Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Demiri bilmem ama emir aklı ve mantığı kesebiliyor.

Çoklu Baro denilen ucubeyi TBMM’de komisyondan geçirdiler.

Yakında genel kuruldan da geçer.

Sonra al başına belayı.

Gerçi yasayı kamuoyu önünde canhıraş savunanlardan biri bile “İki sene sonra değiştirilir nasıl olsa” diyor ama bela gerçekten Türk Yargısının başına sarıldı.

Bir FETÖ Projesi olarak yıllar önce yargının başına örülmek istenen bu çorap, şimdi sözde “Post FETÖ” dönemde şişe geçirildi.

Savunanların tek tezi var, “Mevcut sistemle barolarda temsilde adalet yok”

Ağzımla gülmek ağzıma haksızlık.

Zannedersin memleketin tamamında temsilde adalet meselesi hallolmuş da kalmış bir baro.

Sorarlar adama bütün kuşları halettin de bir leylek mi kaldı!

Milletin temsilinde adaleti sağlamak için “Yahu şu barajı medeni ülkelerde, doğru düzgün demokrasilerde olduğu gibi yüzde 3’e, 5’e düşürün” diyorsun hiç tınmıyorlar.

Ama işlerine gelince “Bakın Batı’da da çoklu baro var” diye yazıyorlar.

Doğru olsa gam yemem.

Batı’da baraj çok düşük onu niye söylemiyorsun.

Utanman olmadığı için mi, emirle yazı yazıp, emirle fikir beyan ettiğin için mi!

Şimdi yeni yasa ile temsilde adalet gelecekmiş!

Şahane laf var da, söylemek ayıp burada.

Ama bilesiniz ki öyle bir adalet falan gelmeyecek.,

Nereye gelmiş ki, oraya gelsin zaten.

Gelecek olan şu.

Barolar Birliği’nde avukatların yüzde 54’ü yüzde 7 oranında temsil edilecek.

Geri kalan yüzde 46 ise yüzde 93 oranında temsilci sahibi olacak.

Bunu da “Temsilde Adalet” diye yutturacaklar.

Bakın size bir şey söyleyeyim, bir kez daha.

Yutmak kolaydır.

Ama yuttuğunu çıkarmak zordur.

Maymun bile kendisine verilen şeftaliyi yutmadan önce poposuna götürüp ölçermiş, “Çıkıyor mu?” diye.

Biz ise ha babam yutuyoruz.

Sonra “Kandırıldık, Allah affetsin”

15 Temmuz Darbe girişiminde Cumhurbaşkanı’nın nerede olduğunu darbecilere bilgi olarak aktaran “Yaverler” tahliye edildiler.

Buna karşın, Cumhurbaşkanı’nın Marmaris’te tatil yaptığını haberleştiren Sözcü ve yazarları Emin Çölaşan ve Necati Doğru’ya FETÖ’den dava...

Sonra bu ülkede Adalet’ten bahsediyorsunuz.

Temsilde veya başka yerde.

Yazarken bile gülüyorum.

Bazı okurlar diyor ki, “Bunca olumsuzluğa, ekonomideki kötü gidişe, dış ilişkilerdeki onca soruna rağmen nasıl oluyor da AK parti hala yüzde 30’ların üzerinde oy alabiliyor”

Yanıtını Anadolu’ya gezince görüyorsunuz.

AK Parti dönemi 18 yılda çok şey yapmış.

Hatta geçmişi hatırlamayan da çok olduğu için iyi her şeyi onlar yapmış gibi algılanıyor.

Gerçekten de AK Parti’nin iktidar döneminde Türkiye’de görünen çok şey yapılmış.

Her tarafa duble yollar yapılmış, otoyollar yapılmış, köprüler yapılmış.

Bunların pahalı yapılıp yapılmadığı, ihalesinde bir takım yanlışlıklar yapılıp yapılmadığı sıradan vatandaşın çok umurunda değil.

Ona, kentine hizmet edilmiş, yol yapılmış, hayatı kolaylaşmış.

Her tarafa havalimanları yapılmış. Modern terminaller inşa edilmiş.

Bunlar yapılırken birileri kayrılmış vatandaşı çok ırgalamıyor.

Çünkü onlara göre her iktidar birilerini kayırmış.

Dün Ahmet’miş bugün Mehmet fark etmiyor.

Hatta vatandaşa göre “Her müteahhit milletin bir tarafına koydu ama en azından bunlar açık açık söylüyor.”

Anadolu şehirleri kasabaları görsel bir medeniyete kavuşmuş.

Yenilenmiş, aydınlanmış.

Bir sürü girişimci çıkmış.

Küçük küçük ama toplamı çok.

Kimi 20 kişi çalıştırıyor, kimi 200.

Ama Anadolu’ya yayılmış küçük girişimcilik patlamış.

İktidara yakın isimler desteklenmiş ama sonuç olarak bir istihdam yaratmış, bir ekonomi oluşmuş.

Muhalefetin tüm bunları görmezden gelip, sürekli “kötü kötü kötü” diye bağırması da bu yüzden ters tepmiş.

Vatandaş gözünün gördüğüne inanmayı tercih etmiş.

Bir takım ekonomistlerin “Bu sonbahar bittik” diye bağırmalarına rağmen bir türlü ekonomide beklenen felaketin gelmemesi de vatandaşın gözünde muhalefetin inandırıcılığına darbe vurmuş.

Merkez Bankası rezervleri bitirilmiş, o satılmış bu kiralanmış vatandaş buna da bakmamış.

Ekonomide, İktidar devlet yönetir gibi değil, esnaf hesabıyla da olsa bir şekilde günü kurtarabilmiş.

Üstüne bir de pandemi dönemi öyle veya böyle az can kaybı ile atlatılmış ve en azından sağlık yönünden başarılı geçirilmiş.

Dış ilişkiler duvara toslamış.

Kendine direk etki etmedikçe vatandaşı ilgilendirmemiş.

Dış politikada yapılan vahim hatalar yerlilik ve millilik olarak kamufle edilmiş.

Kendi hayatına doğrudan etki etmedikçe buna da vatandaş inanmasa da inanmayı tercih etmiş.

Özgürlük, düşünce özgürlüğü, insan hakları falan zaten bu topraklarda yaşayan çoğunluğun derdi asla olmadığı için de bunlara da kulak asılmamış.

Ama şimdi artık zurnanın son deliğindeyiz.

TÜİK ne derse desin yüzde 30’lara yaklaşan genç işsizliği bir meseledir.

Üniversiteyi bitirip evde oturan genç insan sorundur.

Bunu aşmak kolay olmayacaktır.

Allah'tan muhafazakar bir yönetime ve muhafazakar bir toplum anlayışına sahibiz.

Bir de öyle olmasa ne olacaktı acaba.

Bursa’da, muhafazakar bir ilimizde...

Muhafazakar yönetimimizin atadığı bir kamu müdürü.

Muhtemelen kendisi de muhafazakar...

Riyasetinde çalışan bir memurenin...

Muhafazakar bir ifade biçimiyle ifade edeyim, “Çok affedersiniz poposunu avuçluyor”...

Konu mahkemeye taşınıyor.

Mahkeme haklı bir biçimde bir ceza veriyor.

“Avuççu” müdür konuyu Yargıtay’a taşıyor.

Yargıtay süper bir karar veriyor.

“Buna avuçlama denilmez. Bu babacanca bir tavırdır. Avuççunun babacanlıktan beraatine...”

Böylelikle artık “Pandikleminin” de babacancasını da görmüş olduk.

Muhafazakar pandiğe bundan böyle “Babacanca” diyeceğiz.

Dün akan su ile bugün yıkanamayacağımızı anladığımız zaman.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • orenli55 1 ay önce Can can Cok Doğru
  • orenli55 1 ay önce Mükkembel..bravo tespit budur...
    CEVAPLA
  • mckazma 1 ay önce yine döktürmüşsünüz...
    CEVAPLA
ÖNCEKİ YORUMLARI GÖSTER (4)
0:00 / 0:00