İş alemi, politikacılar ve bürokratlar ellinci kez İsviçre’nin Davos kasabasında toplanıyor.

Kapitalizmin daha kötüye gittiği bir gerçek. Eşitsizlik artıyor ve bu hem ülkeler arasında hem de ülkelerin kendi içlerine dönük yapıları içinde geçerli. Öyleyse bu çaba niye?

Elbette kapitalizmin yerine daha iyisi konamadığı için. Ya da buna müsaade edilmediği için. Ancak kabul etmek gerekiyor ki ne düşünülüyorsa bu kapitalizmin kuralları içinde olacak.

İş dünyası tartışacak ve kabul edecek. Özel sektör değişime inanmadan, bir başka ifade ile onu fonlamadan pek bir şey değişmiyor. Mevcut yıkılacak ve yerine iyisi gelecek. Ne var ki şu ana kadar olanlar yaratıcı yakımdan ziyade sadece yıkım gibi duruyor.

*

Davos bu yıl hissedarlığı tartışıyor. Nasıl bir ortaklık yapısı ile şirketler  yollarına devam etmeliler? Kısa vadeci bakış açısı nasıl aşılabilir? Çalışanın değer yarattığı ancak patronun bir anda ölçüsüz zenginleştiği sistemi aşmanın yolları neler olabilir  örneğin?

Çalışanlara hisse senedi vermek mi... Yaratıcı ekibe hisse opsiyonları sunmak mı? Belki de daha radikal fikirler öne sürülecek; göreceğiz.

Kesin olan şey ise bu sistemde parası olanın rantı çok daha güçlü oluyor. Üstelik sermaye koyup risk almakla açıklanmayacak kadar bir fark var lehlerine. Sistem yüzde 1’i mutlu, yüzde 60’ı ona tabi kılmaya devam edecekse bu geniş kitleler tarafından da kabul ediliyor mu?

Sayıca çok olanların dezavantajlı olması bir konu.

Bir başka konu ise kısa vadeci yaklaşımlar. Kazanılan parayı ve karı önceleyen sistemin artık uzun vadeli çok kötü problemler yarattığı aşikar.

Bunların başında kazanılan paranın harcanamayacağı bir dünya geliyor. Yaşadığınız yer cehennemse en çok doları olanın ne farkı olabilir?

Bu yıl Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) belirlediği 10 riskin 5’i çevre ile ilgili.

Avustralya yangını belki de konuşulan konulara bir derinlik ve anlam kazandırdı. Eriyen buzullar bir şeylerin yanlış gittiğine herkesi inandırıyor ancak bir kıtanın yanması bambaşka bir şey.

Yaşananlar tüm dünyayı derinden sarsmış olsa da belki değişimin kapısını aralamış olacak.

Elbette bu değişim için öncelikler, risk algısı ve maliyetler  yeniden ayarlanmak zorunda kalacak. Buna ayak uydurmak için can atan yeni sektörler ve değişimden korunmaya çalışan eski kapitalistler arasındaki dengenin bozulma hızını politikacılar belirleyecek.

Kamunun sarkacı ne kadar çevreci ve sürdürülebilir politikalara kayarsa değişim o kadar hızlı ve güvenli olacak.

*

Değişimi sürükleyecek sektörler ve disiplinler de buranın konusu. Doğal olarak böyle. Yapay zeka ve bilimin geleceği teknolojiye de yön verecek. Mevcut hızıyla teknoloji küresel eşitsizliği azdırmaktan daha iyi bir şey yapmıyor. Tabana yayılan yenlilikçiliği nasıl yönetmeliyiz; işte bunu konuşmamız gerekiyor.

Tüm bunlar olurken kimse kendi hakkından feragat etmek istemiyor doğal olarak. Bu yüzden politikacılar da Davos’talar. Siyaset konuşmak ve ülkelerinin çıkarlarını korumak için.

Korumacı politikalardan uzak durma sözü verip ticaret savaşı başlatan Başkan Trump da burada olacak, ona diş bileyen ancak temkinli davranan Merkel de. Brezilya’nın ekonomik yıldızı Ekonomi Bakanı Guedes burada. Afrika’nın geleceği ve Orta Doğu’da İran’ın yaşadıklarından sonra durumu konuşacak bakanlar...

Küresel para politikaları zirvenin önemli konularından. Keza yeni güvenlik konseptleri ve NATO’nun geleceği de bunlardan biri.

Bu ve diğer konuları tartışmak üzere Türkiye’den (WEF programına göre) 3 bakan burada olacaklar. Berat Albayrak, Mevlüt Çavuşoğlu ve Ruhsar Pekcan. TCMB Başkanı Uysal’ın da burada olması bekleniyor. Türkiye Yatırım Ajansı ve Türkiye Varlık Fonu da bu yıl ağırlıklarını hissettiriyorlar. Uzun yollar sonra Türkiye’nin tanıtımının yapılacağı Türkiye Evi kurulması bu yalın pozitif sürprizi.

Davos 2020 başlıyor...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!