Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Bloomberg HT anketine katılan kurumların beklentisine göre 275 baz puan faiz indirecekti. Gel gelelim, önceki toplantıda banka rekor faiz indirdiği için fısıltı tahmini daha yüksekti.

TCMB 325 baz puanlık indirimle beklenenin üstünde, şüphelenilen oranın altında bir hamle yapmış  oldu.

Böylelikle, MB 2 ayda toplamda 7,5 puan indirim yaparak tüm faizleri aşağı çekti. Faizlerin indiği yerin Türkiye’nin enflasyon patikası ile uyumlu olduğu görüşünde bankamız. Yıl sonu tahmini olan yüzde 13,9’un aşağısında bir yıl sonu TÜFE kapanışı beklediği için Merkez faiz indirimine devam etmiş oldu.

*

Yurt içi ekonomik faaliyetteki toparlanmanın yılın ikinci yarısında bu kez dış ticaret dışındaki sektörlerin de katkısı ile süreceğini düşünen TCMB dezenflasyon sürecine mevcut politika duruşu ile destek verdiği kanaatinde. Bunun için kendi ifadesi ile ‘temkinli duruşunu’ sürdürecek.

Temkinli duruşun kıvamını ise ‘makul reel faiz’ belirleyecek.

 

Benim hesabıma göre, diğer gelişen ülkelerdeki reel faiz görünümü ve bu görünümün yıl sonunda alacağı biçim bize bir sınır çiziyor. Burası, dinamik bir yapı. Statik değil. Gelişen ülkelerdeki (EM) faiz seviyeleri ve yurt içindeki enflasyon görünümü seviyeyi değiştirmeye namzet elbette. Aşağıda EM görünümünü ve o ülkelerdeki reel faizi paylaşıyorum. Üstüne, bizde bu ülkelere nazaran 200 baz puan daha yüksek olan risk primini (CDS) ekliyorum…

Buradan hareketle, yıl sonunda TCMB’nin politika faizi olan 1 haftalık repo faizini kendi payıma yüzde 15-16 civarında görebiliyorum.

Zannediyorum, Bakan Uysal ve Para Politikası Kurulu üyeleri de bunu böyle görüyor olmalılar. Bunu nereden anlıyoruz? Metindeki şu cümleden:

"Gelinen noktada, mevcut para politikası duruşunun hedeflenen dezenflasyon patikasıyla büyük ölçüde uyumlu olduğu değerlendirilmektedir.’’

Bu cümle önceki iletişimde yoktu. Anlamı, önden yüklemeli faiz indirimlerini finansal istikrarı kurtarmak için yaptık. Çünkü reel sektör borcunu çeviremiyordu. Ancak mevcut durumun ötesine geçmemiz ve benzer hızda faiz indirim temposu tutturmamız mümkün değil. Çünkü devamı TL’yi benzerlerinden olumsuz ayrıştırır ve geçişkenlik etkisi ile enflasyonu yukarı çeker.

Bu bakımdan TCMB’nin son indirimi küresel finans literatürü diliyle ‘şahin bir indirim’dir.

Banka kalan 2 toplantısında  yüzde 16,50’ye indirdiği politika faizini artık ince ayara sokup izlemeye geçecektir.

*

Buraya kadar atılan adımın içeriğini tartışmaya çalıştım. Kısaca bu adımın risklerini de anlatmak isterim.

Her şeyden önce küresel ortamda yeni varlık alım paketleri havada uçuşurken, 17 trilyon dolarlık tahvil negatif faizle işlem görürken ve faiz indirimleri son sürat devredeyken ekonomiye destek vermek makuldür. Yurt için fiyat gelişmeleri ve makro ekonomik görünüm de bu küresel trend ile uyumludur.

Ne var ki geçtiğimiz yıl 3 tur kur şoku yaşayan ve enflasyon rejiminin değişmesi riski ile burun buruna kalan ülkemiz, milenyumda elde ettiği tüm kazanımları yitirmenin hemen ucundan dönmüştür. Bu denli büyük riskleri yaşayan bir ülkenin daha temkinli olmasını beklerken bizim de küresel ‘politika gevşetme’ treninin en ön vagonu olduğumuzu görüyorum.

 Ülkemiz yüzde 15 anlık TÜFE ve yüzde 13’ler civarında yıl sonu enflasyon beklentisi ile yüzde 5’lik hedefin 3 katı civarında enflasyon üretmektedir. Gelecek yıl da 5’lik hedefe yakınsaması mümkün değildir. Reel sektör ve ekonomi yönetimi devamlı olarak kredi gevşemesi ve kredi büyümesi ile dibin bulunacağı kanaatindedir. Bana göre, mevcut şirket borçluluk oranı ve kurun reel seviyesi gibi veriler eski ezberle ekonomik büyüme yakalamayı mümkün kılmamaktadır.

Bu yüzden, faiz indirimini doğru buluyorum. Fakat faiz indirme iştahımızı ve ona yüklediğimiz anlamı görünce uzun vadeli sorunlarımız ve risklerimiz konusunda endişem artıyor.

 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!