Küreselleşmenin etkisi ile finansallaşmanın artması, sermaye akımlarının güçlenmesi ve paranın büyüme potansiyele olan yerlere akmasını sağladı.

Berlin Duvarı’nın yıkılması, Sovyetlerin dağılması ve 11 Eylül gibi olaylar küresel iletişim ağlarını güçlendirirken beynelmilel kapitalist örgütlenmeyi de hızlandırmıştır.

Bunlar gibi majör olaylar ve dünyadaki yüksek enflasyonun yenilmesi ile birlikte birçok yatırım aracında ‘değer açığı kapama’ yarışı görülmeye başlandı. Bunların yanına yüksek nüfusu ve müthiş sanayileşme ivmesi ile dünya sahnesine çıkan Çin’i de eklemek gerekiyor.

Oluşan uygun küresel büyüme ortamı gelişen ülkeler tarafından sahiplenildi. Çin’in başını çektiği ülkeler içinde Brezilya, Rusya, Hindistan ve Güney Afrika için BRICS (tuğlalar –kadar sert anlamında-) kısaltması dahi yazıldı. Bu ülkeler hem emtia üretiyor hem de tüketiyorlardı. Küresel genişleme emtia fiyatlarını şişiriyor ve gelişen ülkeler genellikle emtia ihracatçısı kimlikleri ile olduklarından da fazla parlıyorlardı.

Aşağıdaki grafikte milenyumun başı ve günümüz arasında Bloomberg Emtia Endeksini görmek mümkün. 2000’in başından 7-8 sene içinde fiyatlar neredeyse 4 katına çıkmıştı. Dünya büyüdükçe daha fazla mal lazım olacaktı. Talep kaynaklı patlama emtia fiyatlarını yukarı sürükledi.

Emtia fiyatlarındaki yükselişin finansallaşması kaçınılmazdı. Gelecekteki yükselişlerden etkilenmek istemeyenler şimdiden korumak almak zorundaydı. Diğer yandan, her ağacın cennete kadar uzamayacağını bilen üreticiler ‘ya fiyatlar düşerse?’ diyerek düşüşlere karşı korunmak istediler.

Üretici ve tüketicinin bu doğasını bilen ve oyuna parasından fazla kaldıraç kullanarak dahil olmak isteyen fonların spekülatif katılımı ile bir varlık sınıfı belki de gerçek doğuşunu yaşıyordu. Olan bitene fiziken yatırım yapmak zorunda hisseden yatırım fonları ile ürünlerin finansallaşması artıyor ve varlık sınıfı özelliği pekişiyordu.

Brent petrol 140 dolardan işlem görürken neden 200 dolar olmasının çok mantıklı olduğu ve herkesin dikkatli olması gerektiği yönünde raporlar ortalığı kasıp kavuruyordu.

Ta ki küresel krize kadar.

Sermaye akımlarının reform ve refahın ikamesi olmadığı anlaşıldığında yaldızlar döküldü. Geriye kendilerinden kaçılan gelişen ülkeler ve çöken emtia fiyatları kaldı. Milenyumun en düşük seviyeleri geride bıraktığımız yıllarda görüldü.

Bir varlık sınıfı çöküyordu.

Birkaç ülkeden farklı parasal genişleme hamleleri, çeşitli üreticilerin bir araya gelerek petrol fiyatını formel şekilde manipüle etmeleri ve arz kaynaklarına silahlı saldırılar dahi resmi değiştiremedi. Emtia fiyatları tekil olarak aradan sıyrılabilseler bile bir kompleks olarak çöküşteydi.

2017 model ticaret savaşları düşüşün yeni sürükleyicisi oldu. Başkan Trump korumacı önlemlere oynadıkça ticaretin gerileyeceği ve global büyümenin daha da yavaşlayacağı beklentisi ile mal fiyatları devamlı olarak geriledi. Bunun yanına Avrupa’daki imalar daralması ve otomotiv endüstrisi ile ilgili sorunlar da yazılınca sonuç belliydi.

2019’un ilk yarısında tüm kötü gelişmeleri fiyatlayan piyasa için bir süredir değişim sinyalleri alıyoruz.

Çin’de devam eden yoğun kredi genişlemesi ve teşvik & vergi ile ittirilen büyüme fiyatlara yukarı yönde rehberlik ediyor. Türkiye’de daralmanın durması, Avrupa’da hizmetler sektörünün dayanması ve imalattan kaynaklanan zayıflığı telafi çabasını da saymalıyız. ABD ekonomisinin bir türlü resesyona girmemesi  ve tüketicinin güçlü istihdam verilerinden aldığı güç de herkese yardımcı oldu. Brexit bilmecesinde sona yaklaştığımız beklentisi doğal olarak listede kendine yer buluyor.

Esas kahramanı sona sakladım. ABD’de başkanlık seçimleri sebebiyle güçlü ekonomi arzusunda olan Başkan Trump oyunun hızını ayarlamak istedi. Ticaret savaşlarına bir minik barış molası vermek istedi. Çin de bunu kabul edince ortaya aynen Türkiye’de yaşadığımız gibi bir Kasım baharı çıktı. Yalancı bahar…

Emtia fiyatları için şimdi suni olarak yaraları sarma zamanı geldi. Küresel dipten dönüşe fiyatlar bir yere kadar eşlik edecekler. Normal şartlarda ABD seçimlerine kadar haddini bilen fiyat toparlanmaları göreceğiz. Ticaret barışı yerli yerinde durduğu sürece fiyatlar da gücünü korumaya çalışacak. 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!