Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) pazar verilerine göre, fiber abone sayısı 5 yıllık dönemde yaklaşık ikiye katlanmış. Türkiye'de fiber abone sayısı 2015-2019 döneminde 1,5 milyondan 2,9 milyona çıkmış. Mesele ne kadar arttığı değil, ne kadar artması gerektiği ve bunun karşılanıp karşılanmadığıdır.

Dolayısıyla telekomünikasyon sektörü bir çok ülkede yıldan yıla katlanarak büyürken, ekonominin büyümesine hizmet ederken Türkiye’nin durumunu nedir? Sektörün büyüme hızı doğru şekilde ilerliyor mu? Ona bakmak gerekiyor.  Daha önce telekomünikasyon sektörünün olması gereken hızda büyümediğini, fiber altyapının ihmal edildiğini ve yatırım modelinde sorunlar olduğunu defalarca yazdım.

Fakat yanlış örnekler ve istatistiklerin doğru ele alınmamasıyla telekomünikasyon sektöründeki gerçeklerin gölgeleniyor olması Türkiye adına iyi bir şey değil. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ve Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Ali Taha Koç’a sorun bakalım telekomünikasyon sektörünün büyüme hızını, ulaştığı noktayı yeterli buluyorlar mı? Dünyanın en büyük 20 ekonomisi arasında yer alan Türkiye, bu sektörde nerelerde?  

Elbette telekomünikasyon sektöründe yatırımlar oluyor. Bir önceki yıla göre büyüme gerçekleşiyor. Ama atılan adımlar istenen seviyede olmadığından, büyüme hızı da düşük kaldığından Türkiye bu alanda aslında geri kalıyor. Sektör özellikle altyapı tarafında istenen seviyeyi yakalayamıyor. Bunu nereden ve nasıl anlamalıyız? TÜİK veya BTK’nın verileriyle bir önceki yılla kıyaslanan rakamlardan anlamak mümkün değil. Türkiye’nin yarıştığı, rekabet ettiği ülkelere, dünyadaki gelişmelere bakmak gerekiyor.

Global gelişme hızının çok gerisindeyiz. Bu durum Türkiye’ye dünya liginde çok gerilerde kalmasına sebep oluyor. İşte rakamlar. Daha önce bu köşeden paylaşmıştım. TÜİK neyse, ama BTK yetkililerinin, hassaten Ulaştırma Bakanlığı’nın bu detayları iyi incelemesi, okuması gerekiyor.

Türkiye’nin geçen yıl (2018) küresel ‘Telekomünikasyon Gelişmişlik Endeksi’ndeki yeri 89’ncu basamaktı. Yani dünyanın 89’ncu ülkesiyiz. BTK ve TÜİK rakamlarına göre 5 yılda fiber abone 2 kat büyümüş, ama bir de bu büyüme hızının Türkiye’yi ne kadar geriye götürdüğüne bakalım.  Türkiye 2003’te 59’ncu ülkeyken, 2010’da 68, 2012’de 80, 2014,’te 86, 2016’de 88 ve 2018’de ise 89’ncu olmuş. Gelişmemiş, 15 yılda, 30 basamak geri gitmiş.

Bitmedi ‘e-Devlet Gelişmişlik Endeksi’ndeki durumuna da bakalım. 2003’te 49’ncu, 2012’de 80, 2014’te 71, 2016’da 68 ve 2018’de ise 53’üncü olmuşuz. Altyapıdaki duruma göre kısmen iyi, ama Türkiye’ye yakışan bir tablo değil.

Türkiye ekonomisinin büyümesi, üretimin artırılması ve ihracatın hızla yükselmesi arzu ediliyorsa, önce bu tabloların düzelmesi şart. Her iki gelişmişlik endeksinde dünyanın ilk 20 ülkesi arasına giremedikten sonra Türk ekonomisinin büyümesi zor olur.

 

‘İmar Barışı’ yıkımından, yeni kentsel dönüşüme

‘İmar Barışı’ adımı Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Mehmet Özhaseki’ye nasıl bir katkı sundu, başarı hanesine neler kattı? Yorum yapmak zor. Ancak ortada bir gerçek var ki Özhaseki, Ankara Belediye Başkanlığı’nı kaybetti. Ülke de ‘İmar Barışı’ ile kaybetmeye devam ediyor. Sadece ve sadece ‘İmar Barışı’ ibaresiyle usulsüzlüklere teşvik kapısı aralandığı için iş çığırından çıktı.

‘İmar Barışı’na ‘Şu tarihten sonrakiler baş vuramaz’ gibi uyarıları da unutun. ‘İmar Barışı’ ile birlikte yola çıkıp, imar yasasına çiğneyenler, hazine arazisine, site ortak alanlarına, tahsisli alanlara, otopark, yangın merdiveni, yeşil alan olarak ayrılan yerlere konanlara bile ‘İmar Barışı’na başvurma hakkı verildi.

Daha vahimi bu konuda adli makamlara, belediyelere ulaşan şikayetlerde ‘İmar Barışı’ başvuruları toplanıncaya kadar beklemeye alındı. Yani haksız, hukuksuz yapılaşmanın önü açıldı.

Belediyelerde bu durumu işlerine geldiği için kullanıyorlar. İmar yasasını çiğneyenlere teşvik eder gibi göz yumuyor, sessiz kalıyorlar. Karışıklık onların da işine geliyor.

Başakşehir Belediyesi’nde bizatihi şikayetim olduğu için durumu çok iyi biliyorum. En başta belediyeler imar yasasını çiğniyor. Hatta kendilerine görüş soranlara da ‘Siz yapın, biz görmeyiz. Ancak şikayet olursa, sıkıntı yaşanabilir. Ona da bakarız.’ Hemen hemen tüm belediyelerde genel yaklaşım bu. İçişleri Bakanlığı müfettişlerine hatırlatmış olayım.

Hasılı yasaya, mevzuata uyan, hakkını ve haddini bilen vatandaşı çileden çıkaran bu tarz barış ilanları, belediyelerin de işine geliyor. Bir yönüyle devletin, milletin malına, arazisine konan, hatta çalanlara, belediyeler de ‘barış’ atmosferinde daha fazla kapılarını açıyorlar. Dürüst vatandaşların gözleri önünde rahatsız edici bir paylaşım, can sıkıcı kanun çiğnemeler ve hukuksuzluklar sergileniyor.

Halihazırdaki Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un bu ‘İmar Barışı’ adımından çok hoşnut olduğunu sanmıyorum. Kentsel dönüşümün yeni yol haritasında bakalım bu rahatsızlıklar ne kadar yansıyacak.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!