Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

TCMB Başkanı Kavcıoğlu kamuya açık olarak yaptığı son sunumda yeni mesajlar verdi.

Ekonomik koşullar değiştiği için bir Başkan’ın devamlı yeni şeyler söylemesi normaldir. Ancak Başkan’ın aynı verilere bakarak farklı bir söylem geliştirmesi artık Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın politika değiştireceği anlamına gelebilir.

Başkan, Kovid19 kaynaklı sorunlardan ötürü bazı kalemlerin enflasyonunda sapma görüldüğünü belirtti. Oysa çekirdek enflasyonun daha istikrarlı bir gösterge olabileceğini düşündüklerini açıkladı. Özellikle Kovid19 kaynaklı olağanüstü şartların hüküm sürdüğü dünyada.

TCMB kış aylarından beri hem geçmiş hem de gelecek enflasyonun üzerinde politika faizi belirlemeye söz vermiş ve buna göre politika uygulamaktaydı.

*

Bundan böyle MB’nin enflasyon beklentilerini dikkat alacağını ve çekirdekteki seyre bakarak kararlar alacağını anlıyoruz.

Elbette çekirdek enflasyon da düşük değil ülkemizde. Merkez’in kendi oluşturduğu çekirdek yüzde 17 civarında örneğin. Otomotivdeki son ÖTV ayarlaması ile bir miktar gerilemiş durumda.

Çekirdek de yüksekse neden buraya atıf var?

Çünkü bunun içinde enflasyon sepetinin önemli maddeleri yok. Örneğin barınma, ısınma, gıda vs.

Böylelikle manşete göre daha az ısırıyor ve düşük görünüyor.

Bu da MB’ye faiz indirimi için alan açıyor.

*

İşin tartışmalı kısımları var elbette.

2006’dan bu yana enflasyon hedefleyen TCMB’nin sadece 2 kez hedefini yakalayabilmesi... O başarıların da hedef 7.5 iken yakalanmış olması bir sorun.

Banka’nın bu yılın sonu için yaptığı TÜFE tahminlerini yine bu yıl içerisinde yüzde 9, yüzde 12.4, yüzde 14.2 diye devamlı yukarı güncellemesi başka bir sorun. Üstelik piyasa hala daha yüksek enflasyon beklentisinde. Kaldı ki Orta Vadeli Plan’da da tahmin daha yüksek.

Yurt dışından örnekler verilerek kıyaslama yapılması da başka bir tartışma alanı. Keza ne yazık ki ülkemiz Arjantin’den sonra enflasyon şampiyonu. İçinde bulunduğumuz G20 ülkelerinin, Arjantin hariç hepsini toplayınca 69 puan enflasyon ürettiklerini görüyorum. 18 ülkenin toplam enflasyonları 69.

Bizim tek başımıza TÜFE’miz yüzde 19.25.

Üstelik ÜFE yüzde 50’ye merdiven dayamış durumda.

Demirel’in dediği gibi ‘meseleleri mesele etmezseniz ortada mesele kalmaz’ noktasına gelmiş durumdayız enflasyonda...

*

Peki neden Merkez tüm bu kanıtlara karşı faiz indirmek istiyor?

Kredi koşullarını rahatlatmak için.

Firmaların yeni kredi iştahlarında onlara yardımcı olmak ve maliyetlerini azaltmak için. Kamu bankaları geçtiğimiz yıl kredilerini yüzde 50’ye yakın artırdılar ve bunları çok düşük faizle sağladılar. Şimdi hem bu kredilerin dönmesi hem de bankaların daha düşük oranlarla mevduat toplayabilmeleri gerekiyor. Bu da bir diğer sebep.

Elbette faizler indirerek inmiyor.

Bunun için oyunun asıl oyuncuları olan yerli ve yabancı tasarruf sahiplerinin ve karar alıcıların ikna olmaları gerekiyor.

Zaten risk de burada. Enflasyon gerçekten inmeden ya da enflasyondaki inişten daha sert bir şekilde faizler indirildiğinde finansal koşullar gevşemek yerine sıkılaşıyor.

*

Bu ve bundan sonrası TL varlıklar için ne demek?

Yaklaşık 3-4 aydır TL’nin belirli bir bant dahilinde olumlu şekilde ayrışacağını anlatmaya çalışıyorum. Bundan sonra artık faiz indirimleri gündeme geldiği için bu tema da sonlanmış oluyor.

Faizler için kısa vadede iniş, uzun vadelerde ise enflasyon korkusu ile ya daha sınırlı iniş ya da yükseliş göreceğiz.

Borsa ise kurda hızlı bir bozulma olmadığı sürece bu işten minimum etkilenecek. Ne olumlu ne de olumsuz. Ta ki faiz indirimlerinin boyutu belli olana kadar...

Son olarak, krediler bacağında önümüzdeki 1-2 çeyrek içinde 2 puan civarında gevşeme olabileceğini değerlendiriyorum. Çünkü faizleri indirme isteği güçlü ancak enflasyon da bir o kadar güçlü. Bu da faiz indirimlerinin kredilere geçişini zorlaştıracak bir unsur.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00