Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Yapımı yılan hikayesini de geçip Anakonda hikayesine dönen Çukurova Havalimanı proje değişikliği ile yeniden gündemde ve yeniden ihaleye çıkacakmış.

        Daha önce de ihaleye çıktı, ihaleyi alanlar yapamadı, süre uzatıldı müellifler battı.

        Şimdi bir daha deneyecekler.

        İnşallah olur bu kez.

        Ama bazen yatırımlar sadece yatırım olsun diye lüzumsuz yere yapılıyor gibi geliyor bana.

        Mesela meşhur bir Zafer Havalimanımız var.

        Kütahya’da yapıldı.

        Yapıldığı zaman Türkiye’nin 4. büyük havalimanıydı.

        Her zamanki gibi “yap işlet devret” metodu ile inşa edildi.

        Türkiye’nin bu 4. büyük havalimanına bugün günde kaç uçak iniyor dersiniz?

        Söyleyeyim.

        2.

        Yanlış okumadınız.

        İki.

        Büyük yazayım.

        İKİ.

        İşletmeci firmaya verilen garanti yolcu sayısının kaçta kaçı karşılanıyor dersiniz?

        Yüzde 4’ü.

        Şaka değil.

        Yüzde dördü.

        Gerisi nereden?

        Hazine’den yani sizin benim cebimden.

        Proje mi proje.

        Büyük mü büyük.

        Yapıldı mı?

        Yapıldı!

        Açıldı mı?

        Açıldı!

        Anladınız mı?

        Bilmem!

        *

        Bana sorma Google’a sor!

        Cari açık en büyük sorundu yıllardır.

        Sattığımız aldığımızı karşılamıyordu.

        Yılda ortalama 60 milyar dolarlık bir açık veriyordu.

        2018 yazından bu yana cari açık düşme trendine girdi.

        Azaldı azaldı azaldı.

        Ve sonunda bitti. Dün açıklanan sayılara göre cari açığımız kalmadı.

        Hatta cari fazla verdik.

        Sevindirici mi? Bazıları öyle diyebilir.

        “Bakın cari açık kalmadı. Süper gelişme” falan diyebilir.

        Peki Türkiye son olarak ne zaman bu kadar yüksek cari fazla vermiş.

        18 yıl önce.

        2001 yılında.

        2001 yılında ne vardı peki hatırlıyor musunuz?

        Ecevit Hükümeti.

        Ben size söylemeyeyim ne olduğunu.

        Google’a yazın “Türkiye 2001” diye.

        Karşınıza çıkanı okuyun.

        Sonra karar verin cari açığın cari fazlaya dönüşmesi konusunda.

        *

        Kanal da yok, Suudiler de!

        Dün Turizm Bakanı Mehmet Ersoy ile buluştuk.

        İstanbul’daki Galata, Taksim projelerini anlattı biraz.

        Daha önce detayları ile medyaya aksettiği için tekrar anlatmaya niyetim yok.

        Keza Çeşme Projesi de öyle.

        Orada da bayağı ciddi, geniş kapsamlı ve yüksek maliyetli ama fizibilitesi olan bir proje başlatmışlar.

        Onu da daha önce okumuşsunuzdur.

        Onu da anlatmama gerek yok.

        Haklı olarak diyeceksiniz ki, “İyi de kardeşim sen ne anlatacaksın. Daha önce anlatılmış projeleri sana bir daha niye anlattı”.

        Bunu söyleyenleriniz haklı elbette.

        Ama benimle görüşmek istemesinin nedeni bu değil.

        Bakan Ersoy, beni, Ertuğrul Özkök’ü ve İsmail Küçükkaya’yı davet etmiş.

        Özkök’ten Çeşme ve Kemeraltı projelerine destek istemek için, İsmail’e televizyonda bu projeleri doğru biçimde aktarabilmesi için bilgi vermek maksadıyla, bana da Çeşme Projesi’nde Suudilerin olmadığını söylemek için.

        Hatırlayacaktır okurlar geçen hafta “Bu Suudi alçakları bize dünya çapında her türlü kötülüğü yapıyor, biz onlara para kazandıracak projeler mi veriyoruz. Ayıptır” diye yazdım.

        Bakan Ersoy da dedi ki, “Bu projenin hiçbir yerinde Suudiler yok. Orada bir havaalanı projesi vardı. Gereksiz ve yanlış bir proje idi. Zaten yapılmıyordu da, onun yatırımcıları sağa sola Suudilerin buraya yatırım yapacaklarını söylemişler. Bu Suudi lafı oradan kaynaklandı. Bu projede Suudiler olmadığı gibi, şu an için yabancı bir yatırımcı da yok. Tamamen kamu kaynakları ile yürüteceğiz. Daha sonra da buradaki otel alanlarını tahsisle vereceğiz ve yaptığımız yatırımı geri alacağız. Hedef buradaki sezonu 2 aydan 12 aya çıkarmak” dedi.

        Bu arada sözü edilen kanal falan da projede yokmuş ve olmayacakmış.

        Çok merak ediyorsanız ve başka yerlerde okumadıysanız söylersiniz bir ara Çeşme’deki projeyi de detaylıca anlatırım.

        *

        Yazık oldu Kadir’e

        Konya’da eşler arasındaki kavgaya müdahale ederken katil olan Kadir için “Kadir serbest kalsın” kampanyası yürütülürken burada başımdan geçen bir olayı anlattım.

        Dayak yiyen bir genç bir kadını kendisini döven sevgilisinin elinden kurtarmaya çalışırken, dayağı yiyen kızın kafama bira şişesi vurduğunu yazdım.

        Bu gibi olaylara doğrudan müdahil olmayın, şişe başınıza patlar en iyisi olayın büyümesini engelleyin ve polis çağırın demeye çalıştım.

        Haklı çıktım mı?

        Çıktım.

        Konya’da Kadir’in kurtardığını düşündüğümüz kadın çıktı “Ortada bir şey yoktu. Eşimle tartışıyorduk ama önemli bir şey yoktu. Kadir elinde bıçakla geldi ve sevgilimi öldürdü” anlamına gelen bir ifade verdi.

        Kadir bir anda üzerine vazife olmayan bir işe aşırı şiddet göstererek müdahale eden ve durduk yerde birini öldüren eli bıçaklı bir katile dönüşüverdi.

        Kaydı mı şimdi Kadir’in hayatı.

        Şimdi sosyal medyada istediğiniz kadar kampanya yapın.

        *

        NE ZAMAN ADAM OLURUZ.

        Korkaklığın da cesaretin de bulaşıcı olduğunu unutmadığımız zaman.

        Diğer Yazılar