Peronist iktidarların kamu maliyesinde açtığı deliği kapamak ve geçmişin günahlarını silmek istiyordu Devlet Başkanı Mauricio Macri. Planları, arınmak istediği politik geçmişe paydaş olana kadar iyi işledi.

Arjantin’de 11 Ağustos'ta yapılan başkanlık seçimi elemelerinde muhalefetin 15 puan arkasına düşerek ekim sonunda koltuğu bırakması neredeyse kesinleşen mevcut Başkan Macri için hayat zorlaştı.

Arjantin hisse senetleri verinin geri gittiği 13 yıl içinde hiç olmadığı kadar ucuz ve gelişen ülkelere kıyasla iskonto yüzde 70’lere varıyor. 100 yıllık bononun fiyatı 70 sentlerden 36’ya kadar indi. Arjantin Pesosu dolara karşı geride kalan 8 ayda yüzde 35 kadar eridi.

*

1930-76 arasında 6 darbe ve darbe sonrası askeri yönetimler gören Arjantin’in sorunları yüz yılın başına kadar gidiyor. Değişen ihracat pazarları ve devamlı olarak hammadde satmaya çalışan Arjantin ticaret yollarının değişmesi ve Asya’nın yükselişi ile gözden düştü. Düşük katma değerli üretim klasik bir gelişen ülke problemi olarak on yıllar boyunca sürdü. Yönetici sınıf olarak ordunun aktif rol alamaması ve İngiltere’ye karşı fiilen verilip kaybedilen Falkland Savaşı ülkede travma yarattı.

Latin Amerika ülkelerinde devamlı şekilde görmeye alıştığımız darbe sonrası barışçıl geçiş dönemi Arjantin’de tam olarak yaşanamadı. Savaş, yönetici sınıfın iktidarını sarstı. Güçlü sendika geleneği ve halk hareketleri, iyi eğitim ile birleşince ülkeyi yönetip yönlendirmek iyice güç bir hal aldı. Darbeler sonrası bir araya gelip geleceğe bakmak yerine Arjantin, benzer ülkelere kıyasla daha iyi eğitimli popülasyonun da etkisi ile iyice politize oldu. Belki Peronist iktidarların halkın çoğunluğuna hitap edebilmek için bol bol kamu imkanı kullanmasını da bu açıklar…

Sonuç olarak, devamlı şekilde kökten problemleri savuşturmak ve verimsiz ekonomisini değişen küresel ticaret dinamikleri ortamında kabul ettirmeye çalışan Arjantin başarılı olamadı.

Halk tasarruflarını dalgalı siyasal ve ekonomik ortamda değerlendirmekten kaçtı. Ülke dışında büyük bir sermaye birikimi başladı. Geçtiğimiz yıl sonu itibarı ile yerleşiklerin yurt dışındaki tasarruflarının milli hasılaya payı yüzde 80’e ulaşır oldu birçok kaynağa göre.

*

Kamu maliyesini açıp ülkede sayıca çok insanı mümkün olduğunca uzun süre mutlu etmek olarak tanımlayabileceğimiz Peronist iktidarlara karşı bir kampanya ile kazanmıştı Macri. Ülkede enflasyon düşecek, borçlar azalacak ve refah çoğalacaktı. İlk yapılan ortaya kredibilitesi olan bir plan koymak ve ardından piyasaların güvenini kazanmaktı.

Önceki iktidarlar özelleştirme gelirlerini yeniden bölüşüm politikalarını desteklemek ve oya tahvil etmek için kullanırlarken kendi iktidarında kamu borçları azalacaktı. Devamlı olarak moratoryum ilan eden Arjantin Hazinesi ve kamunun bakışı bir değişime gitmek üzereydi. Bu yüzden kendi hareketinin adı ‘Değişim’ oldukça anlamlıdır.

Ne var ki sorunlar Macri’nin gördüğünden büyüktü. Ülkenin yalancı istatistik düzeni, üretkenlikten uzak çıktı yapısı ve her şeyden önemlisi ‘değişimi’ satın almayan vatandaşları Macri iktidarının yavaş yavaş sonunu hazırladı. Takip ettiğim hiçbir ülke yok ki Arjantin kadar sermaye kaçışı yaşansın. Türkiye’de en çok şikayet ettiğimiz konu dolarizasyon ancak Arjantin için bu en iyi senaryo olurdu belki de. En azından vatandaş bankacılık sistemine güvenip dolarize olabiliyor. Para sistem içinde mevduat olarak kalıyor.

56 milyar dolarlık IMF yardımına rağmen sular durulmadı. Durulmadı çünkü IMF ile anlaşan ve eski borçlara sahip çıkıp yenilerini piyasadan borçlanmayı taahhüt etmiş Başkan yoksa işler nasıl yürüyecek. Sadece Cuma günü Arjantin MB rezervleri 3 milyar dolar eridi. İnsanlar dolar talep ediyorlar. 15 milyar dolar net, 53 milyar dolar brüt rezerve inen Banka için acil adım atılmalıydı.

Bireyler için 10 bin dolar yeni döviz alım limitinden yabancılara 1.000 dolara kadar inen alım limiti tanımlandı. İhracatçılar için yurda döviz sokma süreleri tanımlandı. Böylece kur kontrollerine ve serbest piyasa koşullarına karşı yürüyen ekonomik programa tepki olarak gelen Başkan aynı yola girmek zorunda kaldı.

Rüya bitti…

Ardından yapılandırma gelecek. Arjantin bonolarını ellerinde bulunduran yatırımcılardan ‘gönüllü borç takası’ istenecek. Kaos başlıyor. Biraz da beklendiği gibi. 11 Ağustos’a verilen tepki bağıra bağıra gelen temerrüdün habercisiydi aslında.

O Arjantin, Türkiye’nin sadece 1 kademe üstünde derecelendiriliyordu rating şirketleri tarafından. Şaka gibi ama gerçek. Burada da rüya bitti. Sanırım Türkiye’nin Arjantin iskontosuna tabi olması ve yüksek risk primi ödemesi de ‘haberin gelmesi’ ile bitecektir.

Arjantin ne yazık ki bildiği yolda gitmeyi sürdürecek. 100 yıllık Arjantin bonosu alan fon yöneticilerinin şimdi evlatlarına anlatacakları komik birer hikayeleri olacak…

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!