Korona virüsünün Çin dışında görülmesi ile hastalığın küresel bir boyut kazanabileceği korkusu günden güne arttı. Bunun küresel ekonomiye verebileceği zarar tahminleri yapılırken piyasalar da fiyatları ona göre ayarladılar.

Hangi merkez bankası ne kadar destek verir? Ülkeler içinden kimler mali teşvik açıklar?

Bu soruları ve gelişmeleri fiyatlara katan piyasa risk azaltmaya başladı.

Belirsizlik artıyordu ancak yine de her şeyin bir fiyatı vardı. Dibi bulmaya çalışanlar ve hastalığın bahar ayında ortadan kalkacağını düşünenler vardı. Bunların fiyatların yapım sürecinde emekleri vardı.

Ta ki Suud – Rusya petrol savaşı çıkana dek.

Ruslar iki konuya bozuklar. OPEC+ olarak adlandırılan petrol ihraç eden ülkeler ve Rusya örgütlenmesi petrol fiyatını suni olarak yukarıda tutmak için devamlı olarak üretim kesintisine gidiyor. Burada hiç fedakarlık göstermeyen ABD’li kaya petrolü üreticileri yüksek fiyatların kaymağını yiyorlar.

Yetmezmiş gibi tamamlanmasına ramak kalan Kuzey Akım II (Rusya’dan doğrudan Almanya’ya gaz akışın sağlayacak proje) Amerika’nın ekonomik tehditleri ile yarım kaldı. Üstelik Orta Doğu’da Rusya’nın istemediği ne varsa orada Suudi Arabistan var. ABD’nin politika ortağı olarak.

Tahminen bu sebepler ile ve çok kritik bir anda zaman ayarlı olarak Ruslar ortaklığı bozdular. Suud Prens Muhammed bin Salman ise en kritik pazarlara 10 dolara yakın fiyat kırarak ve üretimi artırarak cevap verdi.

Petrolde görülmemiş bir fiyat savaşı başladı. Tarihte görülmüş ikinci büyük yüzdesel düşüş görülünce piyasalar panikledi. Sadece 2 ay önce varili 71 dolar olan Brent petrolün fiyatı pazartesi günü 31 dolar kadar indi.

Şimdi suyun akışını hem de tüm dünya için kim kontrol ediyor!?

*

Korona sebebiyle arz ve talep şokunu bir arada yaşayan dünya şimdi bambaşka bir sorunla yüzleşmek zorunda kaldı.

Petrolün varil fiyatının çökmesinin ne gibi sonuçları olabilir? Her şeyden önce gelir kalemleri çöken enerji şirketlerinin kredilerini ödeyememe sorunları baş gösterecektir. Keza bu fiyatlarla petrol çıkarmak ekonomik değil. Bu sebeple, bu şirketlerin ihraç ettikleri bonolar ve bankalardan aldıkları krediler müphem hale gelmiştir.

Zararlar büyüyecek ve bu şekilde borçlanan şirketlerin alacaklılarına yansıyacak demektir. İşte tam da bu yüzden ilgili sektörün kredibilitesini ve riskini yansıtan göstergeler alarm veriyor.

Enerji ihraç eden ülkelerin dış dengelerinde oluşacak sorunları bire bir örtemeyecekleri düşüncesi zaten koronadan mustarip küresel ekonomi için yeni bir aşağı yönlü risk demek.

Hisse senetleri çöküyor, tahvil faizleri bu sebeple dibi görüyor. Birçok ülke borsasında %8’lere varan satışlar gördük.

Amerika’da güvenli liman arayanların talebi ve bir daha faizlerin yükselmeyeceğini düşünenlerin alımlarıyla 10 yıllık faiz %0,3’e kadar indi. Sadece 2 ay önce %2’ye yakındık oysa…

Almanya’ya borç vermek için %1 cezaya razı oldu bono piyasaları. Durum bu.

*

Nasıl çıkılacak bu sarmaldan?

Sanırım burada teşhisi doğru koymak gerekiyor. Koronanın çözümü belliydi. Fiyatlar yeterince düştüğünde ya da hastalık pik yapma emareleri gösterdiğinde piyasalar alıma geçecekti.

Merkez bankaları finansal koşulları gevşetecekti. Mali tedbirler ile bir süreliğine düşen talep yerine konacaktı.

Ne var ki zaten üstüne para atılarak tedavi edilmesi güç bu hastalığın yanın petrol fiyatı savaşı da eklendi. Son 15 yılını bol para ve ahlaki çöküntünün verdiği hata yapabilme lüksü ile geçiren modern finans kapital için asıl korkutucu olan bu!

Piyasalar bu yüzden çöküyor.

Paranın fiyatı yeniden hesaplanıyor.

Piyasanın krizden çıktığını şu adımlardan anlamamız gerekecek:

Merkez bankaları faiz indirip paranın maliyetini düşürecekler / fazladan fonlama kanalları açarak likidite sıkışmasını önleyecekler / kimi yerlerde varlık alımları ile risk profili tamir edilecek ve portföy dengelenmesi etkisi yaratılacak / mali teşvikler ile talep ve arz zincirinin bozuk halkaları tedavi edilecek

Bunların olması artık çok zaman almayacaktır. Çünkü siyasiler de geç kaldıklarını anlamaya başladılar. Fikrimce izlenmesi gereken ülke Almanya’dır. Onlar yumuşarsa bilin ki herkes yumuşar. Nein yerine ‘ne lazımsa’ içeren cümleler duymaya başlarsak varlık fiyatlarında dip yakın demektir.

O zamana kadar finansal stresi yaşayacağız. Kabul etmek lazım ki petrol olaya yeni bir boyut kattı çünkü.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!