Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Emekli Büyükelçi Ünal Çeviköz’ün katıldığı bir televizyon programında “Türkiye’nin Azerbaycan’a Özgür Suriye Ordusu’na bağlı grupları yolladığı yönünde iddialar var” demesi üzerine küçük çapta bir kıyamet koptu.

Bu iddialar çatışmaların başladığı günden bu yana Ermeni diasporası tarafından dile getiriliyor ve Türkiye suçlanıyor.

Çeviköz bu iddialara yanıt verilmesini mi istedi, yoksa bu iddialara katılıyor mu ilk gün anlamadık.

Ancak daha sonra bu iddiaların yanıtlanması gerektiğini söylediğini açıkladı.

Keşke bunu ilk gün daha anlaşılır bir dille dile getirseydi.

Çünkü Çeviköz’ün bu sözlerinin ardından bir trol ordusu CHP’ye saldırmaya ve CHP’nin Ermeni destekçisi olduğunu söylemeye başladı.

Bunu söylemek için inandıklarını iddia ettikleri Allah’tan korkmuyor olmaları gerekir.

Çünkü durum hiç de onların trollemeye çalıştığı gibi değil.

Neden mi?

Yakın tarihe bir göz atalım.

ÇOK GÜZEL ŞEYLER OLDU MU?

2008 yılında Ermenistan ile Türkiye’nin oynayacağı bir maç vesilesi ile Ermenistan Devlet Başkanı Sarkisyan, çiçeği burnunda Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü Ermenistan’a davet etti.

Gül, tüm tepkilere rağmen “Çok güzel şeyler olacak” diyerek daveti kabul etti.

Ardından rövanş maçı için Sarkisyan Bursa’ya geldi ve havaalanında Dışişleri Bakanı Davutoğlu tarafından karşılandı.

Ermenistan Cumhurbaşkanı’na jest yapmak üzere Azerbaycan bayrakları stada alınmadı ve toplatıldı.

Azerbaycan-Türkiye ilişkileri gerilmeye başladı.

Yetmedi.

2009 yılında Türkiye ile Ermenistan arasında bir protokol hazırlandı ve imzalanmak üzere TBMM’ye gönderildi.

Azerbaycan-Türkiye ilişkileri kopma noktasına geldi.

Aliyev, Türkiye ile yapacağı tüm görüşmeleri iptal etti, toplantılara katılmaktan vazgeçti.

Azerbaycan’daki şehitlikteki Türk bayrağı indirildi. Bayrak direği meşaleye çevrildi.

YAKINLAŞMAYI KİM ELEŞTİRDİ?

Peki bu protokole tepki gösteren kim oldu?

Bugün troller tarafından Azerbaycan’ı satmakla suçlanan CHP.

Bakın o günlerde CHP milletvekili olan emekli büyükelçi Onur Öymen neler demiş:

“Türkiye'den beklenen hususların, diplomatik ilişkilerin düzenlenmesi, yeniden başlatılması, sınırın açılması gibi konularda Ermeni tarafının Türkiye'den bekledikleri protokollerde yer alıyor. Türkiye'nin Ermenistan'dan beklediği, işgal edilen Azerbaycan topraklarındaki Ermeni birliklerinin geri çekilmesi ve Kars Anlaşması'na atıfta bulunulması gibi hususlar, protokollerde hiçbir şekilde yer almıyor. Karabağ'a atıfta bulunulmuyor. Bu protokol tek taraflı hazırlanmış, dış baskılarla Ermeni talepleri doğrultusunda hazırlanmış bir metindir."

Devam ediyor Öymen:

“Ermenistan Dışişleri Bakanı Nalbandyan birkaç gün önce ‘Bu protokolü biz yazdık, Türk tarafı ufak tefek değişikliklerle kabul etti’ dedi, yani Ermenilerin çıkarına hizmet eden bir protokoldür. Bu protokolü imzalama aşamasında yaşanan kriz de bizim duyduğumuz kaygıların ne kadar doğru olduğunu ortaya koyuyor. Bu protokolü hangi duruşla imzalıyorsunuz? Bu dahi açıklama hakkından mahrum bırakılıyor. Bu da ilave bir tavizdir Türk tarafından verilen. Bunları çok yadırgıyoruz ve hiç Türk'e, Türk milletine yakıştıramıyoruz. Bu durumun sonucunda ortaya çıkan tablo, protokol imzalanmıştır. Şimdi bizim üzerimizde bu protokollerin onaylanması ve uygulanması için baskı yapılacaktır. Protokol metninde Dağlık Karabağ sorunu yok. Diplomaside söz uçar, yazı kalır. Karabağ'a atıfta bulunulmuyor. Bu protokol tek taraflı hazırlanmış." Bu o günkü CHP’nin kurumsal duruşuydu. Öymen bu sözleri söylerken yanında bir başka CHP milletvekili emekli büyükelçi Şükrü Elekdağ da vardı.

Diyebilirsiniz ki, “O eski CHP idi.”

Buna yanıtı ancak CHP Genel Başkanı verebilir.

Ama şunu da hatırlatırım.

O protokol hala TBMM’de duruyor.

Birisi yırtıp çöpe niye atmıyor bilmiyorum!

Ben yazmayayım, Galatasaraylılığıma verilir, başkası yazsın diye bekliyorum ama olmuyor bir türlü.

Kimse yazmıyor.

Niye bilmem.

Oysa konunun taraftarlıkla alakası yok, sağlıkla alakası var.

Biliyorsunuz Beşiktaş Futbol Takımı Teknik Direktörü Sergen Yalçın’a bir süre önce COVİD 19 teşhisi kondu ve bu nedenle iki hafta süreyle takımının başında maçlara çıkamadı.

Sergen’in kurallar gereği her vatandaş gibi evinde karantinaya alınması gerekiyordu.

Bu fotoğraf ise Beşiktaş’ın Avrupa kupaları için ön eleme oynayacağı maçın gününde çekildi.

Sergen, karantinada olması gerektiği için o gün takımının başında sahaya çıkamadı.

Sahaya çıkamadı ama bir restorana gidip sevgilisi ile yemek yedi.

Eeee, hani karantina!

COVİD 19 olduğunu dünya alemin bildiği Sergen, lokantada.

Sosyal hayatın içinde.

Üstelik de maskesiz bir biçimde.

Bu COVİD yedek kulübesinde otururken bulaşıyor da. Lokantada millete bulaşmıyor mu?

Yoksa virüsler bile adamına göre mi muamele ediyor.

Türkiye gibi.

Durduk yere keyfimizi kaçırmadıkları zaman.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • ozdemiromer97 24 gün önce Çok doğru noktalara parmak basmışsınız.
    CEVAPLA
  • yuksel_dincer 24 gün önce bu ülkede herkes birbirine düşman beklıyorki karşı tarafta yanlış veya hatalı bir laf veya hareket çıksada üstünde tepinelim
    CEVAPLA
0:00 / 0:00