Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Amerika’nın tazyiki ile Çin Halk Cumhuriyeti değişmek zorunda kalıyor. Ülke, aslında bu değişimi çoktan arzu ediyordu. Ancak değişim zamana yayılacaktı. Şimdi işler değişti.

2016 ABD seçimleri ironik biçimde ABD yerine Çin için dönüm noktası oldu. Başkan Trump ve şahin ekibinin politik tercihi ile Çin, küresel hegemonya mücadelesinde iteklenmeye başladı. Ticaret savaşları ve vergiler üzerinden ilerleyen bu mücadele ilerledikçe ABD’nin niyetinin sadece vergileri artırarak ticareti dengelemek olmadığı ortaya çıktı.

Tiktok’un zorla sattırılmaya çalışılmasından ve Huawei’nin gördüğü zulümden zannediyorum ki bunu anlamak kolaydır.

Mesele artık sadece ABD’nin Çin’e meydan okuması da değildi. Çünkü Çinli şirketlerin sadece adilane olmayan bir biçimde ticaretten değil, casusuluktan da suçlandığına şahit olduk. Ne yeni 5G ihalelerinde ne de sosyal medya benzeri formlarda bu şirketler yaşamamalıydı. Bunların hepsi Çin Komünist Partisi (ÇKP) için çalışan ya da günün sonunda Parti’ye bilgi sağlamak zorunda olan emir kullarıydı.

Amerika bunları öne sürüp birçok ülkeyi yanına çekmeyi başardı. Buna inananlar oldu. İnanmak işine gelenler oldu. Korkudan yutmuş gibi yapanlar oldu. Ama sonuçta oldu.

Yetmedi, pandemi sonrasında virüsü bile isteye yaymakla suçlandı Çin. Hatta en iyi ticari partnerlerinden Avustralya bununla ilgili bir soruşturma dahi açtı. Çin’in itibarı git gide gerilemeye başladı.

Birçok uluslararası kurum ve çok sayıda yorumcu tedarik zincirlerinin zaman içinde Çin dışına kaydırılmak zorunda kalacağını yazdı. Planlar yapılmaya başlandı.

Çin, tehlikenin farkında.

Ne Kuşak ve Yol Girişimini ne de başka bir planı, hiçbir şey olmamış gibi uygulamaya çalışmak mümkün değil.

Bu sebeple, Liu He tarafından (ÇKP Başkan Yardımcısı) bir formül düşünüldü. Dual Circulation / İkili Dolaşım olarak adlandırılan bu sistem dış dolaşım ve iç dolaşım olarak ikiye ayrılıyor. Çin, dış satımın eskiden olduğu kadar kolay olmadığını ve bu sebeple içeri dönük üretim yapması gerektiğini düşünüyor. Sistem kabaca bunun üstüne kurulu.

Mao’nun ‘iki bacakla koşmak’ teorisi gibi (Tarım ve ağır sanayi) yine çok amaçlı bir program ile karşı karşıyayız. Onun sonu kıtlık ve geniş kitlesel ölümler ile bitmişti ancak bu program biraz daha ayakları yere basan bir ekip tarafından tasarlandı. En azından bunu söyleyebiliriz.

Aslına bakılırsa, Çin’in içi tüketime dönmesi gerekliliği çok önceleri tartışılmış hatta 2010 yılında özel iç tüketimin ekonomideki payının o zamanki seviyesi olan yüzde 35’ten 45’e çıkarılması gerekliliği programa yazılmıştı. Gel zaman git zaman bu pay sadece 3-4 puan kadar artabildi.

Şimdi sadece dileyerek bu işin olması imkansız. Bu sebeple belli ki teşvikler, programlar ve irade konarak ekonomi ihracattan iç tüketime döndürülmek istenecek. Eski ekonomi ile yenisinin yer değiştirmesi gerekecek.

Bunun önündeki engeller neler?

Her şeyden önce, dıştan içe dönmek üretime oranla tüketimi artırmak anlamına geliyor. Doğrudan tüketimin payından artmasından ziyade. Bu konu epey önemli.

Yeniden dağıtım politikası ile bir tercih yapılacak ve bazı şeylerden vazgeçilecek. Yüksek tasarrufa sahip ülkede (Dünya Bankası yüzde 45 olarak ölçüyor*) insanların birikimlerini harcamaya dönüştürmeleri emirle olacak iş değil**. Hayatın akışına karşı biriktirilen bu tampondan vazgeçmek için sosyal devlet anlayışının gelişmesi gerekiyor. İronik ama komünist Çin’de eğitimden sağlığa kadar sağlanan imkanlar zayıf***. Ayrıca gelir eşitsizliği oldukça yüksek.

Eşitsizliği azaltmak için tasarlanan ‘dibao’ sistemi yorgun ve çok insana dokunamıyor. Nüfus bazlı yurttaşlık ve çalışma hakkı veren ‘hukou’ sistemi ise ülkede yüz milyonlarca göçmen yaratıyor ve sosyal haklar zayıf kalıyor****.

Eşitsizliğin yüksek olması önemli sayıda insanın harcama profilinin düşük kalması demek. Sosyal hakların zayıf olması, insanların harcanabilir gelirlerinin düşük kalması demek. Bir yandan da bu kişilerin haklarını artırmak daha fazla borç demek. Çin’in bunu yapmaya da gücü yok.

Bir başka sorun ise ekonominin yapısı. Sessiz sedasız yapılan sosyal kontrata göre Çin dünya için üretecek ve işçilerin ürettikleri maldaki payı düşük kalacaktı. Yani çalışan kesimin milli hasıladan aldığı pay göreceli olarak düşük kalacaktı. Bu sosyal kontratı şimdi tadil etmek gerekecek. Bu zamana kadar yapılan yatırımların bazıları atıl olmak zorunda kalacak. Bunların siyasi sonuçları olabilir.

Sonuç olarak, birden bire bu değişime gitmek ve tasarruf eden insanları harcamaya yöneltmek kolay olmayacak. Çin’in bun yaparken vazgeçeceği şeyler olacak. Örneğin bazı alanlarda üretim kısılacak. Farklı açıdan Çinli tüketicilerin cazibesi artacak. Bu kesime üretim ya da satış yapmak önümüzdeki yılların önemli temalarından biri olabilir.

Bir belirsizliğe yol almaya başladık...

* https://data.worldbank.org/indicator/NY.GDS.TOTL.ZS?locations=CN

** Bu konuyu Klein ve Pettis ‘Trade wars are class wars’ adlı kitabında derinlemesine tartışıyorlar

*** Genel bir özet için şu çalışma ve ağ bağlantıları takip edilebilir: https://www.cambridge.org/core/journals/social-policy-and-society/article/divided-chinese-welfare-system-do-health-and-education-change-the-picture/2469C3A7B7344D4825638048A5A9A7C4/core-reader

**** Bu yazıyla aynı konuyu işleyen Magnus’un makalesinde de benzer bir argüman var, daha fazla görüş için takip edilebilir, https://blogs.soas.ac.uk/china-institute/2020/09/14/xis-dual-circulation-strategy-can-it-succeed/

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00