Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Beyrut.

        En karışık zamanlarında epeyce zaman geçirdiğim, taksicilerine yol öğretecek kadar bildiğim, çok sevdiğim bir kent.

        Bu nedenle Beyrut’ta çokça tanıdığım vardır.

        Farklı gruplardan.

        Hizbullah’ın dini lideri olduğu iddia edilen rahmetli Fadlallah ile dostluğumdan ötürü Hizbullah tarafında bile.

        Dün o güzelim şehri yerle bir eden, o güzelim şehrin harika insanlarına cehennemi yaşatan patlamadan sonra Lübnan’daki tanıdığım herkesi aramaya başladım. Uzun süre bir tekine bile ulaşamadım.

        Çoğu gece geç saatlerde döndü ve olan bitenle ilgili hepsi kendi açılarından bilgi aktardı.

        Hemen hemen kesinleşmiş ortak fikir şu:

        -Bu bir İsrail saldırısı

        Niye?

        Çünkü Beyrut Limanı Hizbullah’ın çok kullandığı bir liman olarak biliniyor ve Lübnan’da hiçbir yönetim bunu engelleyemiyor. Limanın bir bölümüne “Hizbulport” dendiği bile iddia ediliyor.

        - Vurulan bölgede Hizbullah’ın kullandığı antrepoların olduğu Beyrut’ta herkesin bildiği bir “sır”.

        - Konuştuğum herkes büyük patlamadan önce 6 küçük patlama olduğunu belirtiyor.

        - Antrepoları vuranın İsrail olduğu genel kabul görmüş durumda.

        - Hizbullah’ın orada depoları olduğunu reddetmesi ile İsrail’in saldırıyı kendisinin üstlenmiyor olması bir şey ifade etmiyor.

        - Bu denli büyük bir sonucu İsrail’in bile beklemediğini söylüyor Lübnanlı kaynaklarım.

        Bunlar benim ulaştığım bilgiler.

        Lübnan’la ilgili daha geniş bir değerlendirme okumak istiyorsanız Habertürk’te Mehmet Akif Ersoy’un bugün kaleme aldığı yazıya göz atmanızı tavsiye ederim.

        Aklı olan büyük kulüp bu ligden çekilir

        Aklı olan büyük kulüp bu ligden çekilir
        0:00 / 0:00

        Beyrut’taki patlama kadar dün Türkiye’de konuşulan iki konu vardı.

        1. COVİD 19 hastaları sayısındaki patlama

        2. Türkiye Futbol Federasyonu’nun kulüplere verdiği harcama limitleri

        COVİD 19 ile ilgili günlerdir yaptığım uyarıların ve verdiğim sayıların ne kadar doğru olduğu artık herkes tarafından anlaşıldı.

        Ama Futbol Federasyonu’nun harcama limitleri konusunda geçen yıl yazıp söylediklerimin ne kadar doğru olduğu hala anlaşılamadı.

        Futbol Federasyonu’nun başında hiçbir konuda etkisi ve yetkisi olmayan birinin oturduğu artık aşikar.

        Kararlar ya siyasetçiler tarafından alınıyor ya bankacılar.

        Geçen hafta siyasetçilerin aldığı kararları izledik, bu hafta da bankacıların aldığı kararları.

        Geçen yıl da yazdım.

        Bankacılık sistemi, amiyane tabirle Türk futbolunu “Kucağa oturtmak” istiyor.

        Çok net.

        Futbol kulüplerini batır, önce kayyumlar vasıtasıyla yönetimine el koy, sonra da bunları birilerine pazarla.

        Bu sistemi oluştururken engel çıkaranlara da kes cezayı.

        Yani ya bankalarla anlaş. Onların kölesi ol. Orta vadede kulüp elden gitsin.

        Ya da bankalara boyun eğme, şantaja boyun eğme yeniden yapılandırma anlaşmasını imzalama o zaman da kısa vadede kulübü iş yapamaz hale getir, anlaşmayan yönetimleri zor durumda bırak.

        En açık örnek Fenerbahçe ve Kasımpaşa.

        Fenerbahçe kendisine dayatılan Yeniden Yapılandırma’yı kabul etmediği için limitleri düşürülüyor.

        Kasımpaşa borçlu olmadığı için bankalarla işi olmadığı için cezalandırılıyor.

        Geçen sezon futbolcu satışından 200 milyon TL kâr eden Kasımpaşa tek kârlı kulüp olduğu halde limitleri en düşük kulüptü.

        Bu yıl da aynen devam.

        Fenerbahçe ise en yüksek gelir elde etme potansiyeline sahip kulüp olduğu halde limitleri sürekli geri çekiliyor.

        Galatasaraylılar bu durumdan memnun görünüyor ki bu tam bir ahmaklık.

        Çünkü bu yıl Şampiyonlar Ligi geliri olmayacak ve önümüzdeki yıl Galatasaray da çok düşük bir limit alacak.

        Üstelik de bu yılki yüksek limiti harcarsa eğer seneye tam bir felaket ile karşı karşıya kalacak.

        Diğer takımların da durumu farklı olmayacak.

        Küçülen Türkiye’nin küçülen ligini izleyeceğiz.

        Çare?

        Kulüplerin başkaldırıp Federasyon’u devirmesi.

        Ya da başta üç büyükler olmak üzere hepsinin ligden çekilmesi.

        Başakşehir ve diğerleri oynasınlar ligi.

        Bakalım kaç paralık değerleri varmış görelim.

        Üç büyükler önderliğinde yeni bir lig oluşturulur.

        Bakın bakalım UEFA hangisini tanır.

        Dibine kadar siyasete batmış olanı mı, yoksa bağımsız olarak kurulacak olanı mı?

        NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

        NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
        0:00 / 0:00

        Gücümüzü fark ettiğimiz zaman.

        Diğer Yazılar