Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        YENİ BİR VİTES Mİ OLUMLU BİR ADIM MI?

        ADALET ve İçişleri Bakanlığı’nın ortaklaşa yürüttükleri çalışmaya göre, internet üzerinden işlenen suçlara hızla müdahale etmek için Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde IP (Internet Protokol Adresi) takip merkezi kurulacak. Merkez, ‘zararlı’ ya da ‘suç oluşturan’ yayın ya da videoları bulunduran sitelere ilişkin IP numaraları ve bulundukları adresleri belirleyecek. Bu yayınların kim ya da kimler tarafından konulduğunu tespit edecek. Suç unsuru bulunan sitelerin kapatılması için iki yöntem tartışılıyor. Birincisi yargı kararıyla suç oluşturan sitelerin IP’lerine müdahalede bulunmak. Ancak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde (kişi hak ve özgürlükleri gibi) 24 saat içinde yargı kararının getirilmesi koşuluyla ilgili siteye ve IP’ye müdahale edilecek. “Sanal ortamda işlenen suçların önünü kesmeyi” hedefleyen bu düzenleme internet yasağında, sansürde yeni bir vites mi yoksa olumlu bir adım mı olur? Konunun uzmanlarına sorduk, farklı yanıtlar şöyle...

        İnternet Polisi ‘kara liste’ kıyısındaki Türkiye’ye bir darbe daha vurur

        HABERTÜRK Gazetesi Teknoloji Editörü NECDET ÇALIŞKAN:

        Türkiye’nin dünya bilişim haritasındaki görünümü çok da hoş değil. Bu imajın üstüne bir de yurtdışından eklenen ses ve görüntülere müdahale yetkisi olacak bir internet polisi kurulması Türkiye’nin imajına bir darbe daha vuracaktır

        KURULMASI planlanan IP (İnternet Polisi!) Takip Merkezi’ nin dünya bilişim haritasındaki yeri zaten pek de iç açıcı olmayan Türkiye için yeni kısıtlamalar silsilesi getireceği açık. Yurtdışı örneklerinde de internetteki içeriğin özellikle çocukların ve gençlerin ruhsal gelişimini olumsuz etkilemesinin önüne geçmek için arayışlar muhakkak ki var. Ancak bu merkez, son 10 yıldaki hızlı gelişimi ile ‘dünyaya açılma kapısı’ olarak da adlandırılan internetin, mantığına bir ‘gümrük duvarı’ çekecektir. İnternet özgürlüğü ile hukuksuzluk örnekleri de savunulmamalı ama bu merkeze verilmesi planlanan ve yurtdışından eklenen ses-görüntülere müdahale hakkı da interneti dünyaya açılan kapımız olmaktan çıkarabilir. Üstelik sanal ortamdaki zararlı yayınlarla mücadele konusunda BTK bünyesinde faaliyet gösteren İnternet Daire Başkanlığı da var. Böyle bir durumda devletin kurumları arasındaki eşgüdümü sağlamak yerine yeni bir ‘yasakçı’ merkez yaratmak, internetin kara listesinin kıyısında dolaşan Türkiye’nin imajına bir darbe daha vuracaktır. Merkezin geniş yetkileri düşünüldüğünde günde 200 sitenin yasaklandığı ve erişim engeli olan internet sitesi sayısının 6 bini geçtiği Türkiye’de önümüzdeki günlerde kaç sitenin açık kalabileceğini tartışmaya başlayabiliriz

        İstanbul Bilgi Üni. Bilişim ve Teknoloji Hukuku Enstitüsü Üyesi Avukat MEHMET BEDİİ KAYA:

        ‘Polise sansür yetkisi vermek ifade özgürlüğünü daraltır’

        İNTERNET Yasası olarak da bilinen 5651 sayılı Kanun, hem adli makamlara hem de TİB gibi bir idari birime erişimin engellenmesi konusunda yetki vermektedir. Hem adli hem de idari makamların yetkisinin bulunduğu bir alanda polis gibi yeni bir birime yetki verilebilmesi için haklı bir gerekçe olmalıdır. Eğer polis 5651’de sayılan suçlar için faaliyette bulunacaksa, devletin iki ayrı kurumu aynı konuda yetkilendirilmiş olmayacak mıdır? Katalog suçlar dışında genel sebeplerle engelleme gerçekleştirilecekse, düzenleme polise sansür yetkisi vermiş olmayacak mıdır? 5651 sayılı Kanun zaten yer ve erişim sağlayıcılar ile internet kafeleri, trafik verilerini belirli bir süre saklamakla yükümlü tutmaktadır. Ayrıca TİB’i “erişimin engellenmesi kararının” konusunu oluşturan yayınları yapanları tespit etmesi halinde Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunmakla yükümlü tutmaktadır. Tüm bu hükümler karşısında yeni düzenlemenin ifade hürriyetine ilişkin özgürlük alanını daraltmaktan başka ne gibi bir boşluk dolduracağı belirsizdir.

        Sabah Gazetesi Teknoloji Yazarı TİMUR SIRT:

        ‘İnternet Anayasal hak gelişigüzel yasaklanamaz’

        BU tür yasaklamalarla ilgili kamuoyunda zaten bir tedirginlik var. Bu IP Takip Merkezi hayata geçtiğinde alınacak yasaklama kararlarının hangi kanuna dayandığı konusunda bilgi paylaşımında eksikler yaşanırsa Türkiye’yi sansür ülkesi gibi gösteren haberlerin ardı arkası kesilmeyecek. Hangi kanuna dayandığı, bu yasakları kimin getireceği, kimin yetkili olduğu kanunda belirli. Bunların dışında polisin bir siteyi kapatma hakkı yoktur. İnternet, haberleşme özgürlüğünün bir parçası, Anayasal hak olduğu bir noktadayken yasaklarla Türkiye’nin avunması hiç doğru olmuyor.

        Türkiye Bilişim Derneği (TBD) Hukuk Çalışma Kurulu Başkanı Av.MEHMET ALİ KÖKSAL:

        ‘Bireysel özgürlüğe müdahaledir, bu yasakla hukuk değil polis devleti oluruz’

        POLİSİN görevleri arasında suçu önlemek vardır. O yüzden de polis bununla ilgili mücadelesini yapar, bunda hiçbir tereddüt yok. Müstehcen siteler Türk Ceza Kanunu 326. maddesi kapsamında suçtur. Türk Ceza Kanunu’nda suç olarak sayılan ya da özel kanallarda suç olarak sayılan siteleri takip etmek, gerekli kişiler, suç işleyenler hakkında soruşturma yapmak, dosya oluşturup savcılığa intikal ettirmek, savcı ve hâkimin kararlarına göre devamında hareket etmek polisin görevidir. Sorun şurada başlıyor ben oturup bu suçu önleyeceğim diye internetteki tüm iletişim trafiğini denetlemek için bir merkez kurarsam, bu defa kişisel mahremiyeti ortadan kaldıran, yani bireysel özgürlükleri tehdit eden bir noktaya gelmiş oluruz. Polisin takip etmesinde hiçbir sorun yok, genel olarak tüm IP internet iletişimle izleyeceğim demek o zaman başka bir noktaya geliyorsunuz. O zaman polis devleti oluruz, hukuk devleti olmaktan çıkarız.

        ‘Zararlı sitelerin önüne geçmek için mantıklı çözüm, başarılı olur’

        Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. ATA ÖNAL:

        ‘Zararlı siteler maalesef var. Önüne geçilmesi için böyle mantıklı bir yol izlenmeli. Burada yöntem elbette ki çok önemli. İyi niyetli, uzman kişiler çalışırsa sağlıklı sonuç verir’ SANSÜR mü getirir yoksa yarar mı, bu uygulama hayata geçtiğinde bunu kullanım şekli gösterecek. “Ben kötü bir şey yakaladım kapattım” denirse olmaz. Kamuoyunu bilgilendirerek ilerlenmesi lazım. Bulunan bir bilgi varsa bunun ortaya dökülmesi, “Böyle bir şey bulunmuştur, şu gerekçelerle kapatılmıştır” denilmesi ve bu çalışmaların şeffaf bir ortamda yapılması gerekir, bu şekilde ilerlerse doğru işler ve başarılı da olur. Bu tür zararlı siteler maalesef ki var ve bunun önüne geçilmesi için böyle bir yol izlenmesi mantıklı. Burada yöntem elbette ki çok önemli. İyi niyetli, şeffaf, uzman kişiler tarafından desteklenen bilinçli bir ortamda çalışılabilirse sağlıklı sonuçlar verir. Sansür ülkesi demek için keyfi uygulamalar olması lazım ama böyle olacağını sanmıyorum.

        Shift.delete.net Yazı İşleri Müdürü AYKUT GÖKER:

        ‘Sansürle ilgisi yok olması gereken bu’

        BU kararı internetteki sansürle bağdaştırmamak lazım çünkü burada bambaşka bir şey hedefleniyor. İnternetteki bazı şeyleri, örneğin pornografik içerikleri 10-12 yaşındaki çocukların görmemesi gerek ya da Afrika’da insanların yakıldığı videolar var. Bırakın çocukları, yetişkinlerin bile ulaşmaması lazım bunlara. Dolayısıyla bu konu sansürle karşılaştırma yapılacak bir konu olmamalı, bu hata olur. İnternette mide bulandırıcı şeyler var. Ebeveynler kontrol etmiyorsa çocuklar her şeye ulaşabilirler. Youtube’u yasaklayınca ulaşmanızda hiçbir sakınca olmayan video klipleri de izleyemiyorsunuz. Orada bir haksızlık var ama site yasaklanmaları olması gereken bir şey.

        Diğer Yazılar