Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Günümüzü şekillendiren, dünyayı değiştiren... Ancak Türkiye’yi değiştiremeyen üç Türk.

Çok uzun bir başlık atma şansım olsa bunları yazmak isterdim. Hepsi birbiri ile bağlantılı aslında.

Mesele ne hamasi olarak bilimin şampiyonluğunu bizim yaptığımız savını parlatmak ne de ‘bizden olmazı’ anlatmaya çalışmak.

2020’nin tamamının ve önümüzde akacak belirsiz süreli zamanın bir bölümünün dümeni hiç şüphesiz Kovid 19’da. Geçmiş virüs yayılımı tecrübelerinden kitaplarda oldukça kötü bahsediliyor. Çok sayıda vefat, yıllar süren salgınlar...

Bunu bitirenler iki kişi oldu. İki Türk. Özlem Türeci ve eşi Uğur Şahin. Kendileri ya da aileleri çok eskiden Almanya’ya göçmüş insanlarımız. Sonra da buraya dönme ihtiyacı hissetmeyen insanlarımız. Bu karar ne kadar onların cephesinden ne kadar buradaki imkanların lensinden görmek gerekir?

Elbette kişi ve olay bazında değişir. Ancak gerçek şu ki çok farklı gerekçelerle bilimsel üretim için yurt dışı tercih ediliyor. Aziz Sancar’ı Mardin’den ABD’de bir laboratuvara taşıyan da buydu.

Bu iki bilim insanı tarihin akışını değiştirdiler. Kurmuş oldukları Biontech firması ile Pfizer için aşı üreterek dünyanın birçok ülkesinde kovid19 aşısı onayını ilk alan şirket olma unvanını aldılar.

Sağlığın ve insanlığın yolunu nasıl ki Türk çift çizdiyse küresel ekonominin kaderini de bir Türk çizdi. ABD’nin Çin’e karşı açtığı ticaret savaşlarının baş sorumlularından biri aslında bir Türk’tür. Erdal Arıkan ile tanışın...

Huawei dünya lideri olma hayalleri gören fakat aslında yerel bir şirketti. Piyasadaki boşluğu görüp küresel bir yayılma stratejisi izlediler. Fakat öyle noktalar var ki büyük şirketlerin dev bütçeleri ile baş etmek mümkün olmuyor. O bütçeler neye yarıyor? Geniş ve derin araştırma ekipleri kurmaya. Laboratuvarlar kurup üretim geliştirmesi yapmaya ve fikirleri paraya dönüştürmeye.

Ardından hizmetler ve ürünler geliyor. Kimi zaman standartları ve süreçleri, protokolleri bu inovasyonlar belirliyor.

İşte Huawei’nin dönüm noktası da Erdal Hoca’nın (Prof. Dr.) buluşu ile oldu desek doğru olur. En basit hali ile anlatmak gerekirse, bir kanaldan ne kadar fazla bilgi aktarılırsa o kadar gürültü oluyor. Temiz bir aktarım için az miktarda bilgiyi karşıya yollamak gerekiyor. ‘Öyleyse bilgi ile gürültüyü ayrı ayrı yollayalım’ diyen kişidir.

Anlatması kolay ancak bilgi felsefesi, enformasyon teorisi gibi alanlar için bir devrim niteliğindedir. Bu adım sayesinde ilk kez bu Çinli firma standartları belirleyen bir güç haline dönüşmüştür. Güçlü de bir üretim bazı ile birleşince 5G kurulumu ve teknolojisinde Huawei Batılı şirketleri birkaç yıl geride bıraktı.

Başta bu ve daha birçok sebeple Trump, Çinli şirketlerin 2016’dan beri canına okumaktadır. Teknolojik milliyetçiliğin altında rasyonel bir ekonomik savaş yatmaktadır. Çin’in elini güçlendiren ve kendilerini bu cepheye istemden de olsa süren bir Türk’tür.

Burada neden değerlendirilemedi bu fikir?

Cevabı basit. Bu bilgiyi paraya dönüştürecek noktaya biz gelemedik. Türkiye’de üniversitelerde ders veren bu hocanın fikrini Çinliler gördü. Uyguladılar. Kendisine unutulmayacak bir ödül töreni düzenlediler üstelik.

Bunun üstüne uzun boylu düşünmek gerekiyor. Kıymeti ve onu yaratacak insanları pekala çıkarıyoruz. Ancak onların yeşereceği zemini oluşturmaktan uzağız. Kurumsal yapılar, fikir ortamı ve gelişme imkanlarını sunmaktan uzağız.

Bu yüzden devamlı olarak inovasyon demek yerine yeni fikirlerin burada oluşup gerçeğe dönebileceği bütüncül yapıyı tartışma zamanı çoktan geldi Türkiye için. Mesele ne sadece fikir, ne sadece insan. Mesele hepsini gözetecek ‘holistik’ bir yapı kurmak.

Ancak o zaman aşıyı bulup verilerin ve yeni ekonominin geleceğine ortak olabileceğiz. Enflasyon, cari açık ve kur konuşmayı bırakacağız.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!