Dün bir yazı yazdım ve dedim ki, “Tüm çağrılara rağmen herkes sokakta yine. Mecburiyetten olsa anlarım ama keyif için gezmeye çıkmışlar. Bu kadar eşekle corona karşısında işimiz zor” diye.
Bazı okuyanlar tepki gösterdi.
“Hakaret edemezsin, çok ayıp ediyorsun” diye.
Önce çok önemsemedim ve açık söylemek gerekirse tepkilere de hak vermedim.
Ancak gün ilerledikçe haberler gelmeye başladı.
Yine Boğaz kıyısı tıklım tıklımdı.
Yine millet kendini sokaklara atmıştı.
Kadıköy sahili doluydu.
İzmir’de Antalya’da durum hiç de farklı değildi.
O zaman tepki gösteren okurlara hak verdim.
Ayıp etmiştim.
Büyük ayıp.
Eşekler bu kadarını yapmazdı.
Bir çayırda otlayan eşeğe o çayırda sürekli elektrik versen mesela tehlikeyi anlar bir daha o çayıra gelmez.
Bunlara ise hiçbir şey fark etmiyor.
“Kardeşim yüzde 3’ünüz de olsa bu hastalığa yakalanınca can çekişerek ölüyorsunuz” diyorsunuz.
Gülüyor kendini lokantaya atıyor.
“Kardeşim ölüm döşeğinde en yakınınızı göremiyor sevdiklerinizle vedalaşamıyorsunuz” diyorsunuz.
Bön bön yüzünüze bakıp, sokağa zıplıyor.
“Ulan manyak mısın cenazeni yıkamadan torba ile çukura atıyorlar” diye anlatıyorsun bankın üzerindeki eliyle burnunu karıştırıyor.
O yüzden gerçekten özür diliyorum.
Tüm eşeklerden özür diliyorum.
Beni bağışlasınlar.

*

Elektrik meselesi

Yoğun bakımın öneminden bahsettik.
Kimsenin adını anmadığı hatta büyük çoğunluğun adını bilmediği ECMO cihazından bahsettik.
Ama bir şeyi unutmuşuz.
Elektrik.
Dün İstanbul’un bir bölümünde elektrik kesikti.
Gece yarısına doğru telefonum çaldı.
Bir tanıdık, “Sende Ekrem İmamoğlu’nun telefonu vardır” diye arıyor.
“Hayırdır” dedim.
“2 saattir elektrik kesik. Böyle bir dönemde bu nasıl bir sorumsuzluktur. Belediye’den hiç bir yetkiliye ulaşamıyoruz. Doğrudan başkanı arayacağız.”
“Ekrem Bey’in numarası bende yok ama olsa da bir işe yaramaz çünkü elektrik ile belediyenin bir alakası yok” diye anlatmaya çalıştım.
Dağıtımın özel bir şirkette olduğunu, ondan önce de belediye ile alakası olmadığını, özelleştirildiğini falan anlattım.
Yanlış anlamayın bunları anlattığım kişi kendi mesleğinde çok önemli işler yapan okumuş yazmış bir kişi.
Neyse konumuz bu değil aslında.
Mesele şu: Bugünlerde elektrik kesintilerine çok dikkat etmek lazım ve hastaneleri elektriksiz bırakmamak lazım.
Çünkü hastanelerdeki pek çok cihaz ama özellikle yoğun bakım cihazları elektrik konusunda çok hassas.
Bu cihazlar genelde kesintisiz güç kaynakları ile birlikte kullanılıyor ama uzmanlardan aldığım bilgiye göre kesintisiz güç kaynakları bu dalgalanmalara karşı yüzde yüz bir koruma sağlamıyor.
Bu yüzden de bu aralar hastaneleri elektriksiz bırakmamak şart.
Sanayi tüketiminin zaten düştüğü dönemde bunu yapmak zor olmasa gerek.

*

Evdeki hayat

10 günde evden dört kere çıkmışım.
Üçünde işe gitmek için.
Biri alışveriş.
Bütün gün evdeyim.
Hiçbir sıkıntım yok.
Zaten evcimen bir adam olduğum için mutluyum da.
Sabah aileye kahvaltı hazırlıyorum.
Uzun güzel bir kahvaltı yapıyoruz.
Kahvaltı sonunda herkese ne yemek istediğini soruyorum.
Eşim ve kızım odalarına çekilince ben yemek yapıyorum. Evden pek çıkmadığımız için kilo almamak maksadıyla öğünleri 2’ye indirdik.
Kahvaltı ve akşamüzeri yemeği.
Öğlen yemiyoruz.
Çok içimiz kazınırsa hafif bir şeyler.
Sonra herkes evin ayrı bölgelerinde kitap okuyor.
Neler okuduğumu ayrı bir liste olarak veririm sonra.
Ardından birlikte bir film seyrediyoruz.
Eşim evde spor yapıyor biraz.
Ben ise evin içinde yürüyorum arada. Mutfak çalışmasını da spordan sayıyorum zaten.
Telefondan mümkün olduğunca uzak duruyorum çünkü herkes evde olduğu için sürekli birbirine whatsapp’tan bir şeyler yolluyor. Sinir oluyorum.
Akşamüzeri yemeğinden sonra oturup eski dizilere göz atıyoruz.
Yemeklerde, kullandığımız çatal, bıçak ile salata veya yemek almamaya özel bir gayret sarf ediyoruz.
Yemekten sonra genelde kızımla beraber hastası olduğumuz “Bing Bang Theory” dizisini yeniden izliyoruz. O arada eşimin tavsiyelerine uyarak yeni diziler keşfediyoruz. Ancak onun ve benim dizi ve film anlayışımız çok farklı.
Ben ilk 5 dakikasında 10 otomobil parçalanmayan, 700 el ateş edilmeyen filmleri filmden saymıyorum.
Bu akşam yine evden çıkıp işe gideceğim.
Salı da Ankara yolları gözüktü.
Tek sıkıntım var.
Kızım yurt dışından geleli 10 gün oldu yemin ederim henüz kucaklaşamadık.
Bekliyorum ki, karantinası bitsin.
Bir tek bu zoruma gidiyor.

*

Hani gençlik

Yeni gençlik 70 falan diye istediğiniz kadar yazın, bir virüs size gençliğin ne olduğunu hatırlatıveriyor.
65 üzerine sokağa çıkma yasağı geldi.
Liderlerden bir Meral Akşener sokağa çıkabilecek anlaşılan.
Bu arada evde çok sıkılan genç bir gazeteci ağabeyimiz “Beni otomobilin bagajında evden kaçırın çok sıkıldım” diyormuş.
Kendi iyiliği için tavsiye etmiyorum.
Unutmayın 64 yaş üstünün evde kalması iyi de.
Asıl önemli olan sokağa çıkan gençlerle temas etmemeleri.

*

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Bu konudaki umudumuzu giderek yitirmediğimiz zaman.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • mpancar33@yandex.com 5 gün önce Selamlar Fatih bey, yazılarınızı zevkle okuyorum.Emeğinize sağlık.
    CEVAPLA
  • muratgurkanl 5 gün önce Nomalde biz esnaflar uyanırız fatih abinibn yazisini okumadan dükkan açmayız ama bir çoğumuz kayıtlıda değil direk habertürke girer okuruz sayı olarak şöyle diyim tokat ili merkez karşıyaka bölgesindeki en az benim kesin bildiğim 30 esnaf var aman yazı işini bırakma abi çok üzülürüz
    CEVAPLA
  • aktuna 6 gün önce Fatih bey, 65 yaş üstü olup çalışmak zorunda olanlar için neden bir açıklama yok acaba. Her zaman unutulan bir sektör var; benzin istasyonları.
    CEVAPLA
ÖNCEKİ YORUMLARI GÖSTER (5)