Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Dünkü yazılarımdan birine bazı okurlar tepki gösterdi.

        “Nasıl dersin bu işte AK Parti’nin suçu yok” diyerek.

        Buna ben yanlış okuma ya da yanlış anlama diyorum.

        Orman yangınları ile karşılaştırırken “Yapabileceği bir şey yok” diyorum.

        Kastım şu, “İktidarı söndürülmesi mümkün orman yangını söndüremediği için suçlayabiliriz ve haklı oluruz ama seli durdurmak mümkün değildir. Sel başladıktan sonra bir şey yapılamaz”

        Ve yine diyorum ki, “Son 40 yıllık politikalara bakmak lazım”

        Yani Karadeniz’deki imar, iskan, kentleşme politikalarına.

        Hükümetler Karedeniz otoyolu demiş doğayı katletmiş, oy almış.

        HES demiş doğayı katledip oy almış.

        Liman demiş doğayı katledip taşından liman yapmış, oy almış.

        Dere yatağına imar vermiş, oy almış.

        Bir dolu delilikle intihara koşmuşlar aslında.

        Bozkurt özelinde bakmak gerekirse, bakın vatandaş nerelere ev kurmuş.

        Vatandaş, kamu elele nereleri yerleşime açmış, doğaya ait hangi alanları işgal etmiş.

        Vatandaş doğanın önüne çıkmış.

        İktidarlar desteklemiş.

        İktidarlar destekledikçe vatandaşın oyunu almış.

        Vatandaş oy verdikçe katliam artmış.

        Katliam arttıkça oy da artmış.

        Son yerel seçimlerde Cumhur İttifakı’nın Bozkurt’taki toplam oyu kaç biliyor musunuz?

        Ben size söyleyeyim.

        REKLAM

        Yüzde 95 küsur.

        Karşılıklı memnuniyet bu düzeyde imiş.

        Yani patlayan HES’e de onay vermiş halk, HES’in altındaki alandaki tomruk depolama alanını son yıllarda iki katına çıkaran Orman Müdürlüğü kararlarına da.

        Sonra o HES patlayıp, depolama alanında iki katına çıkan tomrukları da önüne katıp köprü altlarını tıkayınca su evleri basmış. Hoş bu iddiaları bir açıklama yapan DSİ reddediyor...

        Sonuçta 40 ölümüz vardı ben bunları yazarken.

        Sayısı henüz kesinleşmeyen kaybımız.

        İçimiz yanıyor elbette.

        Görüntüleri gözlerimiz yaşararak izliyoruz.

        Ama sorun şu ki, böyle felaketlerden asla ders almıyoruz.

        Beraber yürüsek bu yollarda yine iyi.

        Beraber koşuyoruz.

        Uçuruma.

        Metro

        Metro
        0:00 / 0:00

        Her taşın altından çıkan Metro Turizm bir taşın altından daha çıktı.

        Afgan taşımacılığının.

        Hem şirketin hem de sahibinin kabarık sabıka dosyasına bir de “İnsan kaçakçılığı” eklenmiş oldu.

        Peki ne olur!

        Güldürmeyin beni.

        Hiçbir şey olmaz tabi.

        Şirketin sahibi Galip Öztürk, Gürcistan’da kaçak yaşıyor.

        Türkiye’deki türlü önemli zevat kendisini orada ziyaret ediyor.

        Sağımda avanak solumda salak

        Sağımda avanak solumda salak
        0:00 / 0:00

        Ayağı yerden kesik sol avanakla, köle tüccarı sağ avanak el ele göçmen politikasızlığını savunup duruyorlar.

        Suçladıkları ise her zamanki gibi makuliyet ve öngörü.

        Yani biz.

        Kendini sola yerleştirmiş hıyarın biri diyor ki, “Sizler göçmenlere karşı çıktığınız için Altındağ’da böyle oldu”

        Tek kelime var bu durumu çok da terbiye dışında çıkmadan tanımlayan.

        “Dangalaklık”

        Herif apartmanın 20'nci katında balkon demirine çıkmış aşağı atlamaya hazırlanıyor. Birisi diyor ki, Bak atlama, atlarsan ölürsün” adam atlayıp ölüyor.

        Bu solcu hıyara göre sorumlu “Atlarsan ölürsün” diyen.

        Sonra bu gibiler Türkiye'nin düşün hayatına yön verdiklerini düşünüyorlar.

        Haliyle bunların yön verdiği düşün hayatı da böyle oluyor işte.

        Aynı dangalak devam ediyor.

        “İklim krizi nedeniyle bu göçler olacak.”

        Suriye’den gelenler ve Afganistan’dan ipini koparanlar iklim krizi nedeniyle mi geliyor peki.

        Buna sorarsan evet.

        Kendi gibi salaklar inanabilir.

        Ama ben inanmam.

        Bu gibilerin ilk kez duyduğu ve millete sattığı bilimsel kavramları yıllardır Türk halkına anlatmaya kendini adamış biri olarak söyleyebilirim ki, iklim krizi ve 6. Büyük yokoluş sürecinde olacak olan göç başkadır, dış politika hataları ve ABD politikalarına aptalca biat nedeniyle ortaya çıkan bu göç başka.

        Bu ikisini aynı yerde değerlendirmek katıksız bir cehalet değilse, okuyanı kendi kadar dangalak zannetmektir.

        Sağcısı ile solcusu ile sözde fikir adamı bu kadar cahil, ya da saf, aptal ya da belki kötü niyetli ve satılmış olan bir ülkenin burnunun boktan çıkmaması ise normaldir.

        Çünkü bu aptallıklar yanlış politikaların mimarlarına “Bak doğru yoldayız” dedirten aptallıklardır.

        Boşuna bir Mercedes S 500, üç Audi A6

        Boşuna bir Mercedes S 500, üç Audi A6
        0:00 / 0:00

        Göç Bakanlığı kurulması öneriliyor.

        İktidara yakın kaynaklar bunun iktidarın da gündeminde olduğunu iddia ediyorlar.

        Güldüm.

        Hiçbir işe yaramayacak, hiçbir sonuç vermeyecek ama bir süre toplumun gazını alacak bir bakanlık olabilir bu olsa olsa.

        Allah aşkına kurulsa ne olacak!

        Diyelim ki kuruldu başına bir “Bakanım” atandı.

        O “Bakanım” gidip de “Beyefendi bugüne kadar çok yanlış yapmışız. Her şeyi sil baştan yapmamız lazım” diyebilecek mi!

        Tabii ki diyemeyecek.

        Dese dese “Sayın Cumhurbaşkanımın emirleri doğrultusunda” diye başlayan cümleler kuracak, aynı cümleleri Sayın Cumhurbaşkanıma teşekkürlerimle diye bitirecek.

        Sizce böyle bir bakanlığın kimseye, bırakın kimseyi Cumhurbaşkanına bile faydası olur mu!

        O yüzden böyle bir bakanlık kurmak fuzuli bir yaklaşım, gereksiz bir israf kapısından başka bir şey olmaz.

        Boş yere yeni bir S500 Maybach makam otomobili ve Bakan yardımcılarına da birkaç Audi A6 harcamasıdır.

        Eğer bir bakanlık faydalı olacaksa aylar yıllardır Türkiye’nin çok acil bir “İklim Bakanlığına” gereksinimi vardır.

        Ama aklı başında bir vatandaş olarak böyle bir bakanlık önermiyorum.

        Çünkü boşadır.

        NE ZAMAN ADAM OLURUZ

        NE ZAMAN ADAM OLURUZ
        0:00 / 0:00

        Yazımızı zamanında yazdığımız zaman.

        Diğer Yazılar