Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Bütün dünya Covid-19’a karşı Rusya’da geliştirilen aşıyı konuşuyor.

Putin’in bile yaptırdığı söylenen aşı ile ilgili henüz elimizde hiçbir net bilgi yok. Konu Rusya olunca genel bir “şüphecilik” hakim ama bir İsrail tıp kuruluşunun “Moskova’daki hastanemizle biz de bu konuda Rusya ile birlikte çalışıyoruz” şeklindeki açıklaması “Acaba bulmuş olabilirler mi gerçekten” diyenlerin sayısını arttırıyor.

Şüpheci bakışı arttıran ise aşı ile ilgili hiçbir verinin paylaşılmamış olması ve bu aşı ile ilgili bilimsel bir incelemenin henüz yayınlanmamış olması.

Buna karşın dün bir hekim dostum ilginç bir makale paylaştı.

En saygın bilim dergisi Nature Medicine’de yayınlanmış bir makale.

Aslında makale yeni değil.

2015 tarihli. Makalenin yazarları 22 Mayıs 2020’de makalede bazı düzeltmeler de yapmışlar.

Makalenin yazarı üç araştırmacı coronavirüslerin neden olduğu çok daha öldürücü iki diğer hastalığa, SARS ve MERS’e neden olan coronavirüsleri incelemişler.

Bu virüslerin farelerde hastalığa neden olacak şekilde değiştirilmiş versiyonları üzerinde çalışmışlar.

Ortaya koydukları sonuç şu:

“Bu virüslere karşı aşı geliştirilemez.”

Plazma tedavisinin ve aşının uzun dönemli bir faydası olmayacağını, bulunacak aşının işe yaramak bir yana “immün patolojiyi” arttıracağını iddia ediyorlar.

Yani aşırı duyarlılık, immün yetersizlikler gibi yan etkileri olabileceğini yazmışlar.

Yani oldukça karamsar bir tablo ortaya koymuşlar.

Ancak bu kadar karamsar olmak lazım mı?

Araştırmada kullanılan coronavirüs tipi, Covid-19’a neden olan virüsten yüzde 7 oranında farklılık gösteriyor.

Bu az uz bir oran değil.

Yani umutsuz olmamak lazım.

Sadece yeni geliştirildiği iddia edilen aşılara karşı dikkatli olmanız gerektiğini vurgulamak için yazdım bunları.

Dikkatli olmak gerek.

Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmamak için...

Türkiye, İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında imzalanan barış ve ilişkilerin normalleştirilmesi anlaşmasına son derece sert bir tepki gösterdi ve hatta daha da ileri giderek Birleşik Arap Emirlikleri ile diplomatik ilişkileri kesebileceğini söyledi.

Birleşik Arap Emirlikleri ile diplomatik ilişkilerin kesilmesini anlarım.

Bu ülkenin son yıllarda giderek artan oranda Türkiye karşıtlığını tırmandırmasının, her yerde Türkiye’nin çıkarlarına savaş açmasının, Türkiye’ye karşı hasmane bir tutum içinde olmasının Türkiye’de rahatsızlık yaratması son derece normaldir.

Türkiye bu ülkeye karşı tepki gösterebilir.

Ortadoğu’da zaten neredeyse kimse ile büyükelçi düzeyinde bir diplomatik ilişkimiz kalmadığı için ha bir eksik ha bir fazla diyebiliriz.

Ama ilişkiyi kesme gerekçesi olarak bu ülkenin İsrail ile barış ve ilişkileri normalleştirme anlaşması imzalamasını göstermek ve bunun Filistin’e karşı yapılmış bir eylem olduğunu söylemek en basit tabiriyle “safiyane” bir durumdur.

Çünkü o zaman BAE de dönüp bize “Yahu sizin İsrail ile yıllardır ilişkiniz var ve hala ilişkiniz var. Barıştan niye rahatsız oluyorsunuz ki!” diyebilir.

Sadece BAE değil, tüm dünya bunu söyleyebilir.

Biz de savunma olarak “Ama biz Hamas liderlerine de Türk pasaportu verdik” diyerek kendimizi savunamayız.

Hele hele giderek artan sayıda Arap ülkesi İsrail ile ilişkileri normalleştirirken.

Ve “dostumuz” Trump da bunun için uğraşırken...

Mayıs ayının sonlarına doğru yapılan bir düzenleme ile bir uygulama başlatıldı.

Döviz alımına “vergi” getirildi.

Daha doğrusu vergi arttırıldı ve binde 2’den yüzde 1’e çıkarıldı.

Garip bir uygulama idi.

Herhalde bir gereklilik gördüler diye düşündük.

Aradan 2 ay geçti, Ağustos başında bu vergi kaldırıldı.

Bunun yerine bankalardan nakit döviz çekimine bankalar komisyon uygulamaya başladı.

Döviz cinsinden yatırdığınız parayı, yine döviz cinsinden çekmeye kalkarsanız bankasına göre binde 2 ila binde 5 arasında komisyon ödüyorsunuz.

Bu uygulama doğru mudur değil midir bilemem.

Bilsem de söylemem zaten.

Bana ne!

Ama iki ay uygulanıp kaldırılacak böyle düzenlemeler ekonomi açısından iyi görüntü vermez.

İyi intiba bırakmaz.

Bunu söyleyebilirim.

Gerçekten kentte bir terör var.

Motosiklet terörü.

Her geçen gün artıyor.

Yıllardır haklı olarak “Trafikte bize saygı gösterin” diyen ve benim de destek verdiğim motosiklet sürücüleri şu anda ciddi bir terör grubu haline gelmeye başladılar.

Elbette içlerinde kurallara, yasalara, trafiğe saygılı olanlar yok değil ama büyük bir bölümü “felaket” durumda.

Hiçbir trafik kuralı motosiklet sürücülerini bağlamıyor sanki.

Günlerdir yazıyorum, kaldırımları yola çevirdiler, bu ayılar üzerimizden geçecek diye.

Kimsenin umuru değil.

Dün de yine kaldırımda birkaç kez motosiklet tarafından ezilme tehlikesi atlattım.

Hele hele biri Vespa’sıyla son derece Avrupai görünen bir kadındı ama kural tanımamanın, saygısızlığın, magandalığın cinsiyeti yok ki!

Caddelerin ve yolların yön tabelaları veya girilmez tabelaları da motosiklet kullanıcıları için geçerli değil anlaşılan.

Ters yoldan, girilmezden, dönülmezden her yerden çıkıyorlar.

Trafik polislerinin de umurunda değil bu motorlu magandalar.

Polisler gözlerini çevirip bakmıyorlar bile.

Sadece bu manzara bile Türkiye’nin artık giderek medeniyetten ne kadar uzaklaştığının, İstanbul’un giderek kuralsız bir Ortadoğu kenti havasına girmeye başladığının göstergesi.

Bu hiç iyiye işaret değil.

İster olun ister olmayın demediğimiz zaman.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • Mert Pardus_1110914412411763 1 ay önce Döviz satımında bsmv kaldırılmadı Fatih bey halen alınmaya devam ediyor
    CEVAPLA
  • pembepanter 1 ay önce BAE ile ilişkilerin kesilmesi taraftarıyım; İsrail ile yaptıkları anlaşmadan dolayı değil bu anlaşmanın bardağı taşıran son damla olmasından dolayı...
    CEVAPLA
  • mckazma 1 ay önce süpersiniz..
    CEVAPLA
0:00 / 0:00