Tatsız, tuzsuz bir ekran macerası izledik. İşin bu noktaya gelmesinde tartışma programının mekanı, dekoru, yapılış şekli, biraz zoraki olarak gerçekleşiyor olması, moderatör arayışları ve nasıl gerçekleşeceğine dair yürütülen müzakerelerin de etkisini görmek lazım.

İşin siyasi şov tarafını ilgililere bırakarak, daha çok projelere odaklanıp kimin ne söyleyeceğini, neyi vaat edeceğini veya ilginç fikirlerle ekran başındakileri şaşırtacaklarına odaklandım ama nafile bir çaba oldu.

Cumhur İttifakı İstanbul adayı Binali Yıldırım’ın heybesi doluydu. Ulaştırma Bakanlığı, Başbakanlık, Meclis Başkanlığı, ara dönemde İzmir Belediye Başkanlığı adaylığı tecrübesiyle tartışmanın konuğu oldu. Millet İttifakı İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu ise Beylikdüzü Belediye Başkanlığı tecrübesine 31 Mart seçimleri sonrası 18 günlük İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemini de eklemiş, hatta elinden mazbatası alınan mağdur bir siyasi olarak ekrandaydı.

Ancak iki tarafında temkinli tutumları, arka planda kurmayların süreci yönetmeye çalışmaları keyifsiz bir tartışma ortaya çıkardı. Ancak böyle bir tecrübeyi de deneyimlemiş olduk.

Seçimlere kadar ikincisi olursa daha verimli bir tartışma ortaya çıkacaktır ancak bir spor salonunda değil, iki tarafında davetine icabet edeceği, deneyimli bir moderatörlüğünde sunumuyla bir kanalda tekrarlanırsa kamuoyu tartışmayı değil, tartışılanları ve adaylara daha fazla odaklanabilir. Böyle bir tartışmanın seçim sürecine, İstanbul seçmeninin bilgilenmesine ve tercihlerine katkı sunabilir. Tartışma mevzusunu gündeme getirip, netice alınmasında ciddi katkısı olan Didem Yılmaz moderatörlüğünde ikinci bir tartışma da Habertürk’te olsa fena olmaz.    

Tartışmada proje olarak en fazla konuşulan, atıf yapılan İstanbul’un ulaşım meselesiydi. Binali Yıldırım’ın uzun süre Ulaştırma Bakanlığı görevi, İstanbul’daki tüm büyük projelerdeki imzası, bir dönem İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO) Genel Müdürlüğü yapmış olması ulaşım konusunu daha cazip hale getirdiğini şüphe yok.

Ancak Ekrem İmamoğlu da işin ulaşım tarafına hazırlıklıydı. Deniz ulaşımından İstanbul’un giderek daha az faydalandığını rakamlarla aktardı. Metro hatlarının azlığına dikkat çekti. İstanbul şehir merkezindeki paralı karayolu geçişlerini sınır dışına taşıyacaklarına dair vaatleri de dikkatimi çekti. Zira bu konuya hassaten Mahmutbey Gişeleri'nde yaşanan trafik sorunu sebebiyle ben de defalarca örnek vererek gündeme getirdim.

Evet, İstanbullu neden şehir içinde evinden işine giderken yoğun trafiğe sahip olan paralı yollara mahkum. Hem paralı hem yoğun. İstanbul Havalimanı için paralı yollar sıkıntılı bir durum.

Aslında ulaşım açısından büyük resme bakıldığında Binali Yıldırım’ın İstanbul’da hayata geçirdiği büyük projelerle bir farkındalık oluşturması beklenir ama o farkındalık olmuyor. Çünkü tam anlamıyla bitmiş, her açıdan verimli çalışan büyük proje yok. Marmaray Tüp Geçiti’nin iki ucu kesik köprü durumu var. Merkezi Brüksel’de bulunan Uluslararası Toplu Taşıma Birliği (UITP) kriterlerine göre kullanan yolcu sayısı az. Verimlilik ölçüleri içinde değil. Çünkü projenin devamındaki hatlar çeşitli sorunlardan hizmete sokulamadı.

Avrasya Tüp Geçit için henüz bağlantı yollara bitirilmiş değil. Geçen yıla göre geçen araç sayısındaki düşüş var. Boğaz’da İbrahim Çeçen ve İtalyan Astaldi imzası taşıyan Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde de eksiklikler ve sıkıntılar söz konusu. Kuzey Otoyolu da henüz bitmedi.

İstanbul Havalimanı’nın ulaşım sorunu da ancak gelecek yıl bitecek ama mevcut 3 karayolundan ikisinin paralı olması vatandaşta negatif etki yaratıyor. Benzer durum İzmit Körfez Geçiş Projesi’nde Osmangazi Köprüsü için de geçerli. Projelerin büyüklüğü ile buraların kullanımında vatandaştan talep edilen rakamların yüksekliği ciddi bir tezat oluşturuyor. Bu projelerde imzası olan siyasilerin hanesine müspet yansıma olmuyor.

Binali Yıldırım’ın Atatürk Havalimanı’na yönelik projesi ve temellendirdiği gerekçeleri de hoşuma gitti. “Bir bölümü Millet Bahçesi, bir bölümü ise Fuar ve Kongre Merkezi olacak” dedi. Evet en başından beri Atatürk Havalimanı’nın iyi bir planla İstanbul’un hatta Türkiye’nin ihtiyacı olan donanımlı Fuar ve Kongre Merkezi olması gerektiğini yazıyorum.

Çünkü İstanbul maalesef bu açıdan da ihmal edilmiş durumda. Salonları, kongre merkezi ve fuar alanları sanıldığı gibi yeterli değil. Olanlarında konumu yanlış. Bir çok organizasyonu bu yüzden kaybediyoruz. Yukarıda ismini zikrettiğim UITP bu sebeplerden İstanbul’da kongre yapamadı. Bildiğim kadarıyla Ekrem İmamoğlu’nun da yeşili bol olacak şekilde bir Atatürk Havalimanı Projesi var.

Özetle, iki adayın projelerini konuşacağı ikinci bir tartışma programı hiç de fena olmaz.   

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!