Gelecek yıllarda nasıl bir dijitalleşme tablosuyla, akıllı ürünler ve yapay zeka etkisiyle karşılaşacağımızı kestirmek zor. Ancak şu an bile eğitimde, sanayide, sağlıkta, tarımda kısacası hayatımızın her yerinde ve her sektörde hızla dijitalleşme yaşanıyor. Mobil iletişim yaşamımızı baş döndürücü bir hızla farklı noktalara taşıyor. Devletlerin de en önemli meselesi artık dijitalleşme...

Dijitalleşme mevzusunu biraz daha yakından tanımak ve telekomünikasyon sektörünün bu hususta neler yaptıklarını yakından görmek ve deneyimlemek üzere İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Teknopark’ta yer alan Vodafone Future Lab’ı ziyaret ettim.

Vodafone Genel Müdür Yardımcısı ve İcra Kurulu Üyesi Hasan Süel ve Kurumsal Çözümler Direktörü Berna Kulaksız ile birlikte şirketleri geleceğin teknolojileriyle buluşturabilmek amacıyla hayata geçirilen yeni nesil Ar-Ge ve teknoloji deneyim laboratuvarında ilginç bir tecrübe yaşadım.

Vodafone’nun Nesnelerin İnterneti (IoT) alanındaki teknoloji bilgi ve birikimini aktardığı merkezinde, büyüklü küçüklü tüm işletmelerin dijitalleşmeye paralel olarak iş yapış şekillerini dönüştürebilmelerine ve yakalayacakları rekabet avantajıyla işlerini büyütebilmelerine katkı sunacak fırsatlar söz konusu.

Geleceğin laboratuvarında Vodafone Ar-Ge ekibi ve İTÜ doktora öğrencileri çalışıyor. Yeni projeler üretiyorlar. Hatta projesi olanlara da imkan verip, destekliyorlar ve bu laboratuvar geliştirmesine yardımcı oluyorlar. Ortaya çıkan ürünlerde yine bu merkezde, işletmelere yani kullanıcılarına sunuluyor.

Halihazırda tamamına yakını yerli 30 çözüm ortağıyla geliştirilen 34 akıllı teknoloji çözümü Future Lab’da minimalimize edilmiş örnekleriyle deneyimlenebiliyor. Future Lab, Uçtan Uca Çözümler Alanı, Vodafone İnovasyon Çalıştay Odası, 5G Odası, İTÜ Ar-Ge Alanı olmak üzere 4 farklı sahadan oluşuyor.

Uçtan Uca Çözümler Alanı’nda dikkatimi çeken tarım ülkesi Türkiye için gelecek vaat eden güzel bir örnekten bahsedebilirim. Nesnelerin İnterneti (IoT) çözümlerinin verimli kullanılması halinde, üretimde ve kalitede yaklaşık yüzde 25 artışa, girdi maliyetlerinde ise takriben %50’ye kadar tasarruf sağlayabileceği belirtilen bir teknolojik destek ürünü bu. 

Tarlaya yerleştirilen bu istasyonlar, toprağın nemini ve kalitesini, ayrıca hava durumunu anlık takip edebiliyor. Ayrıca haşere, doğal afet gibi konularda erken uyarı veriyor. Tüm bilgiler de bir mobil uygulama üzerinden takip ediliyor. Gerisi çiftliğin, tarlanın, seranın sahibine kalıyor. Ayrıca kameralar aracılığıyla bu alanlar canlı olarak uzaktan da takip edilebiliyor.

Başlıkta ne demiştik; ‘Nereye kadar dijitalleşeceğiz?’ Böyle bir laboratuvarı dolaştıktan sonra açıkcası bunun sınırını bile hayal etmenin mümkün olmadığı ortaya çıkıyor.

İran'ın Türkiye’deki otomobil macerası!

Yaklaşık 12 yıl bir gurup gazeteciyle İran’a gitmiştik. Davet de, davet sahibi de ilginçti. İranlı otomobil firması Khodro Company (IKCO) “Samand” marka otomobiliyle Türkiye pazarına girmek için gerekli adımları attığından işin tanıtım tarafı içinde bizleri davet etmişti. Tahran’da IKCO’nun fabrikasını gezdik, yetkililer bilgiler verdi, dinledik. Yanılmıyorsam IKCO’nun 3 modelini de incelememiz için hazırlamışlardı. Öyle test sürüşü falan değil, ‘dışardan bak, içine otur çık’ tarzı tuhaf bir tanıtım.

IKCO’nun modellerini görünce, ‘Bunları Türkiye’de kim neden alsın?’ sorusuna kafamda cevap aramaya çalıştım. Ama cevabı yoktu. Nitekim çok uygun rakamlara rağmen Türkiye macerası da kısa sürdü. Şimdi tersi bir durum söz konusu. Aynı IKCO bu defa İran’ın yaşadığı sıkıntılı ambargo süreci sebebiyle Van’da fabrika kurup, ürettiği otomobilleri Türk tescilli olarak İran’a gönderecekmiş.

Neden Van? Çünkü Tahran’daki ana fabrikaya çok yakınmış. İran’da, Kanada’da ve Türkiye’de üretilen parçalar Van’daki fabrikada son montaj hattında nihai ürüne dönüşecekmiş. Fabrikanın Van’da kuruluş amacı belli olduğuna göre bakalım buradan nasıl bir hikaye çıkacak!

Otoyol ve köprülere dinamik fiyat, yabancıya beleş tarife!

Yaklaşık 5 yıldır yazdığım bir konuyu; Otoyol ve köprüleri yabancı plakalı araçların bedava kullandığı, trafik cezası ödemediği konusunu bu hafta bir kez daha yazdım. Hiçbir ilgili bakanlıktan ve kamu kurumundan ses çıkmadı. Tepki gelmedi. Akabinde Habertürk’te ilginç bir haberi Olcay Aydilek verdi:

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı otoyol ve köprülerde ‘dinamik fiyatlandırma’ modeline hazırlanıyormuş. Böylece vatandaş bazı gün ve saatlerde ücretli yolları daha ucuza kullanacakmış. Habere sevineyim mi, üzüleyim mi bilemedim.

Çünkü yabancı TIR ve otoların zaten bedava kullandığı paralı otoyol ve köprülerin Türk vatandaşları için birazcık daha ucuz olacak olması bir anlam ifade etmiyor. Bunun sevindiren tarafını bırakın, yabancı araçların durumunu bilenler için haber olacak yanı bile yok.

İlgili bakanlıkların bu meseleyi çözemeyerek Türkiye’yi yol geçen hanına çevirmelerinin bu vesileyle gündeme getirilmesi daha isabetli olurdu. Çünkü yabancı araçların yükü zaten Türk vatandaşının sırtında. Ulaştırma Bakanlığı dinamik fiyat uygulamasıyla yükün ağırlık noktasını değiştirmeye çalışıyor. Keşke buna harcadıkları enerjiyi yabancı plakalı araçlardan trafik cezası, otoyol ve köprü ücretlerini tahsil edecek sistem için kullansalar...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
1881 -
1938