Bugün bayram. Yıl boyu ihmal ettiğiniz sevdiklerinizi ziyaret edip gönüllerini alma zamanı. Son görüşmenizden bu yana birikmiş nice konu var konuşabileceğiniz... Arada sevinçler, üzüntüler yaşandı; çoluk-çocuğu ilgilendiren ve tebriğinizi bekleyen gelişmeler oldu...

Tatili evden uzaklaşmak için vesile edenlerden değilseniz, işte yüz yüze görüşeceğiniz konu başlıklarını verdim size.

Yok uzağa kaçtıysanız ve bayram kutlamasını teknolojiyi araya katarak yapmak niyetindeyseniz de fark etmez; o zaman da görüşmelerinizi bayramın havasını bozmayacak bir çerçeve içerisinde tutmanızı tavsiye ederim.

Sakın ola, yüz yüze veya uzaktan, siyasi bahislere girmeyin.

Kendinizi düşünerek girmeyin o konulara, sağlığınızı düşünerek girmeyin, ülkenizi düşünerek girmeyin...

Çünkü siyaset, ne kadar kaçınırsanız kaçının, arayı açmaktan, çoğu zaten yanlış önyargılarınızı takviye etmekten, tepenizi attırıp öfkenizi artırmaktan başka bir işe yaramıyor.

Kuşkunuz olmasın; bizdeki kadar bayram seyran dinlemeden her gün siyaset konuşulan bir ülke azdır.

Bazen gittiğim sosyal mekânlarda etrafa kulak veriyorum, bazen insanların birbirini işitemeyeceği kadar gürültülü ortamlara giriyorum, cenaze törenleri için cami avlularında bekleşenleri gözlüyorum...

Her yerde, ama her yerde siyaset konuşuluyor... 

Sevgili dostlar, hiç değilse şu birkaç günü, siyaset-dışı konuların belirlediği hoşgörü havasını bozmadan geçirmeyi deneyin.

Evet, hoşgörü havasını... İşin içine siyaset girince en hoşgörülü bilinenimizin bile dengesi kaçabiliyor... Munis insanlar kırıcı hale geliyor; zaten öfke sorunu yaşayanların damarları kabarıyor, yüzleri morarıyor, ağzından köpükler taşıyor...

Maalesef öyle. Siyaset bizde herkesin birincil uğraş alanı; maişetini çıkardığı düzenli işine ayırdığı zamandan çok daha fazlasını güncel gelişmeler üzerine kafa yormaya hasrediyor çoğumuz. İşimize yarayacak, zihnimizi açacak, bilgilerimizi zenginleştirecek konulara ilgisiz kalıyor, ama muhabbet etkilememiz imkânsız siyaset alanına gelir gelmez, hepimiz “uzman” kesiliyoruz.

Oysa işimiz akıl vermek, ama bizler bile etkileyemiyoruz siyasi gelişmeleri...

Artık bu denli fazla ilgilenildiği ancak etkilemek için küçük parmak kaldırmaktan bile çekinildiği için midir; yoksa sorumluluk üstlenmek yerine seyretmekten keyif alındığı için midir, bilemem. Bildiğim şu: Siyaset- çilerin bizzat kendileri, parti örgütlerinde çalışanlar, yerelde veya ülkesel temsil görevi üstlenenler, belediye meclisi üyeleri, milletvekilleri, emin olun, dışarıdan bakan sizler kadar siyasetle ilgilenmiyorlar...

Hatta sizler kadar konuşmuyorlar bile...

Kimi, “Yerin kulağı var” diye düşünüp liderlere kendileriyle ilgili “yanlış” mesaj vermekten kaçındıkları için konuşmuyor... Kimi, ağızlarından çıkanın sıradan insanlarda “Aa, bunun da bizden farkı yokmuş, düpedüz saçmalıyor canım” hayal kırıklığına sebep olacağı için konuşmuyor... Kimi, “Konuşsam ne olacak ki, esas karar merciinin kanaati mi değişecek?” düşüncesiyle konuşmuyor...

Partilerde ön saflarda yer tutanlara bakın, partinin önceden kararlaştırılmış görüşünü değil de kendi bağımsız düşüncesini dile getirenlerin çok az sayıda olduklarını göreceksiniz zaten...

Siyaset herkesin haddini bildiği, çıkıntılık yapanların dışlandığı müthiş disiplinli bir uğraş alanıdır ülkemizde.

Gerçek bu iken, neden kendinizi zora düşürecek, huzurunuzu kaçıracak bir işe kalkışasınız ki?

Bugün bayram, neşenizi yok edecek düşünceleri zihninizden kovmanız gereken bir gün. Tavsiyemi tutun ve bu özel günü yılın diğer günleri gibi siyaset konuşarak heba etmeyin.

İyi bayramlar.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!