Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Amerikan Merkez Bankası (Fed) sonunda baklayı ağzından çıkardı.

Faizini sıfıra yakın belirleyen ve her ay 120 milyar dolarlık tahvil alan Fed artık politikasında değişikliğe gidecek.

Gidecek çünkü Banka’nın 2 hedefi var. Biri yüzde 2 ortalama enflasyonu yakalamak, diğeri en çok istihdamı yakalamak. Enflasyon kalıcı mı geçici mi derken aldı başını gitti. Şu an Fed’in takip ettiği gösterge yüzde 3.6’da. Bizim bildiğimiz TÜFE göstergesi ise yüzde 5.3.

İş yaratmada da önemli kazanımlar var. Kovid krizinde yüzde 13’e fonlayan işsizlik yüzde 6’ya kadar indi. Kimi ay veriler çok tatmin edici olmasa da eğilim oldukça güçlü.

Sözün özü, daha fazla yapay şekilde düşük faiz yaratılmasına ihtiyaç kalmadı. Fed, ikili hedeflerini yakalama mücadelesinde önemli kazanımlar elde etti. Buna rağmen, aylık tahvil alımları sürecek.

Yeni plana göre 120 milyar dolarlık alımlar kasımdan itibaren (Tahminen) her ay 15 milyar dolar azalarak devam edecek. 2022 ortasına geldiğimizde ise sıfırlanacak.

Ne var ki bu arada alımlar süreceği için hazirana kadar 540 milyar dolarlık daha tahvil portföye girecek. Üstelik Hazine gelecek yıl ihraçları kısacağı için bu alımların daha düşük havuzda etkisi de yüksek olacak.

Teorik olarak Fed sıkılaşma fazına geçti demek doğru olsa da aslında hala çok gevşek bir politika ile karşı karşıyayız.

Faiz artışına ise çok var. Noktasal tahminleri ile sonraki faiz seviyesini kestirmeye çalışan Fed Başkanlarına göre 2022’de faizin nerede olacağı belirsiz. Başkanların yarısı faiz artışı beklerken diğer yarısı henüz bunu beklemiyorlar. Yani 0-0.25 aralığında olan Federal fonların faizi acaba yarım puana çıkar mı çıkmaz mı henüz onlar da emin değiller.

*

Bu açıklamalar piyasa için ne demek olacaktı?

Karar öncesine gidelim.

Benim de içinde bulunduğum bir grup enflasyonun geçici olduğuna ve Fed kararının çok da önemli olmayacağına vurgu yapıyordu. Geçen hafta Çarşamba alınan bu karardan bugüne kadar piyasaların sakinliğine bakılırsa planda bir değişiklik yapmaya gerek yok.

Karardan ötürü herhangi bir portföy dağılımında değişiklik olacağını düşünmüyorum keza konsensüs bu yöndeydi.

Şimdi karardan bağımsız olarak hayatın akışını anlamaya çalışalım.

ABD’de enflasyon yüksek ancak herkes bunun geçici olduğu yönünde mutabık. Bu beni rahatsız ediyor. Özellikle yaklaşmakta olan kış sebebiyle en geç 8 hafta içinde enerjinin de yeni yüksekler yapmasıyla enflasyon korkularının küresel piyasaları rahatsız etme potansiyelini bir kenara yazalım.

Diğer yandan, ABD büyümesi oldukça güçlü görünüyor. Her ne kadar hem ABD’de hem de dünyada büyüme döngüsünün zirvesini gördüysek de bu eğilim faizlerin yönü için bir mesaj veriyor.

Varlık alımlarının azaltılmasının bana göre en doğrudan etkisi oynaklıklar üzerine olacaktır. Likidite miktarını değiştirmek riskin fiyatını değiştirmek demektir. Yani sermaye akımlarının yönünü ya da miktarını bu değişiklik tek başına belirlemez ama piyasaya enjekte edilen volatilite bir parça artacak demektir. Tamamen teorik konuşuyorum, bu bir kural değil elbette.

Alt alta yazalım.

Büyüme kuvvetli, enflasyon yüksek ve enflasyon riski düşük fiyatlanıyor. Üstüne oynaklığın artışı için en açığından bir yeşil ışık yakılmış.

Bunlar bana faizlerin yükselişi için uygun bir ortam gibi göründü.

Bu ortamda doların gelişmiş ülke paralarına karşı güçlü olacağı düşüncesindeyim. Gelişen ülkelerin ise genel olarak güçlü büyümeleri ile dolara karşı kuvvetli kalmaları en makul senaryo. Elbette Hindistan, Güney Afrika gibi faiz artırmaktan çekinen ülkelerin ya da memleketimiz gibi enflasyonu kontrol edemeyenlerin durumları farklı olacaktır.

Sonuç olarak ABD faizlerinin istikrarlı bir şekilde yukarı gitmesine, enerji krizi ile birlikte zirve yaparak sonra tekrar makul bir patikaya dönmesine hazır olmak gerekir. Bu süreçte 10 yıllıkların yüzde 2, 30 yıllıkların yüzde 2.5’i zorladığı günler olasıdır.

Doların güçlü, faizlerin nispeten yüksek olduğu bu senaryo evreninde değerli metallerin dolar cinsinden prim yapması oldukça zor görünüyor. Bunu da bir not olarak düşmek gerekir.

Sonuç olarak, Fed’in Demokles’in kılıcı gibi sallanan varlık alım azaltımı açıklamasını nihayet yapmasını epeyce olumlu karşılıyorum. Yükselen faizler küresel risk iştahı için bir risk olmaktansa bir gösterge niteliğinde olacaktı. Ta ki yüksek enerji maliyetleri ile birleşip risk unsuru olana kadar. Enflasyon riskinin oldukça rahat şekilde fiyatlanmasını global piyasalar için en büyük risk olarak okuyorum.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00