey ucuzlarken, her şeyin fiyatı düşerken sen ne salak adamsın ki, senin alışveriş yaptığın yerlerde hiçbir şey ucuzlamıyor” diye kendimi tokatlarım.
Şimdi kalkıp birileri ukalalık yapacaktır.
“Sen de kimbilir hangi pahalı marketlere gidiyorsun” diye.
Vallahi siz nereye gidiyorsanız ben de oraya gidiyorum.
Yeminle söylüyorum BİM’den bile alışveriş yaptım.
Benim faturalarım düşmüyor.
Evdeki tüm ampulleri değiştirdim.
LED yaptım hepsini.
Sıcağa rağmen air conditioner’ı çalıştırmadım.
Zaten ayın yarısı evde yoktum.
Buna rağmen elektrik faturamda bir düşüş falan da olmadı.
Ama yıllık enflasyon düşmüş.
TÜİK söylüyorsa doğrudur.
Koskoca devletin istatistiklerden sorumlu kurumu 80 milyon insana yalan söyleyecek kadar arsızlaşmış olamaz.
Yalnız benim kendilerinden bir ricam var.
Enflasyonu belirlerken mutlaka bir yerlere gidip fiyat alıyorsunuz.
Lütfen bu fiyat aldığınız yerleri açıklayın.
Biz vatandaşlar da gidip oradan alışveriş yapalım ki, bizim de enflasyonumuz sizinki gibi çıksın.

Aksi takdirde bir “devletin resmi enflasyonu” bir de vatandaşın “enayi enflasyonu” gibi bir garabet çıkacak ortaya.
Lütfen bize TÜİK’in alışveriş yaptığı yerleri gösterin.
Rica ediyorum.


*

Jandarmadan tuzak

Eskiden uyanıklık yapanlara “Askerliğini jandarmada mı yaptın” diye sorarlardı.
Ben de bunun ne anlama geldiğini bir türlü çözemezdim.
Uyanık olmakla, jandarma olmanın ne alakası var diye merak ederdim.
Bunu dün çözdüm.
Yeni İstanbul Havalimanı’na gidiyorum.
Havalimanına giden duble yolda sürat limiti 90 kms.
Tam da bu hızla gidiyorum.
Bu yolun havalimanına ulaştığı yerde bir virajla havalimanına sapıyorsun.
Saptığın anda hız limiti 50 kms’ye düşüyor.
Jandarma Trafik, tam sapağa bir radar koymuş.
Saparken sert bir frenle yavaşlamazsanız hızınızın 50’ye inmesi mümkün değil.
Sert fren yapsanız arkadan gelen size dalabilir.
Jandarma da bunu bildiği için tam oraya koymuş radarı.
100 metre ileriye koysa sorun yok.
Tam kavşağa.
İster istemez 60 kms, 70 kms ile geçeceksin radarın önünden.
Açık söyleyeyim.
Ben yakalanmadım.
Ama pek çok kişinin yakalandığından ve cezaların adreslere yağmur gibi geleceğinden eminim.
Ancak jandarmanın yaptığı hiç hoş değil.
Bunun trafik emniyeti ile falan alakası yok.
Bu vatandaşa tuzak kurmak, vatandaşın parasını cebinden çalmak için çirkin bir uygulama yapmaktır.
Uyanıklıktır.
Ama aynı zamanda ayıptır.


*

Gazetecilik açısından İBB seçim sonucu

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını CHP’li Ekrem İmamoğlu’nun kazanması, gazetecilik mesleği açısından iyi ve faydalı bir sonuç oldu.
Yok yok yanlış anlamayın.
Artık daha özgür gazetecilik yapıyorlar anlamında söylemiyorum bunu.
Fayda dediğim şu.
Pek çok gazeteci ya da gazeteci kimliği ile dolaşan şahıs bir anda İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin eleştirilebilir bir kurum olduğunu, İstanbul Belediyesi’nde de yanlış işler yapıldığı zaman gazetecilerin bunu yazabildiğini, belediye hizmetlerinde aksamalar olduğunda bunun haber değeri taşıdığını, belediye muhabirlerinin belediyelerdeki yolsuzlukları, usulsüzlükleri araştırabileceğini ve hatta araştırması gerektiğini öğrenmiş oldular.
Özellikle mesleğe yeni başlamış gençler açısından bunlar çok olumlu.
Çünkü son yıllarda gazeteciliğe giren gençler, gazetecilerin haber araştırması gerektiğini, yolsuzlukları duyurması gerektiğini, aksayan hizmetlerin haber olması gerektiğini bilmiyorlardı.
Bu vesile ile öğrenmiş olacaklar.

 

*

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Adam olmaktan en büyük yararı adam olmayı başaranın elde ettiğini bildiğimiz zaman.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • alperzor 2 ay önce geçmiş olsun fatih abi kendine iyi bak sen bize lazımsın :)
    CEVAPLA
  • aytekin1234 2 ay önce Geçmiş olsun.
    CEVAPLA