Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Aralık 2019’da Çin’de başlayan ve ardından tüm dünyaya yayılan kovid19 salgını, ekonomik olarak en az Çin’i etkilemiş oldu. İronik ama gerçek bu.

Son çeyrekte büyüme temposunu artıran ülke böylece yılı yüzde 2,3 büyüme ile tamamlamış oldu. Küresel, büyük ölçekli ülkeler arasında görülmemiş bir performans.

Nasıl oldu bu iş*?

Salgının ekonomik olarak savuşturulmasında hızlı izolasyonlar ve ülkenin izole edilen bölge ile bağının çarçabuk kesilmesi etkili oldu. Çinli verilerin doğruluğunu ‘sahih’ varsayıp hastalık ile mücadelenin çok daha etkin yürütüldüğü bilgisi ile hareket ediyoruz. Bir başka konu, Çin’den bahsedilirken genellikle gözden kaçırılan ölçek konusu. Çin ile ilgili fikri bir eylemde bulunuyorsanız mutlaka o ayrı klasmanı göz önünde bulundurmanız gerekir.

Bu faktörlerin yanına yoğun parasal teşvik ve mali genişleme adımlarını da eklemek gerekir.

Son olarak, kriz zamanlarında denge / fren mekanizmaları zayıf olan ülkelerde tepki sürelerinin hızlılığı konusu da önemli bir çözüm aracıdır. Demokratik kurumların varlığı uzun vadelerde belki daha az krizle karşılaşmanızı sağlar. Ancak aynı kurumlara kıyasla, merkezi ve otoriter bir yapı kısa vadeli çözümlerde daha etkili olabilir.

Son olarak, Asya ülkelerinin uzun yıllara dayanan çeşitli virüsler ile mücadele etme tarihlerini de buraya iliştirmek gerekir. Bu da az buz silah değil. Her şeyden önce insanlar maske takmaya, bulaş gibi kavramlara alışıklar. Bilinç, hastalıklarla mücadele mevzi kazandırabiliyor.

Tüm bu faktörlerle büyüme son çeyrekte hızlanarak yılı tamamladı. Önceki çeyrekte yıllık yüzde 4,9 büyüyen Çin Aralık ile biten çeyrekte yüzde 6,5 yıllık büyümeye terfi etti. Aradaki 1,6 puanlık farkın neredeyse üçte biri sanayi üretiminden geldi.

Sanayi üretimindeki sert artışın sebebi ise ihracattaki artış oldu. Çin, ABD’nin açtığı ticaret savaşına ve sorunlu bir yıl olmasına rağmen ticaret fazlasını 110 milyar dolar artırarak 535 milyar dolara yükseltti. Üretimi destekleyen ise tamamen bu kanal oldu son çeyrekte.

Diğer yandan, perakende satışlar ve yatırımlar kalemlerinde mini yavaşlamalar gördük. Yılın tamamı içinse özellikle tüketimde sert bir geri çekilme yaşandı. Perakende satışlar geçtiğimiz yıl %8 büyürken, 2020’yi yüzde 3,8 daralma ile tamamladı.

İkili Dolaşım felsefesini belirleyen ve iç tüketime dönen ülke için tüketimin payının gerilemesi, olumsuz anlamda not edilmesi gereken bir gelişme.

2021 yılı için Çin’e ilişkin konsensüs büyüme %8 civarında şekilleniyor. Ancak güçlü büyümenin ‘Merkez’ tarafından takip edileceği ve gidişata göre parasal ve mali desteklerin ancak peyderpey geri çekileceği beklentisi hakim.

Bu, aynı zamanda Çin Merkez Bankasının herhangi bir parasal değişikliğe gitmeyeceği ve yuanın sessizce değer kazanmaya devam etmesi anlamına geliyor.

Bu yılın meydan okuması ise ABD’den gelecek. Gelecek ancak neyin geleceği hala belirsiz. Keza Biden yönetiminin nasıl bir pazarlık pozisyonundan başlayacağı bilinmiyor fakat ticaret savaşı, teknoloji savaşı gibi konseptlerin derinleşerek sürmesi kuvvetle muhtemeldir.

Son olarak, yüksek ve verimsiz işlere dönüşen kamu borcu azılı bir düşman olarak pusuda beklemeyi sürdürüyor. Bunun yanına ekonomik dönüşüm sancıları ve kovid19 sonrasında üreticilerin Çin’den usulca başka ülkelere tedarik ve değer zincirlerini kaydırma sorunları listeye giriyorlar.

Çin, geçtiğimiz yılın ve bu yılın yıldızı. Ancak soğuyan bir yıldız...

*Önceki üç çeyreği atlayarak yazdım. Merak edenler bilgileri şurada bulabilirler https://www.haberturk.com/yazarlar/gokhan-sen/2840736-cin-buyume-verisinde-kemiyet-ve-keyfiyet

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!