Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Amerika tarihinin önemli seçimlerinden biri ile karşı karşıyayız. Hakikat ötesi çağın güçlü temsilcisi Trump ve onun karşısında geleneksel, yerleşik ABD politikalarının bir parça Demokrat soslarla yoğrulmuş rakibi Biden var.

Başkan Trump kazanırsa demokratik ezberlerin bir parça daha aşınacağı, ticaret savaşlarının süreceği ve kısa vadeli ekonomik canlandırma paketinin açıklanacağı bir Amerika olacak. Biden ise yine yüklü bir kurtarma paketi, artan vergiler ve ticaret savaşlarının özellikle Çin ayağının süreceği mesajı veriyor.

Orta Doğu ve Asya politikaları konusunda ise emin değiliz.

Trump kalırsa İsrail destekli ve İran’ı karşı aksa düşman olarak yerleştiren politika sertleşerek devam edecektir. Asya ve Avrupa içinse Biden galibiyeti daha olumlu gibi görünüyor. Çünkü Biden, Trump kadar izolasyonist değil. Önce Amerika mesajını ise daha yumuşak veriyor.

İki adayın da seçim sonrası kısa vadeli paketler ve yüksek harcama meblağları ile altyapı yatırımlarına girişeceğini biliyoruz. Tek fark, Biden bunu daha çevreci yollarla yapmak istiyor gibi görünüyor. İki adayın önde bitirişi de piyasalar adına çeşitli ödüller sunabilir. Net bir adayın desteklendiğini düşünmüyorum piyasalar tarafından.

En büyük risk sayım işlemlerinin çok fazla mektupla oy kullanıldığı için sarkması ihtimali. Trump ve Biden galibiyetleri piyasalar için kötü haber olmaz. Kongre’ye hakim olamayan Biden Başkanlığı problemli bir sonuç olur. Biden’in tulum çıkararak ‘mavi dalga’ yaratması da en olumlu sonuçlardan olur küresel piyasalar için.

Bu seçimlerde ABD Başkanı kim olacak onu öğreneceğiz. Ardından ikili yapıdaki Kongre’nin bu kanatları seçilecek. Temsilciler Meclisindeki (TM) delegelerin tamamı (435) bu seçimle değişecek. İkili meclis yapısının ikincisi olan Senato’da (S) ise üyelerin (100 Senatör var) 1/3’ü bu seçimle yenilenecekler.

Halihazırda Başkan’ın Cumhuriyetçi (C), TM’nin Demokrat (D) ve S’nin C olduğu bir yapıdayız. ABD Başkanı klasik olarak dış politika, kanunlar ve ticaret hayatına ait kararları tek başına alır. Ancak iş bütçe isteme, vergilendirme gibi konulara geldiğinde devreye Kongre girer. Bu sebeple Kongre’nin iki çemberine de hakim olmak büyük avantajdır.

ABD’de 50 eyalet var. Popular vote denen / genel seçimi kazanmak önemli ancak kesin bir galibiyet demek değil. Çünkü çok oy aldığınız kadar homojen dağılan oy almak da önemli. ABD’deki sisteme göre bu 50 eyaletin (Nebraska ve Maine dışında) 48’inde kazanan tüm delegeleri alır kuralı var. Nüfusa göre eyaletler delege üretiyorlar. O eyalette oy sayımını kazanan mümkün olan tüm delegeleri de elde etmiş oluyor.

Teksas’ta 38 delege, Kaliforniya’da 55 delege varken örneğin Vermont’ta sadece 3 delege var. Sırf bu yüzden geçtiğimiz seçimde 3 milyona yakın fazla oy alan Clinton, Trump’a yenik düşmüştü. Burada belirleyici olan -swing states / kararsız eyaletler diyelim-. Bu eyaletler cepte değil. D de olabilir C de. İşte Clinton buralarda geriye düşünce daha fazla oy alarak seçimi acılar içinde kaybetmişti.

*

ABD’de 240 milyon seçmen var. Geçtiğimiz seçimlerde 138 milyon ABD vatandaşı sandığa giderek demokratik haklarını kullandılar. Bu, yüzde 61.32'lik katılım oranı demek. Politik kamplaşma yüksek olduğu için bu yıl daha yüksek katılım bekleyenler de var; bunu göreceğiz. Şu ana kadar yaklaşık 100 milyon oyun erken kullanıldığı düşünülüyor. ABD’de böyle bir imkan var hemen hemen tüm eyaletlerde.

Oyların önemli bölümü postayla kullanıldı. Bu, 2016’daki tüm katılımın yüzde 70’i demek. Yüksek katılım, anti-Trump oyların fazlalığı olarak kabul ediliyor. Bu sebeple ne kadar çok katılım o kadar D galibiyeti olasılığı diye bakılıyor.

Peki kim kazanacak?

Burada takip ettiğimiz 3 gösterge var. Anketler, simülasyonlar ve bahis oranları.

Bahis oranları bir yön göstermek için iyi. Son haftalara kadar açık farkla önde giden Biden hala birçok önemli bahis sitesinde liderliğini koruyor.

Simülasyonlarda da durum değişmiyor. Yüzde 80 ve üzeri oranlarda bu kurgular Biden başkanlığına işaret ediyorlar. Simülasyonlar genel oyu ve delege sayılarını da dikkate aldıkları için iyi fikir verebiliyorlar.


Herkesin daha yakından ilgilendiği anketlerde de durum pek değişmedi. Biden, tüm bu anketlerin ortalamasına göre 6.7 puan önde
.

Burada akla gelen soru şu: Clinton da anket şampiyonuydu fakat seçimi Trump kazandı. Tarih tekerrür eder mi?

Arada bazı farklar var, hemen sıralıyorum.

Clinton anketlerde 2.1 puan öndeydi / Biden 6.7 puan fark atmış durumda

Kararsız eyaletlerde Clinton 1.1 puan önde görünüyordu / Biden 2.8 puan önde buralarda

FBI (ABD gizli servisi) Clinton’un şahsi e-postalarına ilişkin sorunlar rapor etmiş ve oylar düşüşe geçmişti (ekim ayında) / bu yarışta ise iki adayın da herhangi bir ani oy dalgalanması yaşamadıklarını görüyoruz.

Son olarak, anketler güvenilir mi? Aslına bakarsanız evet. Geçen seçimde anketler 3.2 puanlık Hillary Clinton galibiyeti tahmin etmişlerdi. Sonuçta 2.1 puanlık galibiyet geldi. Yani sadece 1 puanla yanılmışlardı.

*

Meselenin bizle ilgili kısmına pek değinmedim çünkü belirsiz bir durumla karşı karşıyayız. Genel kanaat D cephede Türkiye bakışının pek hayırlı olmadığı yönünde. Gel gelelim göreve geldikten sonra gerçek hayat pratiği de böyle mi işler görmek gerekiyor. Henüz çok erken.

Trump kazanırsa zaten hayatımızda bir değişiklik olmayacak.

Çarşamba sabahı sonuca yaklaşmış olacağız. Az kaldı...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00