Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        6 yıl içinde 500 bin konut vaadi beni 1991 yılına geri götürdü.

        1991 seçimlerine.

        Yasaklarının kalkmasından sonra Süleyman Demirel’in katıldığı ilk seçimdi ve partisi Doğru Yol seçimlerden 1. çıkmıştı.

        O seçimde Doğru Yol’u zafere götüren vaat ise partinin ekonomi kurmayı Tansu Çiller’in “2 anahtar” vaadi idi.

        Eğer iktidar olurlarsa, herkesi bir ev, bir de otomobil sahibi yapacaklardı ve bu vaat iki anahtarla simgeleştirilmişti.

        O iki anahtar DYP’yi birinci parti yaptı.

        Tansu Çiller’i de Demirel’in ardından Başbakan.

        Sonrası malum.

        Şimdi de seçimden hemen sonra başlayacak inşaatlarla 6 yıl içinde 500 bin kişi ev sahibi olma hayali kuracak.

        Evler ise bir sonraki seçimden sonra sahibini bulacak.

        Vaat bu.

        Şimdilik “hayali” olan evlere epey bir başvuru da olmuş söylendiği kadarı ile.

        Cumhurbaşkanlığı’na göre ilk günden 865 bin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na göre 507 bin başvuru var.

        Aslında bu AK Parti iktidarının son yıllarda açıkladığı ilk sosyal konut projesi de değil.

        3 yıl önce, 2021 Aralık ayında da çok ama çok benzer bir proje yine Beştepe’de açıklanmıştı.

        O zaman da yüzde 10 peşinat ve aylık 894 TL’lik ödemelerle 240 ay vade ile 100 bin sosyal konut yapılacağı açıklanmıştı.

        O 100 bin konut daha kısa sürede yapılacak 2023 seçimlerinden önce teslim edilecekti.

        O konutların inşaatı hangi aşamada bilmiyorum.

        Şimdi buna 500 bin konut daha eklendi.

        Hayırlısı inşallah.

        Merak ettiğim şey ise acaba Suriyeli vatandaşlarımız da bu konutlar için başvurabilecekler mi?

        Daha şimdiden arzdan yüzde 50 fazla talep varken, kimlerin ev sahibi olacağı nasıl belirlenecek?

        2019’da vaat edilen evlerin teslimatı ne zaman başlıyor?

        Ve tabii bordrolu olmayanlarda 16 bin TL gelir nasıl belgelenecek?

        Memlekette Porsche ile gezip, sıfır gelirli görünenler de var.

        Onlara ev verilmeyeceğinin garantisi var mı!

        Hele hele parti üyesi iseler...

        Win, win, win, biri kesin

        Win, win, win, biri kesin
        0:00 / 0:00

        Sosyal konut projesi aslında tam bir win-win ve hatta win projesi.

        Herkes kazanacak.

        İktidar partisi böyle bir proje ile seçim kazanabilir.

        Bu projeye başvuran vatandaş ucuza ev sahibi olma hakkı kazanabilir.

        Bu 500 bin konutu yapacak müteahhit ise kesin kazanır.

        Düşünsenize, müteahhitsiniz.

        Bu projeden iş aldınız. İnşaatları yapmak için kamu bankalarından yüzde 14 faizle kredi alacaksınız.

        Bu düşük faizle işi yapacaksınız.

        Ama evler satılırken vatandaş taksitlerini o düşük faizle değil, memur maaş artışına göre artan taksitlerle ödeyecek.

        İnşaatı yapanın faizi yüzde 14, inşaattan daire alanın yıllık artışı bugünkü enflasyon oranları ile yıllık yüzde en az 90.

        Aradaki fark yüzde 76.

        Sistemdeki üçlüden birinin kazancı kesin.

        Diğerleri umut.

        İngilizlere göre Vahideddin

        İngilizlere göre Vahideddin
        0:00 / 0:00

        Murat Bardakçı’nın Teke Tek’te her şeyi aptala anlatır gibi anlatmasına rağmen bazı kötü niyetli aptallar hala Kurtuluş Savaşı’nı Vahideddin’in yaptığını söyleyecek kadar ileri gitmeyi sürdürüyorlar.

        Murat’ın korkup konuşamadığını, Türkiye’de tarihin taraflı yazılıp gerçeklerin çarpıtıldığını iddia ediyorlar.

        Madem öyle bir kez de İngiliz belgelerine başvuralım.

        Dr. Mehmet Kıbıl, İngiliz arşivlerinde yürüttüğü uzun çalışmaların meyvelerinden biri olarak “İngiliz Belgelerinde Milli Mücadele ve Vahdettin” başlıklı bir makale kaleme aldı.

        Belgelere dayalı makalede İstanbul'daki İngiliz Yüksek Komiseri Sir Horace Rumbold ile Vahideddin’in 21 Mart 1921 günü yaptıkları ve iki buçuk saat süren özel toplantı ile ilgili bir bölüm de yer alıyor.

        İngiliz Yüksek Komiseri Rumbold'un, Padişah ile yaptıkları toplantı hakkında Lord Curzon'a sunduğu bilgilendirme yazısını da aktarıyor.

        Rumbold aynen şöyle yazmış:

        "Padişah tamamen kendi kişisel pozisyonuyla meşgul. Mustafa Kemal ve başından beri haydut çetesi olarak tanımladığı milliyetçi liderler ile ilgili son derece öfkeli sözler söyledi ve sonra onlara asla teslim olmayacağını ekledi. Kendini çaresiz ve hadiseler karşısında etkisiz hissediyor. Bana verilen mesajı ilettikten sonra Sultanı rahatlatmak için elimden geleni yaptım ama korkarım çok başarılı olamadım. Sadrazam döndükten sonra kabinede değişiklik yapacağının sinyalini verdi ve açıkça tahtı bırakabileceğini söyledi. Aceleci bir eylemde bulunmayacağını umduğumu ve ülkesi için daha iyi bir dönemin başladığını düşündüğümü söyledim. Milliyetçi liderlere duyduğu nefret yüzünden o kadar takıntılıydı ki, işlerin daha iyiye gittiğini kabul etmek istemiyordu. Sultan, kendi hükümeti hakkında da oldukça küçük düşürücü şekilde konuştuktan sonra Ankara’nın tam bir tımarhaneye döndüğünü söyledi."

        İşte bu da İngiliz belgelerinde Vahideddin.

        İnanmayan için Dr. Mehmet Kıbıl’ın paylaşma nezaketini gösterdiği belgelerin orijinallerini de ekliyorum.

        PDF formatındaki belgeler

        NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

        NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?
        0:00 / 0:00

        Fosseptiğe düşen her şeyi pislik zannetmediğimiz zaman.

        Diğer Yazılar